|
DİL VE KONUŞMA ÖZÜRLÜLER
1- İLETİŞİM,
DİL VE KONUŞMA
Dil kazanımı
insanların yaşamları sırasında başardığı en karmaşık işlemlerden
birisidir. Genellikle çocuklar dili kendi doğal çevrelerinde herhangi
bir sorunla karşılaşmadan kazanmaktadır. Bu nedenle dil kazanımının ne
kadar karmaşık bir süreci içerdiği özellikle dil gelişiminde bir
bozukluk olduğunda görülmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarını
anlayabilmek, değerlendirebilmek için temel olan kavramların bilinmesi
gerekmektedir.
İletişim, dil ve
konuşma kavramlarının hepsi çocuklarda anadilin kazanılmasını ve
güçlüklerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu konuda bazı sorular
sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örnek olarak “Bir çocukta bunlardan
hangisi problemdir?” veya “Hepsi aynı şeyi mi ifade etmektedir?”
A- İletişim
Bir bilginin,
duygunun ve düşüncenin dil kullanılarak (sözel iletişim) ya da dil
kullanılmaksızın (sözel olmayan iletişim) ifade edilmesi yöntemidir.
B- Dil
Bilgilerin
iletilmesi amacı ile alışılmış bir düzen içinde sembollerin, seslerin ve
jestlerin düzenlenmesidir. Dil, sözel veya yazılı olabilir.
Dil bir toplumun
kültürünün, geleneklerinin, bilgi birikiminin bir sonraki kuşağa
aktarılmasını sağlayan bir araçtır. Her sosyal durum için vazgeçilmez
olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu aktivitelerin amacı iletişimdir,
insanlar mesajlarını diğerlerine aktarmaya çalışmaktadır. Dil, insanlar
arasındaki en etkin iletişim yoludur. İnsanlar bir arada yaşadıkları her
yerde birbirleriyle anlaşmak için bir sistem geliştirmişlerdir.
C- Konuşma
Dilin
kullanılmasıdır. Dilin sembolik birimlerinin yerine geçen sesleri
çıkarmak için kullanılan bir seri kas harekettir. Bize basit gelen bir
sözcük için kaslar ve vücut organlarını biz seri olacak şekilde
kullanırız.
Dil gelişimi
kişiden kişiye farklılık gösterir. Dil gelişimi ile ilgili genellemeler
yapılması mümkün olsa da, bu genellemeler her çocuk için doğru değildir.
Çocuklar arasında dil gelişimi yönünden büyük farklılıklar vardır. Bu
nedenle, bir çocuğun dil bozukluğu hakkında konuşurken çok dikkatli
olunmalıdır. Çünkü, çocuğun dil gelişimi aşağıda tanımlanan dönemlere
tamamen uymayabilir. Bu dönemlerden farklı gelişim gösteren bir çocuk
ile ilgili olarak aşırı heyecanlanmak da bir hata olabilir. Ayrıca,
çocuğun normal gelişim sırasından bir sapma gösterdiği durumlar da
dikkate alınmalı ve izlenmelidir.
Çocuklar farklı
hızlarda gelişim gösterirler. Hangisinin normal olarak kabul edileceği
konusu çok farklılık göstermektedir. Çocukların dil ve konuşma gelişimi
açısından genel olarak baktığımızda, dili kullanma yönünden ailelerin
bilmesi gereken temel gelişim aşamaları vardır.
2- DİL VE
KONUŞMA GELİŞİM DÖNEMLERİ
Çocukluk çağından
itibaren normal gelişim evrelerinin ve normal davranışın hangi dönemde,
neyi ifade ettiğinin bilinmesi ortaya çıkabilecek bozuklukların erken
teşhisinde büyük faydalar sağlamaktadır.
Konuşmadaki
fonksiyon bozuklukları ile mücadele erken dönemde başlatılmakta ve
ileriye yönelik daha başarılı adımlar atılmaktadır. Bu amaçla günümüzde
teşhis ve tedavi amaçlı pek çok yöntem başarı ile uygulanmaktadır.
A- Çocukluk
Çağı Normal Gelişim Evreleri
Doğum Öncesi
Dönem;
Ağız ve yüz
yapıları ve fonksiyonlarındaki değişim günümüzde anne karnında yapılan
bazı yöntemlerle ortaya konulmaktadır. Damak gelişiminin gebeliğin 12.
haftasında tamamlandığı düşünülürse, daha önce yapılan ultrason
incelemesi bu dönemde ortaya çıkabilecek bu tip problemlerin önüne
geçilmesini sağlayabilir.
Anne karnında
bebeklerde yutma gelişimi 12. haftada, emme gelişimi 18-24 haftalar
arasında belirginleşmektedir. 34. haftada çocuk ihtiyaçlarını
karşılayabilecek emme ve yutma becerisine sahip olmaktadır. Yapılan
pekçok araştırma, anne karnında ağız kontrol ve koordinasyonda zayıf
olan bebeklerin ileri yaşlarda ciddi fiziksel, algısal problemler,
konuşma ve lisan gelişiminde gerileme, beslenme ihtiyaçlarını
karşılamada zayıflıkları olduğunu göstermiştir.
Bebeklik
çağından itibaren düzenli yapılan tetkik ve çalışmalarla pek çok
problemin önceden teşhisi ve erken rehabilitasyonu (tedavi ve eğitim)
mümkün olabilmektedir.
Doğumdan sonra
aileye, çocuğun gelişimini doğru bir şekilde değerlendirmesi
öğretilmeli, normal olmayan davranışlar görüldüğünde mutlaka bir uzmana
başvurulması gerektiği belirtilmelidir.
Anneler,
çocuklarının iletişim, dil ve konuşma gelişimlerinin normal bir seyirde
devam edip etmediğini görebilirler. Bu amaçla, yaşlara göre bebek ve
çocukta görülmesi gereken davranışlar aşağıda sıralanmıştır:
Doğum ve ilk
3 aylık Dönemde Bebek;
§
Bebek, başını tutabilir,
§
Düzenli olarak annesini
emebilir ve gücü yeterlidir,
§
Beslenmesi sırasında ya da
sonrasında öksürme, kusma, morarma vb. şikayetler olmaz,
§
Beslenirken genelde
huzurludur,
§
Sürekli ağlamaz,
§
Sık sık üst solunum yolu
enfeksiyonu geçirmez,
§
Her ay belli miktar kilo
alır,
§
Acıktığı zaman ağlar, sık
yutkunur veya çevresine bakınır,
§
Sesinde değişiklik
görülmez,
§
Annesini tanır ve
gülümser,
§
Onunla konuşulduğunda ve
ona dokunduğunuzda size cevap verir,
§
Çevresi ile ilgilenir.
3-6 ay
arasındaki Dönemde Bebek;
§
Bebek emerken dil ve dudak
kuvvetinde azalma olmaz,
§
Eline aldığı her şeyi
tanımak için ağzına götürür,
§
Beslenirken ağzını daha
kontrollü kullanır,
§
Ağzını kullanarak balon
yapma gibi oyunlar oynar
§
Vücuduna dokunulmasından
hoşlanır ve çevresine daha fazla ilgi gösterir,
§
Sesleri taklit etmeye
çabalar,
§
Sizin ona olan sevginizi
anlar ve size karşılık verir,
§
Çevreden gelen uyarılara
karşı farklı tepkiler verir,
§
Sesleri tanımaya başlar,
§
Sesleri birleştirerek
basit heceler kurabilir.
7-11 ay
arasındaki Dönemde Bebek;
§
Ses çıkarırken harflerin
yerlerini değiştirerek kullanır,
§
Onunla konuşurken
yaptığınız hareketleri taklit edebilir,
§
Duyduğu seslerin
anlamlarını ayırt edebilir,
§
Basit sorulara yüz ifadesi
(hareketleri) veya işaretle cevap verir,
§
‘Baba' ‘mama' gibi basit
kelimeleri söyleyebilir,
§
Yüz ifadesinde
(hareketlerinde) değişiklikler yapabilir,
§
Ses tonundaki
farklılıkları anlayabilir ve farklı tepkiler verir.
12-17 ay
arasındaki Dönemde Çocuk;
§
Dikkatini iki dakika
süreyle bir oyuna veya işe verebilir,
§
Basit emirleri anlar ve
yerine getirir,
§
Tanıdığı nesneleri
birbirinden ayırt edebilir,
§
Resimleri birbirinden
ayırt edebilir,
§
Tek kelimelik ifadeleri
kullanabilir.
18-23 ay
arasındaki Dönemde Çocuk;
§
Kendi vücut kısımlarını
tanıyabilir,
§
Söylenilen emirleri düzgün
anlar ve yerine getirir,
§
Objeleri isimlendirebilir,
§
Kelime hazinesi genişler.
24 ve üstü
aylarda Çocuk;
§
İki ya da üç kelimelik
cümle kurabilir,
§
Kendi başına oyunlar
üretebilir ve uzun süre oynar.
B- 0-5 Yaş
Arasındaki Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi Aşamaları
0-6 Aylık
Bebeğiniz;
§
Gıı, oo- ah-ah gibi
gığıldama ve ağlama seslerini çıkarabilir,
§
Sese karşı gülümseyerek,
bakarak, susarak veya ses çıkararak tepki verir,
6-12 Aylık
Bebeğiniz;
§
“ba-ba” “mmm” gibi sesleri
taklit eder,
§
Eliyle bay-bay yapar,
§
Basit konuşmaları anlar,
§
Küçük oyunlar oynar
(“bebek nerede?” gibi) .
12-18 Aylık
Çocuğunuz;
§
3-5 kelimeyi söyleyebilir
(“anne”, baba”, “bay-bay”, “mama” gibi),
§
İsteklerini size işaret
ederek gösterir,
§
Anlamsız sözcükleri ve
sesleri birleştirir,
§
Söyleyebildiklerinden daha
fazlasını anlar.
18-24 Aylık
Çocuğunuz;
§
Birden fazla tek kelimeyi
söyleyebilir. Fakat, birçok sesi hatalı çıkarır,
§
İki kelimeyi
birleştirebilir (“anne araba” gibi),
§
Hâlâ anlamsız kelimeleri
kullanır,
§
Basit soruları anlar (“Top
nerede?” gibi).
2-3
Yaşındaki Çocuğunuz;
§
Daha uzun cümleler
kullanır fakat, bunlar çoğu zaman dilbilgisi kuralları açısından eksik
olabilir (“Baba iş gitti” gibi),
§
Birçok kelimeyi söyler.
Fakat, bunları hâlâ yanlış telaffuz edebilir,
§
Sorular sorar ve bunları
yanıtlar,
§
Söylediklerinizin
birçoğunu anlar.
3-4
Yaşındaki Çocuğunuz;
§
Daha uzun ve karmaşık
cümleler kurar,
§
Günlük konuşma dilindeki
sözcüklerin çoğunu kullanır,
§
Konuşulanların çoğunu
anlar,
§
Bir çok soru tipini sorar,
§
Konuşmaları diğer insanlar
tarafından kolaylıkla anlaşılır.
4-5
Yaşındaki Çocuğunuz;
§
Cümle ve kelimeleri
yetişkinlerin söylediklerine benzer bir şekilde söyler,
§
Basit hikayeleri anlatır,
§
Seslerin bir çoğunu doğru
söyler,
§
Söylenilenleri anlar ve
hatırlar.
|
Çocuklar;
3 yaşına
kadar [b,c,d,g,h,m,t] seslerini,
4 yaşına
kadar [n,p,j,s] seslerini,
5 yaşına
kadar [ç,f,ğ,k,ş] seslerini,
6 yaşına
kadar [l,r] seslerini,
8-9 yaşına
kadar [v,j,z] seslerini, büyük bir çoğunlukla üretmeyi
başarabilir. |
3- ÇOCUKLARDA
KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİNİN DESTEKLENMESİ
A- Anne ve
Babanın Çocuğuna İletişim Ortamını Sağlaması
Bebekler, doğuştan
dil ve konuşma yeteneğiyle doğarlar; ancak yönlendirme çok önemlidir.
Araştırmalar, çocuğun nasıl ve ne zaman konuşmayı öğrendiği konusunda,
ailesinin desteğinin olumlu etkisi olduğunu göstermektedir.
Dili kullanmayı
öğrenmek göreceli bir süreçtir. Bebekler, çevresinde konuşulan dili
dinlemekten mutlu olacaktır ve duyduklarını, pratik yaparak konuşmayı
öğrenecektir. Önce kendisine söylenen şeyleri anlamaya, daha sonra da
sözcükleri tek tek kullanmaya başlayacaktır. Başlangıçta bu sözcükleri
tutarsız olarak kullanabilir. Daha sonra bu sözcüklerle basit cümleler
kuracak ve en sonunda da daha uzun ve anlaşılır cümleler kurarak, hangi
sesleri nasıl kullanacağını doğru olarak öğrenecektir.
Çocukların
konuşmayı öğrenme sürecinde desteklenmesi için aşağıda bazı öneriler
verilmiştir:
§
Çocuğunuza konuşmak için
zaman ayırın. Onun kendisini ifade etmesini sağlayın.
§
Onunla konuşurken sıranızı
bekleyin, bir şey söyleyin ve size yanıt vermesine fırsat tanıyın.
§
Günde en az bir saat,
onunla yüz-yüze konuşmak ve kitap okumak için zaman ayırın.
§
Odadaki televizyon, radyo,
video, müzik ve bilgisayar oyunları gibi değişik seslerin olmadığı
ortamda iletişim kurmayı deneyin.
§
Az konuşmanın çocuğunuzun
sizinle konuşmasını zorlaştıracağını unutmayın.
§
Konuşurken çocuğunuza
bakın ve size dikkat ettiğinden ve dinlediğinden emin olun.
§
Çocuğun ifadesinde
kullandığı yanlış sözcükleri, "yanlış kullandın" gibi uyarmalar yerine,
doğru model olarak, kısa cümle içinde tekrar edin.
§
Dilin, iletişim için
gerekli olduğunu ona hissettirin. İşaretle ya da nesnenin ismini
söylemeye çalışarak, bir şey istediği zaman; örneğin "Süt mü
istiyorsun?" gibi yönergelerle, ona hem uygun konuşma modeli olun hem de
istediği nesneyi vererek kendisini ödüllendirin.
§
Çocuğunuzun her sözcüğü
söyleme çabasını övgü ile pekiştirin.
B- Aile - Çocuk
İletişim Becerilerini Geliştirme Önerileri
Birçok aile,
çocukların nasıl ve ne zaman konuşması gerektiğini bilmekte güçlük
çekerler. Ancak, her çocuğun iletişim beceri kapasitelerinin farklı
olduğunu unutmamak gerekir. Aynı ailedeki çocukların konuşmayı öğrenme
süreleri farklı olabilir. Burada önemli olan, çocuğun dil gelişiminde
tutarlı bir süreç göstermesidir. Ailelerin, çocuklarının dil
gelişimlerini desteklemek ve iletişim kurabilmek amacıyla, her gelişim
döneminde yapabilecekleri aşağıda sıralanmıştır;
0- 6 ay
arasında
§
Şarkı ya da ninni
söylerken, onun yüz hareketlerini taklit edin.
§
Beslenme, altını
değiştirme ve banyo saatlerini konuşma saatlerine dönüştürün.
§
"ce" oyunları gibi
oyunları oynayarak çocuğunuzla olan karşılıklı iletişiminizi geliştirin.
§
İsmini söylediğinizde size
bakması için onu teşvik edin.
§
İletişim çabasıyla
çıkardığı bütün sesler için olumlu ifadeler kullanın. Örneğin: "Ne güzel
gülüyorsun?" gibi.
6-12 ay
arasında
§
Seslerin farkına vardıkça,
(örneğin telefon çaldığında) ne olduğunu ona açıklayın.
§
Ne söylediğinizi anlaması
için ona zaman tanıyın.
§
Günlük aktivitelerinizi
tanımlamak için aynı ifadeleri kullanın."Ayşe'nin banyosu", "yatma
vakti" gibi.
§
Nesneleri gösterip, doğal
bir konuşma ortamında isimlendirin.
§
Parmak oyunları oynayın.
§
Çocuğunuzu kitaplarla
tanıştırın; kitapta bulunan, basit ve günlük yaşantısında çok
karşılaştığı nesneleri isimlendirin
12-18 ay
arasında
§
Çocuğunuzla konuşurken
basit ve kısa cümleler kullanın.
§
Doğal bir formda, ancak
yavaş, anlaşılır ve açık konuşun.
§
Çocuğunuzun kelime
hazinesini geliştirmek için, tercihli kelimelerle soru sorarak ona model
olun. Örneğin; “elma ya da muz ister misin?” gibi.
§
Oynayabileceği bazı
oyuncakları sağlayın. Örneğin; oyuncak bir telefon. Telefon konuşma
taklitleri yapabileceği en iyi oyuncaktır.
18-24 ay
arasında
§
Yaptığınız işleri ve bu
işlerin ne olduğunu anlatın.
§
Bazı günlük işleri
birlikte yapın, böylece konuşacak çok şey olacaktır.
§
Çocuğunuzun oyun içinde
gerçek nesnelerle oynamasını teşvik edin, örneğin; gerçek yiyecekler
kullanılan bir çay partisi gibi.
§
Resimli olay ya da nesne
kartlarıyla grup oyunları oynayın, bulmacalar çözün.
§
Geçmişten, günümüzden ve
gelecekten söz edin; “bugün ne yaptınız?”, “yarın babaanne gelecek”
gibi.
§
Eğer çocuğunuzun
çıkarabildiği bir ses veya hece varsa (örneğin; ba), öncelikle bu sesle
başlayan çevresindeki nesneleri kelime hazinesine kazandırmayı
hedefleyin. Örneğin; ‘bardak' gibi. Bu kelimeyi basit cümlelerde ve
duruma uygun ifadeler içinde kullanın.
§
Hedeflediğiniz ve
çıkarabildiği seslerin bulunduğu resimli kelime kartları hazırlayın. Bu
kartlarla evin içinde çeşitli oyun ortamları hazırlayın. Karttaki resmi
göstererek ismini söyleyin. Kelimenin nasıl söylendiğini duymasına
yardımcı olun. Bazen ona da sorarak resmi isimlendirmesini isteyin. Her
ne şekilde isimlendirme yaparsa yapsın, doğru kabul edin ve resmin
ismini tekrar edin. Örneğin; Evet bu bir "bardak". Daha sonra /b/
sesiyle başlayan diğer karta geçin. Unutmayın, bu sadece bir oyundur,
çocukları zorlamak ve eğitimci rolü oynamak çocuğunuz için gereksiz ve
hatalı olacaktır. Kendi gelişim süreci içinde yalnızca onu desteklemeyi
hedef alın.
2-3 yaş
arasında
2-3 yaş döneminde,
aileler çocuklarının kullandığı sözcüklerde bir "patlama" olduğunu
görürler. Her durum için bir sözcükleri vardır ve sürekli "neden?"
tipinde soru yöneltirler.
§
Çocuğunuza "edatları"
öğretebileceğiniz oyunlar oynayın. Örneğin; "topu kutunun 'içine'
koymak" veya "masanın 'üstünden' atmak" gibi.
§
Yaptığı resim hakkında
konuşabilmeniz için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın.
§
Diğer çocuklarla oyun
oynayarak iletişim sağlayabilmesi için fırsatlar yaratın.
§
Kitap içindeki eylemleri
tanımlayarak, onları kısa cümlelerle anlatın. Anlattığınız cümlelerle
ilgili her olaya ilişkin hemen soru yöneltin. Her ne cevap verirse
versin, tekrar sorunuzun cevabını bir de sizden duyması ona uygun
konuşma modeli olmanız açısından etkili olacaktır. Örneğin; "Evet çocuk
ayakkabısını giyiyormuş" gibi.
3-5 yaş
arasında
3 ve 4 yaş
arasında sıklıkla "kim?", "nerede?" ve "ne?" ile başlayan soru
cümlelerini kullanabilirler. Cümleleri daha uzundur ve konuşması daha
akıcıdır. Çocuklar, 4-5 yaş arasında kendisine söylenen her şeyi anlar
ve anlaşılır bir şekilde konuşur.
3-5 yaş
arasındaki çocuklar ile oynanabilecek oyunlar.
§
Büyük-küçük, sert-yumuşak
gibi zıtlıkları içeren oyunlar oynayın.
§
Çocuğunuza 10'a kadar
saymasını öğretin ve sayı sayma oyunları oynayın.
§
Yazıları taklit edebilmesi
için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın.
§
Konuşmalarınızda zamana
ilişkin kavramları kullanın (bugün, yarın, daha sonra, gelecek hafta
gibi).
§
Çocuğunuza olaylara
ilişkin hisleri ve duyguları hakkında konuşma fırsatı tanıyın ve
paylaşımda bulunun.
§
Kendinize ait kelime
oyunları, tekerlemeler, hikayeler yaratın.
§
Kelime bulma oyunları
oynayın.
§
Bir kelimenin hangi sesle
başladığı veya herhangi bir sesle başlayan kelimenin bulunması gibi
seslerin farkında olunmasını sağlayan oyunlar oynayın.
4- KONUŞMA VE
DİL GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN SORUNLAR
A- Zihinsel
Özür
Zihinsel özür,
kavramların algılanması ve günlük yaşam için gerekli becerileri
etkilemekte, dil ve konuşma gelişiminde gecikmelere ve bozukluklara
neden olmaktadır. Çocuğun zeka yaşının normalin altında olması nedeniyle
bu sorunlar ortaya çıkar. Lisan gelişimi de zihinsel gelişimi gibi geri
kalabilir. Genelde eğitilebilir düzeyde olan çocuklar, lisan ve kendine
bakım konularında eğitim ile üst düzeylere çıkarılabilir.
Öneriler:
Ailelerin ya da bu konuda
çalışacak eğitimcilerin sabırlı, esnek ve hoşgörülü davranışlar
göstermesi gerekir. Zihinsel özürlü çocuk samimi ve sıcak davranışlar
görmek ister, eğitimcisine güven duymak ihtiyacı hisseder. Çocuğun
çabaları desteklenmeli, sık sık takdir edilmelidir. Çocuğun başarı
duygusunu tatmasını ve kendine güven duygusunu geliştirmek için çocuğun
başarılı deneyimlerinin olmasını sağlayacak ortamlar oluşturulmalıdır.
Çocuğun başarılı
olduğu durumlarda mutlaka ödül kullanılmalıdır.
Ödülün yanı sıra
ceza ve mola verme gibi yöntemler de kontrollü bir şekilde
kullanılabilir. Zihinsel engelli çocukların öğrendiklerini çabuk
unutmamaları için çok tekrar gereklidir. Somut bilgiler ve becerileri
yaşayarak, yaparak, deneyerek öğretmeye çalışmak gereklidir.
Zihinsel engelli
çocuğa kazandırılacak her bilgi ve becerinin o andaki ve gelecekteki
yaşamı için bir anlamı olmalıdır. Çocuklara boş zamanlarında kendi
başlarına yapabilecekleri faydalı bir beceri öğretilebilir.
B- Fiziksel
Özür
Konuşma
organlarındaki fiziksel yetersizlikler ya da algılama ve tanımada
kullandığımız el gibi organların çalışması ve yapısındaki engeller
cisimlerin algılanmasını, tanınmasını ve günlük hayatta kullanılmasını
güçleştirmekte, dil ve konuşmada problemlere yol açmaktadır.
C- Duyusal Özür
İşitme kaybı,
görme özürü, tat alma duyusunda yetersizlik, dokunma duyusu bozuklukları
konuşma ve dil becerilerini etkileyen önemli duyulardır.
D- Duygusal
Yoksunluk
Çocuğun gelişimin
destekleyecek, pekiştirecek, güvenlik duygusunu sağlayacak anne-baba ve
çevrenin olmaması konuşma ve dil becerilerinin gelişmesini olumsuz
etkiler.
E- Uyaran
Eksikliği
Çocuğun dikkatini
çekecek uygun araç ve gereçlerin olmaması dil ve konuşma gelişimini
olumsuz yönde etkiler.
F- Psikolojik
Bozukluklar
Konuşma sırasında
ortaya çıkan güvensizlik ve kaygılar sonucunda konuşmanın bozulmasıdır.
G- Uzun Süren
ve Sık Tekrarlayan Hastalıklar
Gelişim süreci
içerisinde ortaya çıkan, çocuğun dış çevre ile bağlantısının kesilmesine
neden olan uzun süren hastalıklar, nörolojik ve psikolojik bozukluklar,
çocuğun dil ve konuşmasını ortaya koyma becerisini azaltmaktadır.
H- Otizm
Organik veya
genetik sebeplere bağlı beyin zedelenmelerinin yol açtığı, sosyal ve
iletişim becerilerinin gelişmesini engelleyen ve davranış bozukluklarına
yol açan bir bozukluktur. Otizmi olan çocuklar ve yetişkinler, iletişim
kurmakta güçlük çekerler. Arkadaşlık duyguları ve karşıdaki kişilerin
duygularını anlama konusunda yetersizdirler. Çeşitli takıntılar, değişik
davranış şekilleri ve özel korkular geliştirebilir. Günlük yaşamın
becerileri ile başa çıkmada uzman yardımına ihtiyaç duyarlar.
Konuşma lisan
gelişimini etkileyen diğer nedenler; kardeş sayısı, sırası, aile yapısı,
cinsiyet ve konuşulan dildir. Karşılaşılan bu tip problemler çocuğun
öğrenme ve uygulama becerisini azaltır.
5- KONUŞMANIN
GENEL ÖZELLİKLERİ
İnsanın
Doğası ve Büyüme
Lisan gelişiminin
hızı temel olarak, kalıtsal lisan yeteneğindeki bireysel farklılıklara
bağlıdır. Fiziki ve psikolojik olgunluk, kişilik, yapı, zeka ve cinsiyet
ile ilgili bireyler arasındaki farklılıklar, kişiden kişiye değişen
konuşma gelişimindeki farklılıkları açıklamaktadır. Örn; genellikle
kızlar erkeklerden daha önce ve daha kolay konuşurlar.
Çevresel
Etkiler
Ailenin sosyal ve
ekonomik seviye ve yapısı, eğitim düzeyi veya büyük kardeşlerin
olmasının lisan gelişiminde önemli etkisinin olduğu bilinmektedir.
Gelişim Hızı
Çocuklarda
konuşmanın gelişim hızı, zamanı ve özelliklerinde çeşitli farklılıklar
vardır. 2 yaşın sonunda, özellikle erkek çocuklarında, konuşmanın
başlamasında gecikme görülebilmektedir. Ancak, bu sonraki lisan
gelişiminin gerileyeceği anlamını taşımaz. Bununla birlikte bazen normal
olmayan bir başka durumu (tümör veya hormonal hastalıklar gibi)
gösterebileceği unutulmamalıdır.
Lisan gelişiminin
ilerleyişini konuşma organlarının çalışma kapasitesi kadar, görsel ve
işitsel dikkat, işitsel hafıza, işitme ve dokunma ile ilgili kontrolün
geri bildirim mekanizmaları da etkilemektedir.
6- KONUŞMA VE
DİL BOZUKLUKLARI
A- Fizyolojik
Konuşma Güçlüğü
Sesin
çıkarılmasında meydana gelen hatalar konuşma bozukluğu olduğunu
göstermez. Bu durum, lisan gelişiminin normal bir süreci olarak
değerlendirilebilir. Beyindeki işitsel algılama ve yorum hataları,
konuşma organlarının sesi çıkarma için gerekli hareketleri
tamamlayamaması, yapılan hataların nedenlerinden bazılarıdır.
Kelimelerin son seslerini söylememe, kelime içindeki seslerin
benzerlerini kullanma, seslerin yerini değiştirme, sesleri uzatma ya da
kaydırma gibi söyleyiş hataları vardır.
B- Gecikmiş
Konuşma
Çocuğun beklenen
yaşta ve şekilde konuşma-lisan becerilerinde sınırlılık olarak ifade
edilebilir. Fiziksel ve zihinsel gelişimdeki genel bir gerileme
nedeniyle 3. yaşın sonuna kadar dil gelişiminin olmamasıdır. Bu gerilik
çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir.
Gecikmiş
konuşmanın nedenlerini; organik yetersizlikler ve elverişsiz konuşma
çevresi olarak ikiye ayırabiliriz. Organik yetersizlikler; beyindeki
merkezi sinir sistemi yaralanmaları, virüs enfeksiyonları, hormonal
bozukluklar, konuşma organlarındaki yapı bozuklukları, işitme kaybı veya
hafıza bozukluklarıdır. Elverişsiz konuşma çevresi ise, güdülenme
azlığı, çevrenin sessiz olması, yetersiz öğretme teknikleri, anne ve
baba arasındaki sorunlar, çocuğa karşı davranışlarının uygun olmaması,
yeni bir kardeşin doğması veya ikiz kardeş durumu gibi problemleri
içermektedir.
Öneriler: Tedavide
genel prensip, erken tanı ve eğitimdir. Bu konuda uzman tarafından
bireysel eğitim programları ve aile eğitim programları ile uygun terapi
teknikleri önerilir. Çocuğun ilk söylediği kelimeler övülmelidir. Onay
gördüğünü ve sevildiğini hisseden çocuk kendisini tanımlayabilir ve
konuşmasını geliştirebilir.
Konuşmanın
kazanılmasında her çocuk farklı gelişim hızına sahiptir.
Pek çok şeyin
erken yapılmasını beklemek kesinlikle zararlıdır. Eğer çocuk konuşmada
gecikme gösteriyorsa, uygun teşhis ve tedavi uzman bir ekip tarafından
yapılmalıdır.
C- Telaffuz
Bozuklukları
Belirli konuşma
seslerini telaffuz etmede veya kullanılan dilin kurallarına uygun
söylenilmesindeki güçlüklerdir. Bir ya da birkaç sesin çıkarılmasındaki
problemler kelimelerin anlaşılmasını etkileyebilir. Telaffuzun,
konuşmanın anlaşılmasına katkısı çok fazladır.
Telaffuz bozukluğu
olan çocuklar genellikle konuşmaya geç başlamışlardır ve çok yavaş
ilerleme gösterirler. Bu durum, lisanda gelişme geriliği gösteren
çocukların tümünde mevcuttur. Bu çocuklar aşırı hareketli, dalgın,
dikkatsiz, ilgisiz ve çoğunlukla utangaç görünürler, fiziki ve
psikolojik gelişmeleri de geri olabilir. Kısa cümleler halinde
gelişmemiş telaffuz ile konuşurlar. Telaffuz bozuklukları orta kulak
enfeksiyonu; dudak, diş, dil, burun ve damak gibi konuşma organlarında
yetersizlikler; bu şekilde konuşmayı alışkanlık haline getirme; gelişim
geriliği ve genetik nedenlerden meydana gelebilir.
Öneriler:
Tedavide öncelikle; damak,
dudak, diş ve dilin yapısı veya hareketlerindeki bozukluk varsa tedavi
edilir. Telaffuz bozukluğu olan çocukların kulak hastalıkları ve işitme
kaybı yönünden de değerlendirilmesi gereklidir. Doğru telaffuz, görme,
işitme ve dokunma duyuları kullanılarak öğretilmelidir.
D- Kekemelik
Konuşmanın
akışında, ritminde veya akıcılığında bir bozukluk olması durumudur.
Kekemelikte konuşmadaki ritim bozukluğunun yanında, ayrıca kaslarda
aşırı kasılma, yüzde, ellerde ve ayaklarda tikler görülebilir. Konuşmada
tekrarlamalar, bloklar, uzatmalar ve eklemeler görülebilir. Nedenlerine
yönelik birçok görüş olmasına rağmen, organik ve çevresel etkenler
üzerinde durulmaktadır.
Öneriler:
Çocuğun akıcı olmayan
konuşmasına dikkati çekmeyin ve eleştirmeyin. Çocuğunuzun konuşma
bozukluğuna üzülmeyin, şimdilik onun konuşma şeklinin böyle olduğunu ve
her şeyin normal olduğunu kabul edin. Konuşması için cesaretlendirin,
geniş arkadaş çevresi olmasını ve sosyal faaliyetlere katılmasını
sağlayın. Size bir şey söylemeye çalışırken dikkatinizi ona verin.
Ayrıca, bu konuda uzman kişilerden mutlaka yardım alın.
E- Afazi
Beyinde meydana
gelen hasar sonucu, dil ve konuşmanın bozulması ve anlaşılamamasıdır.
Çok farklı şekillerde ve derecelerde afazi tipleri bulunmaktadır. Genel
olarak afaziler 3 gruba ayrılır:
§
Konuşmanın akıcı olduğu,
anlamanın zayıf olduğu duyusal afaziler,
§
Konuşma akıcılığının
zayıf, anlamanın tam olduğu motor afaziler,
§
Konuşma ve anlamanın
tamamen bozulduğu total afaziler.
Öneriler:
Afazinin terapisinde hedef,
hastanın hastalık öncesi durumuna dönmesinden çok, mümkün olduğu kadar
bağımsız olmasıdır. Afazi terapisinde, en üst seviyede iletişimi
sağlamak, lisan eksikliklerini mümkün olduğu kadar düzeltmek ve değişmiş
yaşam koşullarını kabullendirmek hedeflenir. Amaç, hastaya mümkün olduğu
kadar bağımsız yaşamayı ve erişebileceği en üst seviyede iletişim
kurmayı öğretmektir.
F- Apraksi
İstemli konuşmanın
üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan
bozukluk sonucu otaya çıkan motor konuşma bozukluğudur. Normal kas
tonusu ve koordinasyonuna rağmen, amaca yönelik hareketler yerine
getirilemez. Seslerin çıkarılması için gereken kasların
pozisyonlanmasında güçlük vardır. Konuşma organlarında amaca yönelik
davranışların ortaya konulamamasıdır. Kişi ifade etmek istediği şeyi
söylemekte zorlanmaktadır.
Öneriler:
Tedavide üzerinde önemle
durulması gereken şey dikkattir. Hastanın dikkatini toplaması için zaman
verilmeli ve yardımcı olunmalıdır. Hasta, doğru konuşması için motive
edilmeli. Hastayı depresyona ya da kızgınlığa itecek telkinlerden
kaçınılmalıdır. Kişiye mümkün olduğunca sabırlı davranılmalı, terapiden
göreceği faydalar mutlaka açıklanmalıdır.
Doğru konuşma
modelini oluşturmak için görsel, işitsel ve dokunma gibi duyular
kullanılarak uyarılar pekiştirilmelidir. Doğru uyaran çok önemlidir.
Karmaşık pek çok uyaran yerine mutlaka doğru ve tek bir uyaran tercih
edilmeli daha sonra bu uyaranların sayısı ve çeşitliliği artırılmalıdır.
Sık ve doğru tekrar çok önemlidir. Tedavi sırasında öğrenilenler mutlaka
günlük yaşamda da uygulanmalı ve kullanılmalıdır.
G- Dizatri
Konuşma
organlarının hareket ve kontrolünü sağlayan kasların çalışmasında
yaşanan sorunlar ve konuşma organlarının birbiriyle koordinasyonunun
bozulması nedeni ile ortaya çıkan bir dil ve konuşma bozukluğudur.
Sorunun olduğu bölgenin yeri ve kaybın derecesine göre farklı tiplerde
sınıflandırılabilir.
Öneriler:
Tüm tedavi yaklaşımları
hastalığın nedenin belirlenmesiyle başlamalıdır. Bu aşamadan nörologlar
sorumludur. Konuşma lisan pataloğu ise, dizartrik konuşma bozukluğunun
semptomatik olarak düzeltilmesi konusunda görev yapar. Terapide amaç,
konuşmaya yardımcı organların, dil, diş, çene, yüz, ağız, kaslarının
birbiri ile koordine olacak şekilde çalıştırılmasını sağlamak, uygun kas
egzersizleri yaptırmak ve uygun telaffuz terapisi uygulamaktır. Ayrıca,
konuşma organlarındaki kasların uyumlu çalışması içinde, fizik tedavi
egzersizleri yapılmalıdır (elektroterapi, direnç egzersizleri gibi).
H- Yutma
Güçlüğü
Yutma güçlüğü,
ağızdan mideye aktif yiyecek ve sıvı girişinde zorluk yaratan durum
olarak tanımlanmaktadır. Yutma bozukluklarının nedenleri arasında;
serebral palsi, merkezi sinir sistemi hasarları, beyin kanamaları,
yaralanmalar, ağız bölgesindeki tümörler, kas hastalıkları, mide ve
bağırsak sistemi hastalıkları, solunum bozuklukları, sinir sistemi
hasarları, erken doğum, yaşlılık, yapısal anormallikler, genetik
bozukluklar, psikolojik yutma ve beslenme bozuklukları sayılabilir.
Yutma Güçlüğünün
Belirtileri
• Yutma
sırasındada öksürme ve tıksırma,
• Yutmayı
başlatmada güçlük,
• Boğaz içine
yemek yapışması,
• Nedeni
bilinmeyen kilo kaybı,
• Beslenme
alışkanlıklarında değişiklik,
• Sık tekrarlayan
zatürre,
• Konuşma ve seste
değişiklik (ıslak ses),
• Burundan kusma,
• Boyun yada
göğüste yemek yanma hissi,
• Oral farengeal
kusma,
Öneriler:
Yeme veya içme sırasında
mutlaka dik pozisyon (yaklaşık 90°) sağlanmalıdır. Besinler küçük
parçalar halinde olmalıdır (yarım kaşık ya da bir çay kaşığı gibi.).
Beslenme çok yavaş olmalı, aynı saat içinde sadece bir gıda
verilmelidir. Yemek yerken konuşmaktan kaçınılmalıdır. Her yemek
öğününden sonra kişi mutlaka 90° açıda 30-45 dakika oturmalıdır. Yutma
bozukluğu görülen hastalarda bireysel farklılıklar olduğu
unutulmamalıdır. Bu nedenle her hasta için güvenlik önlemleri de farklı
olacaktır. Yutma bozukluklarının tedavisi uzman bir ekip tarafından
yapılmalıdır. Yapılacak uygulamalar uzman ekibin ortak kararı
doğrultusunda verilmelidir. Terapi programı, her hasta kendi içinde
değerlendirilerek planlanmalıdır.
I- Salya
Problemleri
Salya çok ciddi
bir tıbbi ve sosyal problemdir. Kişinin günlük hayatında pek çok
olumsuzluğa yol açmaktadır. Salyanın kişi üzerinde koruma, yutma,
beslenme ve konuşma gibi fonksiyonları bulunmaktadır. Salya kontrolünün
bozulması bu fonksiyonların kalitesini önemli oranda etkilemektedir.
Problemin ortaya
çıkışı üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası, diş çıkarma, apse gibi
nedenlerle olabilir. Nörolojik hastalıklardan kaynaklanan baş
kontrolündeki yetersizlikler sonucu da yutma güçlüğü oluşabilir. Kas
tonusunun ya da tükürük bezlerinin aşırı uyarılması, dilin normalden
büyük olması, çocukluk çağında alınan sara nöbetlerinin tedavisinde
kullanılan ilaçlar, güdülenme eksikliği ve zeka geriliği de salya
problemlerine neden olabilir..
Salya problemleri
iki şekilde görülür:
• Salyanın aşırı
salgılanması, s alyanın aşırı üretilmesinden kaynaklanan salya
problemleridir.
• Salya
kontrolsüzlüğü, s alyanın ağızda kontrolünün zayıflamasından dolayı
meydana gelen problemlerdir. 15-18 aya kadar normal çocuklarda da
görülebilmektedir. Fakat, 4 yaşın üzerinde görülmesi nörolojik bir
sorunun varlığını düşündürmelidir.
Öneriler:
Salya problemleri görüldüğü
ve devam ettiği zaman mutlaka bir nörologa başvurulması gerekmektedir.
7- İŞİTME
KAYBINA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI
İşitme, konuşma
gelişiminde en önemli etkendir. Konuşma bozukluğu, işitme kaybının
derecesine göre değişik şekillerde meydana gelir. Bunlar:
§
Doğuştan veya çok erken
dönemde işitme kaybının oluşmasına bağlı olarak ortaya çıkan konuşma
bozukluğu,
§
Sözel iletişimin
öğrenilmesinden sonra işitmenin kaybedilmesi sonucu görülen konuşma
bozukluğu,
§
Kısmi işitme kaybına bağlı
olarak oluşan çocukluk çağından itibaren ortaya çıkan, dil gelişiminde
ve artikülasyonun özel yapılarında bozulmaya neden olan bir konuşma
bozukluğudur.
Öneriler:
İşitme kaybı nedeniyle
hastaneye başvuran kişi bir ekip tarafından değerlendirilmelidir. Bu
ekipte KBB doktoru, odyolog, konuşma pataloğu, eğitim odyoloğu,
psikiyatrist veya psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, çocuk gelişimci
ve sosyal hizmet uzmanı görev almalıdır. İşitme kaybı teşhis edilip,
işitme cihazı adaptasyonu yapıldıktan sonra, kişinin tüm gelişim
alanları ve lisan gelişimi incelenmeli ve uygun işitme-konuşma eğitim
programı başlatılmalıdır.
8- PSİKOLOJİK
KONUŞMA BOZUKLUKLARI
Psikolojik konuşma
bozukluğu, çok yoğun bir duygusal coşkunluğa karşı gösterilen savunma
türü tepkidir. Bu tür hastalarda yapısal bir yatkınlık görülmektedir.
İnsan hayatında çok önemli, üzücü, kaygılandırıcı olaylar yaşanmaktadır.
Bunlardan bazısıyla baş edilebilir, bazısıyla ise baş edilemeyebilir.
Psikolojik tepkilerin temelinde içgüdülerin yer aldığı unutulmamalıdır.
Psikolojik kökenli konuşma bozuklukları çok farklı şekilde
sınıflandırılabilir. En sık karşılanılan psikojenik kökenli konuşma
bozukluğu mutizm'dir.
Mutizm
Bireyin, yeterli
konuşma gelişimi ve bilinç düzeyine rağmen konuşma ile iletişimi
reddetmesidir. Ama, konuşmayı anlama normal veya sözlü lisandan çok daha
iyidir. Hiç olmayan veya çok az olan sözlü iletişim ile normal veya
normale yakın alıcı dil yetenekleri arasındaki büyük fark mutizmin en
çarpıcı özelliğidir. Mutizmde ses telleri yoluyla üretilen ses tamamen
yok olmaz. Bu kişi iletişimde bulunmak amacıyla isteyerek veya
kendiliğinden gürültü yapabilir. Fakat bu konuşma sesi değildir. Mutizm
bireyin konuşabilme özelliğine ve yeterli bilinç seviyesinin olmasına
rağmen, konuşma iletişimi için isteksizlik halidir. İletişim, tamamen
bireyin isteğine bağlı kalmaktadır.
9- SES
BOZUKLUKLARI
Sesin aşırı ya da
yanlış kullanım sonucunda ses ile ilgili patolojiler ortaya çıkmaktadır.
Sesin oluşması ile ilgili bozukluklar ses ile ilgili bir ya da daha
fazla problem varsa oluşur. Ses bozuklukları ameliyat ya da tıbbi
müdahale gerektiren larenksle ilgili bir anormallikten kaynaklanabildiği
gibi, larenkste anatomik bir anormalliğin olmadığı durumlarda da var
olabilir. Sesi oluşturan mekanizmaların herhangi birinde bir problem
olduğu zaman sesin şiddet ve frekansı bozulacaktır.
Ses bozukluğuna
neden olan pek çok hastalık vardır. En sık görülen hastalıklar arasında
ses yolunda çeşitli tipte şişlikler, ses tellerinin felç olması, solunum
yollarında enfeksiyon, ödem ve midedeki asitli sıvının yemek borusundan
gırtlağa kadar gelmesi sayılabilir. Bu patolojiler sesin çok ve hor
kullanılmasından olabileceği gibi hiçbir nedene bağlı olmadan da
gelişebilir. Sık görülen belirtiler arasında, seste kısıklık, boğazda
kuruluk hissi, boğazda yanma, tıkanma, sık öksürme, gün içerisinde seste
değişmeler, sayılabilir.
KAYNAKLAR
• Ataman, A. Editör,
(2003) Özel Gereksinimli Çocuklar ve Özel Eğitime Giriş . Gündüz
yayıncılık
• Özel Eğitim
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname.
Resmi Gazete,
Sayı: 23011
(Mükerrer), 6 Haziran
1997
• Özsoy, Y., M.
Özyürek ve S. Eripek.
Özel Eğitime Muhtaç
Çocuklar: Özel Eğitime
Giriş
(8. Baskı). Ankara:
Karatepe Yayınları, 1997.
•
http://www.ozida.gov.tr
|