|
İŞİTME ENGELLİLER
1- KULAĞIN YAPISI VE İŞİTME KAYBI NEDENLERİ
İnsan tamamen duyularına bağımlı olarak yaşar. Duyuları ile elde ettiği
hisleri deneyimlerini oluşturmakta kullanır. Bu hisler aracılığı ile
elde ettiği bilgiler onun dünyasını yaratmakta, algılama ve anlama,
hafıza, hayal kurma, düşünme ve neden arama işlevlerinin oluşturulmasını
sağlamaktadır. İşitme kaybı bu duyulardan en önemlisi olan işitme
bozukluğu durumunda ortaya çıkar. İşitme engeli işitme duyarlılığının
kişinin gelişim, uyum, özellikle iletişimdeki görevlerini yerine
getirmesinde en büyük engeli oluşturur.
A- Kulağın Yapısı
İşitme organımız olan kulak üç bölümden oluşur.
1)
Dış Kulak:
Kulak kepçesi ve dış kulak kanalından meydana gelir. Kulak kepçesi, ses
dalgalarının toplanmasını ve ses şiddetinin artışını sağlamaktadır.
2)
Orta Kulak:
Dış kulak yolundan, kulak zarı ile ayrılır. Küçük bir boşluk halindedir
ve geniz ile arasında bir irtibat sağlayan östaki tüpünü içerir. Orta
kulakta bulunan sırasıyla, çekiç, örs ve üzengi adı verilen üç kemikçik,
bir ses iletim zinciri oluşturmaktadır. Orta kulak, içerdiği bu
yapıların da katkısıyla kulak zarına gelen sesin şiddetini
artırmaktadır.
3)
İç Kulak :
Salyangoz şeklinde bir yapısı olan koklea; iç kulak sıvılarını ve tüy
hücrelerini içerir. Ses titreşimleri, dış kulaktan itibaren orta kulağa
ve daha sonra da iç kulak sıvılarına iletilmektedir. Gelen ses işitme
siniri yoluyla beyindeki işitme merkezine taşınır.
B- Nasıl Duyarız ?
İşitme duyusu, ses olarak adlandırdığımız mekanik titreşimleri ortaya
çıkarabilme yeteneğidir. İşitme, aşağıdaki sırayı izleyerek gerçekleşir:
Ses dalgaları
¯
dış kulağın işitme kanalından geçer
¯
kulak zarına çarparak titreştirir
¯
orta kulaktaki kemikçikler tarafından yükseltilerek iç kulağa iletilir
¯
iç kulağa gelen ses dalgaları buradaki tüy hücreleri tarafından alınır
¯
sinirler tarafından beyne
taşınır
¯
beyin bu sinyalleri analiz eder ve
yorumlar.
C- İşitme Kaybı
Kulağın tarif edilen bu üç bölümünde, işitme sinirinde veya beyinde
ortaya çıkan bir hastalık, sesin normalden daha az işitilmesini sağlar.
Yapılan testlerle, işitme kaybının derecesi belirlenir.
D- İşitme Kaybının Dereceleri
(–10) ile (+15) dB (desibel) arasındaki işitme seviyesi çocuklardaki
normal olarak kabul edilmektedir. Çocuklar yetişkinler için kabul
edilmiş normal işitme seviyelerinden çok daha hassas işitme seviyesine
sahiptir. Bu sınırda işitmesi olan bir çocuk çok hafif derecedeki
konuşmaları dahi duyabilir. Ancak, bu durum gürültülü bir ortamda da
konuşmayı ayırt etme becerisinin iyi olacağı anlamına gelmez. İşitme
kaybının tipi ve dereceleri, uluslararası standartlara göre şu şekilde
sınıflandırılmıştır.
-10 – 15 dB
Normal İşitme
16 – 25 dB
Çok hafif derecede işitme kaybı
26 – 40 dB Hafif derecede işitme kaybı
41 – 55 dB
Orta derecede işitme kaybı
56 – 70 dB Orta-ileri derecede işitme kaybı
71 – 90 dB İleri derecede işitme kaybı
91 dB ve üstü Çok ileri derecede işitme kaybı
E- İşitme Kayıplarının Sınıflandırılması
1- İletim Tipi İşitme Kaybı:
Okul çağı çocuklarında en yaygın olarak görülen işitme kaybı tipidir.
Kulak kepçesi, dış kulak yolu, kulak zarı, orta kulak kemikçikleri ve
kaslarında meydana gelen hastalıklar iletim tipi işitme kaybına neden
olmaktadır. İletim tipi işitme kayıplarının nedenleri:
Dış Kulak Hastalıkları
Doğuştan olan problemler
Dış kulak yolu darlıkları
Dış kulak yolu iltihapları
Dış kulak yolu kiri
Travmalar (Hasarlar)
Tümörler
Orta Kulak Hastalıkları
Doğumsal anomaliler
Orta kulak enfeksiyonları
Östaki tüpü hastalıkları
Orta kulakta sıvı toplanması
Orta kulakta kireçlenme
Travmalar
Tümörler
2- Sensörinöral İşitme Kaybı:
İşime kaybı koklea ve/veya daha sonrasındaki bölgeleri (işitme yolları,
korteks vb.) içeriyorsa sensörinöral işitme kaybı olarak tanımlanır.
Doğum öncesi (genetik nedenli, annenin hamilelikte kızamıkçık geçirmesi
vb.), doğum anı (doğum travması, oksijensiz kalma, sarılık vb.) ve doğum
sonrası (işitme kaybına neden olabilecek ilaç kullanımı, yüksek ateşli
hastalık, enfeksiyonlar vb.) nedenlerle oluşabilmektedir. Sensörinöral
işitme kayıplarının nedenleri:
İç Kulak Hastalıkları
Doğumsal hastalıklar
Genetik hastalıklar
Enfeksiyonlar
Meniere hastalığı
Yaşlanmaya bağlı işitme kaybı
İşitme kaybına neden olabilecek ilaç kullanımı
Ani işitme kaybı
Travmalar
Gürültü
Tümörler
Diğer sistem hastalıkları
İşitme Siniri ve Beyin Hastalıkları
Enfeksiyonlar
Sinir sistemi hastalıkları
Tümörler
3- Mikst (Karışık) Tip İşitme Kaybı:
İletim ve sensörinöral işitme kayıplarının bir arada görülmesidir.
4- Santral İşitme Kaybı:
İşitmenin normal olmasına rağmen, çocuk genel olarak konuşmayı ayırt
edemez, gürültüde konuşulanı anlayamaz, not almada zorlukları vardır ve
en önemlisi dikkatle problemleri çoktur, dikkatlerini bir konu üzerinde
yoğunlaştırmazlar. Problem
beynin korteks adı verilen bölgesindedir.
5- Fonksiyonel/Organik Olmayan İşitme Kaybı:
Kişinin herhangi bir nedenle işitme kaybı var gibi davranması ya da
gerçekten işitme kaybının olduğuna inanması ile ortaya çıkan durumdur.
F- İşitme Kaybına Neden Olan Risk Faktörleri
1)
Yeni doğan yoğun bakım ünitesinde 48 saat ya da daha fazla süre
kalmasını gerektiren durumların olması,
2)
Ailede işitme kaybı hikayesinin olması,
3)
Kulağın herhangi bir bölümünün anormal olması,
4)
İşitme kaybına yol açan enfeksiyon hastalığının olması
5)
Ailenin ya da bakıcının işitme, konuşma, lisan veya diğer gelişim
alanlarında (zihinsel, motor, sosyal) gecikmeden şüphelenmesi,
6)
Ailede işitme kaybına neden olan genetik bir hastalığın olması,
7)
Kafa travması,
8)
Sık tekrarlayan orta kulak enfeksiyonu olması,
9)
Kandaki bilüribin adı verilen maddenin dengesinin bozulması ve vücutta
birikmesi sonucu sarılık oluşması,
10)
Bebeğin 1500 gramın altında doğumu,
11)
Bebeğin işitme kaybına neden olabilecek ilaç kullanımı,
12)
Hamilelikte annenin ilaç kullanımı,
13)
Apgar puanlarının (kas tonusu, kalp hızı, uyarılara cevap, cilt rengi ve
solunumun) düşük olması,
Risk faktörlerinden bir yada daha fazlasını gösteren bebekler işitme
taraması amacıyla yapılan testten geçmelidir. Ancak, işitme kaybı
saptanan bebek yada çocukların işitme testleri 3 yaşına kadar her 6 ayda
bir yapılması gereklidir.
2- İŞİTME KAYBININ TEŞHİS VE TEDAVİSİ
A- İşitme Kaybının Teşhisi
İşitme kaybının teşhisi ne kadar erken yaşta sağlanırsa, tedavinin ve
bireyin tüm gelişiminin o kadar sağlıklı olacağı unutulmamalıdır. Yani,
işitme kaybında erken teşhis çok önemlidir. Özellikle ilk iki yaş,
çocuğun konuşmasını geliştirebilmesi için en önemli dönemdir.
Çocukların işitme duyusunu değerlendirmek için artık büyümelerini
beklemek gerekmemektedir. Yaşamın ilk günlerinde uygulanabilen basit,
ucuz ve güvenilir testler ile yeni doğan bir bebeğin işitme engelini
saptamak mümkündür.
Ülkemizde 2004 yılında başlatılan “Ulusal Yeni Doğan İşitme Taraması
Kampanyası” ile tüm bebeklere doğum hastanelerinden taburcu olmadan önce
işitmelerinin güvenli ve doğru olarak test edilmesi sağlanmaktadır.
İşitme taramaların amacı işitme engeli ile doğan bebekleri doğumdan kısa
süre sonra belirlemek, 3 aylık olmadan işitme testlerini tamamlamak,
işitme engeli tanısı alanlara 6 aylık olmadan gerekli müdahalede
bulunmaktır. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli tanısı
konan ve işitme cihazı uygulanıp işitme ve konuşma eğitimi alan
bebeklerin konuşma becerisi normal işiten yaşıtlarına benzer düzeyde
gelişebilir.
İlk 6 aylık dönemde bebekler, 80-90 dB’lik yüksek şiddette bir sese
maruz kaldıklarında, tüm vücut kaslarında kasılma ve irkilme görülür.
Bebek, aniden ve yüksek şiddette gelen sesi duyduğunda gözlerini kapatır
ve sesin geldiği tarafa yönlenir. Sesi duyunca yaptığı işi bırakır.
Örneğin, annesinin memesini emiyorsa emmeyi bırakır.
Bebeğinizin ve çocuğunuzun, aşağıda sıralanan davranışları göstermemesi
işitme kaybının erken teşhisi için çok önemlidir.
0-2 aylık bebekler
-
Gürültülü ortamda uyanır,
-
Annesini görmese de sesine gülerek ya da ağlayarak tepki verir,
-
Normal tondaki müzik sesine tepki verir,
3-4 aylık bebekler
-
Gürültülü ortamda uyanır,
-
İlginç seslere başını çevirir,
-
Yalnızken kendi kendine mırıldanır,
-
Yüz yüze iletişim kurulduğunda gülerek ya da ses çıkararak tepki
verir,
5-6 aylık bebekler
-
Gürültü ve konuşma sesinden uyanır,
-
Annesini görmese bile, annesinin sesinin geldiği yöne başını
çevirerek tepki verir,
-
Yanı başındaki kişilerin konuşmalarını farkeder,
-
İlginç seslere başını çevirerek tepki verir,
-
Kendisine seslenen kişiyi görmese de ses çıkararak tepki verir,
7-8 aylık bebekler
-
Herhangi bir ses duyduğunda kolayca uyanır,
-
Çıngırak, zil gibi ses çıkaran oyuncaklara ilgi duyar,
-
Kendi kendine mırıldanırken ses tonunda değişiklikler yapar (işitme
kaybı varsa melodik aksan yoktur),
-
“ba-ba”, “da-da” gibi hece seslerini çıkarır,
9-10 aylık bebekler
-
Herhangi bir ses duyduğunda kolayca uyanır,
-
Değişik sesleri taklit edebilir,
11-12 aylık bebekler
-
Konuşma sesi, saat tıkırtısı ya da kağıt hışırtısı gibi seslerden
kolayca uyanır,
-
Konuşan kişiyi görmese bile, onu fark ettiğini belli eden
davranışlarda bulunur,
-
Bir-iki kelimeyi yerinde ve anlaşılır şekilde söyler,
-
Yalnızken kendi kendine değişik sesler, hecelemeler, kelimeye benzer
sesler çıkararak konuşur,
-
Bilinçli olarak “anne ve baba” sözcüklerini söyleyebilir,
-
Çok ileri derecede işitme kaybı olan bebekler sadece görme alanları
içindeki nesne ve olaylarla ilgilenirler. İşitme engelli bebeklerde
yaklaşık 9. aydan sonra ilk dönemlerde gözlenen konuşma sesleri
kaybolur, taklitler ortadan kalkar, ses kaynağına yönelme davranışı
görülmez.
-
Normal işiten çocuklar, eğer gürültülü ortamda uyumaya alışkınlarsa
kapı çarpması gibi yaklaşık 90 dB şiddetindeki sese, sessiz ortamda
uyumaya alışkınlarsa konuşma sesi gibi yaklaşık 50 dB şiddetindeki
sese uyanarak tepki verirler. Bu özellik işitme kaybının
tanımlanmasında mutlaka değerlendirilmelidir.
12-18 aylık çocuklar
-
Herhangi bir işaret kullanmadan, yaklaşık 1 metre uzaklıktan verilen
emirleri anlar (“bardağı al” gibi),
-
Birkaç kelimeyi anlaşılır şekilde yerinde kullanır,
-
Bildiği hayvan seslerini taklit edebilir,
-
“Nerede” ile başlayan sorulara başını o yöne çevirerek ya da eliyle
işaret ederek cevap verir,
2 yaşındaki çocuklar
-
Yaklaşık 4 ya da 6 metre uzaklıktan çağrıldığında tepki verir,
-
Bildiği kelimelerle basit cümleler kurar,
-
Araba sesi ya da dışarıda havlayan köpek sesini fark ettiğini belli
eder,
-
İsteklerini konuşarak ifade eder,
-
Oyun sırasında arkadaşları ile konuşarak iletişim kurar,
3-11 Yaş arasındaki çocuklarda aşağıda belirtilen sorunlardan bir
ya da birkaç tanesi görülüyor ise, uzman kişilerle ve ilgili merkezlerle
iletişime geçilmesi erken teşhisi kolaylaştıracaktır.
Hastalık dışında öksürme, burun akıntısı ya da burun tıkanıklığı,
ağızdan nefes alma, burundan konuşma görülüyorsa,
-
Özellikle kış aylarında tekrarlayan orta kulak iltihabı,
-
Sık tekrarlayan kulak ağrısı ve kulağın tıkanması
-
Konuşan kişiye yakın olma ya da yüzünü görmeyi isteme,
-
Sesin geldiği yöne doğru yönelmede güçlük,
-
Televizyonu yada radyoyu yakın mesafeden dinleme ve sesini normalden
fazla açmayı isteme,
-
Kendine yöneltilen konuşmalara geç tepki verme veya birkaç kez
tekrar ettirme,
-
“Bardağı getir” gibi komutlara uygunsuz tepki verme ya da ne
istenildiğini anlamamış gibi görünme,
-
Konuşmada ritim, ton ve vurgu gibi özelliklerin olmaması (monoton
konuşma),
-
Konuşurken bazı seslerin atlanması,
-
Konuşmanın düzgün ve akıcı olmaması,
-
Çok fazla suskunluk anının gözlenmesi,
-
Çok gürültülü ortamlarda konuşmaları anlamama,
-
Okunan hikayeleri takip edememe,
-
Dikkati verememe veya dikkat süresinin çok kısa olması,
-
Grup içinde bulunmaktan rahatsızlık duyma veya yetişkin yardımına
ihtiyaç duyma,
-
Okul başarısında düşme, okumada güçlük, okuma sırasında kelime
atlama ve bazı sesleri birbirleri ile birleştirerek çıkaramama.
Eğer çocuğunuz kendi yaş grubuna uygun yukarda belirtilen davranışları
göstermiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna ve varsa bir kulak burun boğaz
uzmanına başvurulması gerekmektedir. Kulak burun boğaz uzmanı tarafından
muayene edildikten sonra hastanın uygun yaş dönemine göre odyolojik
testleri yapılmalıdır.
Genel anlamda odyometrik inceleme, çeşitli tipte ses üreten cihazlardan
gelen uyarılara, hastaların cevapları kaydedilerek yapılmaktadır. Şekil
2’de Oyun odyometrisi yöntemi ile işitmenin değerlendirilmesi
gösterilmektedir.
Odyometrik inceleme yöntemleri;
·
Saf ses odyometresi,
·
Konuşma odyometresi,
·
Çocuk odyometresi,
·
Objektif odyometrik testlerdir.
Bu testlerle, işitme kaybının derecesi ve tipi belirlenir.
Radyolojik görüntüleme yöntemleri de bu tür hastalıkların teşhis ve
tedavisinde yardımcıdır. Bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans (MR)
görüntüleme yöntemleri en gelişmiş teşhis teknikleridir.
B- İşitmeyi Değerlendirme Yöntemleri
İşitmenin test edilmesinde birçok yöntem vardır. Testin çeşidi kişinin
yaş ve ihtiyaçlarına bağlıdır. İşitme testleri uzman bir odyolog
tarafından Odyoloji yada Kulak Burun Boğaz kliniklerinde yapılmaktadır.
a-. Subjektif (Davranış) Test Yöntemleri
0-5 yaşlar arasındaki çocukların işitme değerlendirmesinde, sese karşı
bebeğin yada çocuğun cevabı davranış olarak alınır.
Subjektif test yöntemlerine geçmeden önce mutlaka aileden yada çocuğa
bakan kişiden detaylı bilgi alınmalıdır. Hikaye alınmasında hastanın
davranışları, ailenin tutum ve ilgisi belirlenir. Değerlendirmeye aile
aktif olarak katılır. Hikaye alınırken aşağıdaki konularda vereceğiniz
bilgiler, uzmanların çocuğunuza işitme kaybı teşhisi koymasına yardımcı
olacaktır.
1)
Ailede benzer problemin olup olmadığı,
2)
Doğum öncesi; annenin aşırı kusma, kanama, yüksek tansiyon, yüksek ateş,
havale
geçirme, gebelik zehirlenmesi, kan uyuşmazlığı, virüs enfeksiyonu,
kızamıkçık, şeker hastalığı, kalp hastalığı, astım, böbrek rahatsızlığı,
röntgen ışınları, travma ve ameliyat olması.
3)
Doğum anında; doğumun uzaması, normal doğum, ameliyatla doğum, doğum
sırasında kaşık kullanımı, bebeğin oksijensiz kalması, bebeğin düşük
veya yüksek doğum ağırlığında olması, bebeğin geç ağlaması, morluk ve
diğer doğum anında oluşan anormallikler.
4)
Doğumdan hemen sonra; 1 dakika içinde yapılan apgar puanlarının düşük
olması, yara, morluk, sarılık, kanama, solunum güçlüğü, enfeksiyon,
bebekte beslenme güçlüğü, bebeğin sürekli ağlaması ve bebeğin hastanede
kalma süresi.
5)
Gelişim Hikayesi; Motor gelişim (baş kontrolü, oturma, yürüme, yemek
yeme, tuvalet eğitimi vb.) ve refleksler.
6)
Tıbbi Hikaye; Çocuğun metabolik bir hastalığı olup olmadığı, kabakulak,
kızamık, menenjit gibi enfeksiyon hastalıklarını geçirip geçirmediği,
alerji, astım gibi süreğen hastalıkları ve kulakta problem olup
olmadığı.
7)
Ailenin diğer bireylerinde alkolizm, sara hastalığı ve zihinsel gerilik
olup olmadığı.
8)
Sosyal, Davranış ve Eğitim Gelişimi: Uyku durumu, yaşıtları ile
ilişkisi, çok sessiz ya da çok hareketli olup olmadığı, disipline
edilmesinin zor olup olmadığı.
9)
İşitme, Konuşma ve Lisan Hikayesi: Yüksek sese tepkisi, kapı ya da
telefon sesini duyması, ilk söylediği kelime, işaret kullanımı ve
konuşmaları taklit etme becerisi.
0-4 aylar arasında işitmenin değerlendirilmesi
Hayatın ilk 4 ayında işitme davranışı refleks cevaplara dayanır. Değişik
gürültülere, bebekler daha kolay ve belirgin cevap verirler. 0-4 aylar
arasında olumlu cevap alabilmek için daha fazla ses şiddetine ihtiyaç
duyulur. Bu nedenle bebek normal konuşma sesine minimum cevap verirse
normal işitme olarak düşünülebilir.
4 - 24 aylar arasında işitmenin değerlendirilmesi
Bebek/çocuk annesinin kucağında sessiz test odasına alınır.
Bebeğin/çocuğun her duyduğu seste, sesin geldiği tarafa bakması
beklenir. Bebek bakma davranışını gösterirse pekiştirmek için ödül
verilir. Elde edilen işitme eşikleri odyogram üzerinde işaretlenir.
Şekil 3’de davranış odyometresi yöntemi ile işitmenin değerlendirilmesi
gösterilmiştir.
2 - 5 yaşlar arasında işitmenin değerlendirilmesi
Bu yaşlarda işitmenin değerlendirmesi “oyun odyometresi” ile
yapılmaktadır. Ses kulaklıklarla ve kulaklıksız olarak gönderilir.
Çocuğun sesi her duyduğunda resim gösterme, el kaldırma, küpü sepete
atma gibi davranışlarda bulunması beklenir. Elde edilen işitme eşikleri
odyogram üzerinde işaretlenir Bu yöntemle sadece işitme kaybının varlığı
değil, derecesi ve tipide belirlenir.
b. Objektif Test Yöntemleri
Objektif test yöntemleri, subjektif yöntemler ile test
edilemeyen veya test sırasında güçlükler çıkaran (ağlama vb.) çocuklarda
uygulanan, objektif bulgulara dayanan, teste uyumlu olmayı gerektirmeyen
ölçümlerdir. Bu yöntemlerin birlikte kullanımı en doğru sonuca
ulaşılmasını sağlar.
1- ABR (Auditory Brainstem Response - İşitsel Beyinsapı Cevabı) ile
Değerlendirme
Bu testle, kişinin işitme sinirinin sese nasıl cevap verdiği
değerlendirilir. Davranışsal testlere uyum sağlayamayan bebeklerde
özellikle ABR testi tercih edilir (Şekil 4). Uyumlu bebeklerde ise elde
edilen eşiklerin güvenirliği açısından kullanılır. Testin Uygulama
aşamaları:
1)
Test sırasında bebeğin uyuması tercih edilmektedir. 6 aydan küçük
bebeklerde uyutma için ilaç kullanılmaz. 6 aydan büyük bebeklerin
uyutulması için doktoruna danışılmalıdır.
2)
Önce elektrotların yerleştirileceği deri temizlenir. Elektrot
yerleştirilen bölgeler iki kulak arkası ve alındır.
3)
Kulaklık yardımıyla kulaklara ses verilir.
4)
Bilgisayar yardımıyla verilen sese sinirin cevabı kaydedilir. Elde
edilen kayıtlar uzman odyolog tarafından değerlendirilir.
2- İmpedansmetrik Değerlendirme
Orta kulak fonksiyonunun değerlendirildiği test yöntemidir (Şekil 5).
Testin uygulaması aşağıdaki şekilde yapılır:
1)
Çocuğun kulağına plastik kulak tıkacı yerleştirilir.
2)
İmpedansmetre ile kulağa pompalanan basıncın değişim grafiği alınır.
3)
Bu grafiğe bakılarak orta kulak ve kulak zarının durumunu
değerlendirilir.
3- Oto Akustik Emisyon
İç kulak fonksiyonunu değerlendirir. Doğumdan bir kaç gün sonra bu test
yapılarak bebeğin işitmesi hakkında bilgi sahibi olunur. Yenidoğan
bebeklerin işitme taramasında kullanılan en yaygın yöntemdir (Şekil 6).
Testin uygulaması aşağıdaki şekilde yapılır:
-
Çocuğun kulağına plastik kulak tıkacı yerleştirilir.
-
Bilgisayara bağlı olarak çalışan oto akustik emisyon cihazı sese
karşı iç kulağın cevabını kaydeder.
-
Sonuçlar uzman odyolog tarafından değerlendirilir.
İşitme değerlendirmeleri sonuçları Odyogram adı verilen forma geçirilir.
Odyogram (İşitme Eşik Grafiği); kişinin
en az duyabildiği seslerin işaretlendiği grafiktir. Grafiğin solunda
alçak frekanslı (örnek; davul sesi) sesler, sağında ise yüksek frekanslı
(örnek; kuş sesi) sesler yer alır. Frekans, Hertz (Hz) ölçme birimiyle
değerlendirilir. Grafiğin üst kısmı daha iyi duymayı ifade ederken,
aşağıya doğru indikçe işitmedeki kayıp artar. En alt kısımda ise, işitme
kaybı çok fazladır. Sesin şiddeti desibel (dB) ölçü birimi kullanılarak
belirlenir.
Eğer test kulaklık kullanılarak yapılmış ise “X” işareti
sol kulağı “O” işareti sağ kulağı ifade eder. Kulaklık takılmamış ise
işitme eşikleri “S” ile gösterilir. Yapılan testlerin sonuçları
“odyogram” olarak adlandırılan form üzerine kaydedilir (Şekil 7).
Çocuğunuzda işitme kaybı var ise, işitme seviyesinin düzenli olarak
kontrol edilmesi gereklidir. Kontrollerde yapılan işitme testleri ile
çocuğunuzun işitmesinde olabilecek değişiklikler tespit edilir. İşitme
takiplerin sıklığı yaşa bağlı olarak değişir. Küçük yaş grubu çocuklarda
daha sık takip gereklidir. Kontrol işitme testleri yapılırken kişinin
kullandığı işitme cihazı da test edilmelidir. Takipler sırasında, işitme
testleri işitme cihazlı ve işitme cihazsız olarak yapılmalıdır. İşitme
cihazı ile yapılan testler çocuğun işitme cihazından ne kadar
yararlandığını gösterir.
C- İşitme Kayıplı Çocukların Değerlendirmesini Yapan Uzmanlar
İşitme kaybı ile birlikte merkezi sinir sistemi bozuklukları, zeka
geriliği, duygusal bozukluklar görülebileceğinden yapılacak
değerlendirme ekip çalışmasını gerektirmektedir. Bu ekipte, kulak burun
boğaz uzmanı, pediatrist, nörolog, psikiatrist, psikolog, odyolog,
eğitim odyoloğu, özel eğitimci ve sosyal hizmet uzmanı mutlaka
bulunmalıdır. Çocuğun tedavisi ve rehabilitasyonu için ihtiyaç duyulan
diğer uzmanlar da bu ekibe daha sonra dahil edilir. Yukarda belirtilen
ekibe, bulunulan ilin devlet hastanelerinde yada üniversite
hastanelerinde ulaşabilirsiniz.
D- İşitme Kaybının Tedavisi
Erken teşhis, daha etkili tedavi anlamına gelmektedir.
1- İletim Tipi İşitme Kayıplarının Tedavisi
Bu tip işitme kayıplarının tedavisinde tıbbi uygulamalar ve cerrahi
girişim yöntemleri kullanılmaktadır. Kulak kepçesinde anomali varsa,
estetik ameliyatlar hemen okul çağı öncesinde yapılırken, işitmeyi
düzeltmeyi hedefleyen ameliyatlar, diğer kulağın genelde normal olması
nedeniyle daha büyük yaşlara ertelenebilir.
Orta kulak enfeksiyonlarının hızlı ve etkili tedavisi yapılmalıdır. Eğer
bir orta kulak iltihabı uygun bir şekilde tedavi edilmezse, yıllarca
akan bir kulakla birlikte işitme kaybı ve beyne yayılan iltihaplar
ortaya çıkabilecektir. Orta kulakta iltihap olmadan sıvı birikmesine
efüzyonlu otit (seröz otit) denir. Bu sinsi seyreden hastalığın ilk
belirtisi işitme kaybı olup, genellikle geniz eti büyük olan çocuklarda
görülür. Eğer bu hastalığa, ilaç tedavisi veya kulak zarına tüp
takılması gibi tedaviler uygulanmaz ise kalıcı işitme kaybı ortaya
çıkabilir. Bu tip işitme kayıplarında, işitme cihazının kullanılması
tedavideki son aşamadır.
2- Sensörinöral Tip İşitme Kayıplarında Tedavi
Bu tip işitme kayıplarının tedavisi, işitme cihazı, orta kulak
protezleri, koklear implant ve beyin sapı implantı uygulamaları ile
yapılır.
3- İŞİTME CİHAZLARI
İşitme cihazı çevredeki sesleri önce elektriksel uyarıya, daha sonra
yükselterek tekrar işitsel uyarıya dönüştürür. Üç temel parçası vardır;
mikrofon, yükseltici ve alıcı. Dışarıdan gelen ses, mikrofon tarafından
yükselticiye gönderilir. Burada yükseltilen ses alıcı tarafından kulak
kalıbına gönderilir. Kulak kalıbı yoluyla, yükseltilmiş olan ses kulak
zarına ulaşır.
A- İşitme Cihazının Kullanılması Gerekli Durumlar
Lisan gelişimi için gerekli işitsel özelliklerin çocuk tarafından
algılanabilmesi için 25 dB ve üzerindeki işitme kayıplarında işitme
cihazı önerilmelidir. Yetişkinlerde bu durum biraz da kullanıcının
isteğine bağlıdır ancak, hafif derecede kayıplardan başlayarak ileri
derecedeki kayıplara kadar önerilebilir. İşitme cihazıyla yarar
sağlanamadığı durumlarda koklear implant veya uyarıcı işitme cihazları
gündeme gelmektedir.
B- İşitme Cihazı Tipleri
İşitme cihazları hem biçim hem de çalışma sistemi bakımından farklıdır.
İşitme cihazı tipleri Şekil 8’de görülmektedir. İşitme cihazı tipleri:
- Kulak arkası
- Kulak içi
- Kanal içi
- Gözlük tipi
- Cep tipi (Vücut Tipi)
C- Yardımcı Dinleme Cihazları
Bazı durumlarda işitme cihazı problemin tümüne çözüm getiremez ve hasta
alternatif bir başka yardımcı alete ihtiyaç duyar. Böyle durumlarda
rehabilitasyon programının bir parçası olan yardımcı dinleme aletleri
alternatif bir çözümdür. Genel olarak bu cihazlar 3 bölümde ele
alınabilir :
1- Yüz yüze iletişime, radyo ve TV gibi dinlemeye yardımcı cihazlar,
2- Telefonda konuşmaya yardımcı cihazlar,
3- Çevresel ses ve durumun farkında olma ve ayırt etmeye yardımcı
sistemler.
Yüz yüze iletişimde en yaygın olarak kullanılan FM (grup veya kişiye ait
olabilir) sistemleridir. Loop sistemi ise, bir diğer yardımcı cihazdır
(Şekil 9). Bu cihazın farklı tipleri vardır. TV izleme veya bir
toplantıyı rahat izlemeyi sağlayabilir. Bunların dışında telefon
yükselticisi, çevrede olanların farkında olmayı sağlayan alarm
sistemleri de vardır. Bunlar telefon ve kapı çaldığında veya bebek
ağladığında kişiyi uyaran ışıklı cihazlardır.
D- İşitme Kayıplı Çocuklarda İşitme Cihazı Kullanmaya Başlama
Yaşı
Günümüzde, mevcut olan objektif değerlendirme yöntemleriyle işitme
kaybının teşhisi daha erken yapılabilmektedir. Kaybın teşhis edildiği
en erken dönemde fizyolojik ve psikolojik yoksunluğu önlemek için
işitme cihazı önerilmelidir.
E- İşitme Kayıplı Çocuklar İçin İşitme Cihazının Önemi
Erken dönemde gelişen işitme kaybı çocuklarda, hem iletişim becerileri
hem de okul başarıları etkilenir. Çok hafif derecedeki işitme kayıpları
bile (örneğin iletim tipi kayıplar) çocuğun gelişimini pek çok alanda
olumsuz yönde etkiler. 25 dB veya altında işitme eşiklerine sahip
gelişme çağında olan çocuklar, normal düzeydeki bir konuşmanın tüm
işitsel özelliklerini algılamada zorluk çeker.
Çocuklar için normal kabul edilen +15 dB’i aşan işitme seviyesinin
üstündeki değerlerde çocuğun konuşmayı anlama ve öğrenme yeteneği,
işitme kaybının derecesine göre değişik ölçülerde ve olumsuz yönde
etkilenecektir. Bu durumda işitme kaybı 15 dB’i aşan çocuklar için
işitme cihazının kullanılması gereklidir. Uzun süreli orta kulak
problemi olan çocuklarda hafif derecede olan işitme kayıplarının bile
çocukların gelişimlerini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Böyle
bir durumda, işitme cihazı kullanımının gerekliliği tartışılmaz.
Çocuklar, konuşmayı öğrenmeye hayatın ilk aylarında başlarlar.
Konuşmanın temel taşlarını teşkil eden babıldama ve mırıldanma adını
verdiğimiz bu evreleri geçirebilmeleri için normal işitmeye sahip
olmalıdırlar. Bu nedenle mümkün olan en kısa zamanda çocuğun işitme
cihazı kullanması gereklidir.
F- İşitme Kayıplı Bireylerde Koklear İmplant Uygulaması
Çift taraflı ileri veya çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı
olan ve işitme cihazından yeterince fayda göremeyen kişilere işitme
kapasitesinin desteklenmesi için Koklear İmplant adı verilen protez
cerrahi işlem ile takılır. İşitmesini sonradan kaybeden kişilerde
koklear implant ile konuşmayı algılama becerisi yeniden kazandırılırken,
küçük çocuklarda konuşma ve lisan becerileri ile bilgilerin
oluşturulması amaçlanır.
a- Koklear İmplantın Parçaları;
koklear implant, iç ve dış olmak üzere iki kısımdan oluşur. Şekil 10’da
koklear implantın parçaları gösterilmiştir. Şekil 11’de koklear implant
kullanımı gösterilmiştir.
İç parçalar;
1-Alıcı/uyarıcı
2-Elektrot
3- İç anten
Dış parçalar;
1- Konuşma işlemleyici
2- Dış anten
3- Mikrofon
b- Koklear İmplantın Uygulanması;
koklear implant uygulanabilmesi için gerekli koşullar çocuk ve yetişkin
gruplarında farklılık gösterir;
Çocuk Grubu
1)
Çocuğun çift taraflı ileri veya çok ileri derecede sensörinöral işitme
kayıplı olması ,
2)
1-17 yaşları arasındaki çocuklar, eğer işitme kaybı menenjit hastalığı
sonrası oluşmuş ve MR veya tomografide iç kulakta kireçlenme mevcutsa 1
yaş altında da koklear implant yapılabilir,
3)
İşitme cihazından çok az veya hiç yararlanamıyorsa, bunun için hasta en
az 6 ay izlenmelidir, menenjit hastalığı geçirenlerde bu süre daha kısa
tutulabilir,
4)
MR veya tomografide ve tıbbi olarak engelleyici bir durum yoksa,
5)
Ailenin istekli olması ve uygun beklentide olması,
6)
Ailenin ameliyat öncesi ve sonrası dönemdeki eğitim programlarını takip
edebilecek yapıda olması,
7)
İşitme kayıplı bireyin işitme cihazı ile ses deneyiminin olması,
Yetişkin Grup;
1)
Her iki kulakta ileri veya çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı,
2)
İşitme cihazından çok az veya hiç yararlanamama, en uygun işitme
cihazıyla dinleme
durumunda konuşmayı ayırt etme yüzdesinin %30 veya altında olması,
3)
Kulakların MR ve tomografilerinde koklear implant yerleşimini
engelleyecek bir engel durumunun olmaması,
4)
Koklear implantın uygulanmadığı durumlar;
-
İç kulak ile ilgili olmayan veya beyindeki işitme bölgesi ile bağlantılı
işitme kaybının olması,
-
İşitme sinirinin (8. sinirin) doğuştan yokluğu,
-
İşitme cihazından yarar gören vakalar,
- Psikolojik olarak bir problemin olması,
5)
Koklear implant yapılacak bireyin istekli olduğunu kendisinin
belirtmesi,
c-Koklear İmplant’ın Çalışması;
Ses mikrofona gelir
¯
Kablo yoluyla ses mikrofondan konuşma işlemleyicisine aktarılır
¯
Sinyaller konuşma işlemleyicisinde filtrelenir ve analiz edilir
¯
İşlemlenen sinyaller kabloyla taşınır
1)
Cerrahi işlemle yerleştirilmiş olan alıcı/uyarıcı dış anten yardımıyla
deri geçilerek FM radyo sinyalleri gönderilir,
2)
Alıcı/uyarıcı elektriksel sinyali elektrotun uygun bölgelerine gönderir,
3)
Elektrot koklear siniri uyarır,
4)
Elektriksel bilgi koklear sinirden santral sinir sistemine iletilir,
Her koklear implant kullanıcısı için implant sistemi kişiye özel olarak
programlanır. Programlama odyolog tarafından yapılır.
d- Koklear İmplantlı Hastanın Sesi Algılaması
Gelen sesler işitme siniri aracılığıyla beyindeki işitme merkezine
iletilir. Burada eğer daha önceden kazanılmış lisan bilgileri var ise,
bu uyarımlar anlam kazanır. Lisan becerisi henüz gelişmemiş küçük
çocuklar rehabilitasyon süreci içerisinde duydukları sesleri fark etme,
birbirinden ayırt etme ve yorumlamayı öğrenirler.
Yetişkin hastalardan alınan bilgilere göre, koklear implant ameliyatı
sonrasında ilk günler çoğu sesler “robot” sesine benzer olarak
tanımlanmıştır. Fakat bu durum kısa bir süre içerisinde geçmektedir.
e- Koklear İmplant Uygulamasından Sonraki Eğitim Süreci
Çocuklar İçin;
Yetişkinler için bahsettiğimiz tekniklerin çoğu çocuklar için de
geçerlidir. Koklear implant rehabilitasyon uzmanı kurallara uygun
olmayan konuşmayı algılama çalışmalarını evde ne şekilde uygulanması
gerektiği konusunda model olur. Ebeveyn ve çocuk implant uygulaması
öncesi iletişimde kullandıkları jest (el, kol ve baş hareketleri) ve
mimikleri (yüz hareketleri) kullanmaya devam ederler. Ancak, anne ve
babalar iletişimde işitsel-sözel yöntemi daha yoğun kullanmalıdırlar. Bu
şekilde uygulanan kurallara uygun olmayan çalışmalar çocuğun işitsel
sinyali kullanmasını geliştirmesi ve iletişim için daha yoğun olarak
işitsel sinyalleri kullanmasını sağlar.
Eğitim süreci, lisanı kazanan yetişkin bireylerde 6 ayda tamamlanırken
çocuklar için bir şey söylemek çok zordur. Programın başarısını ve
süresini etkileyen etkenler fazladır. Yetişkinlerde olduğu gibi bir süre
bildirmek güçtür.
Yetişkinler İçin;
Yetişkinler için oluşturulmuş rehabilitasyon programı konuşmayı anlama
eğitimi, yardımcı cihazlar hakkında bilgi alma, iletişim, dinleme
eğitimi ve yeni stratejiler geliştirme, rehabilitasyona aile
bireylerinin de katılımını içerir.
Hasta merkeze haftada bir veya iki kez aile bireyleriyle birlikte
gelerek konuşmayı anlama programına katılır. Bu programların süresi
hastaya ve yakınlarının programdaki başarılarına bağlıdır.
Uygulanan konuşmayı anlama programlarının, evde de aile bireyleriyle
birlikte tekrarlanması gereklidir. Verilen her eğitim video kamera ile
kayıt edilerek, gerekirse bir kopyası verilerek evde de uygulamaları
istenir.
Aile bireylerinden bir defter tutmaları ve verilen çevresel sesleri fark
etme ve ayırt etme listesini günlük olarak takip etmeleri, hastanın
seslere verdiği cevapları not etmeleri istenir. Bu bilgiler koklear
implant ameliyatı olan bireylerdeki gelişmeleri ve eğitim aşamalarının
takibini kolaylaştırır.
Aile bireylerinin bilgilendirilmesi gereken bir diğer konu ise, kişinin
konuşmayı tanımasını geliştirecek uygulamalardır ki, bunlar da işitme
kayıplı yetişkinin ailesine aşamalı olarak örneklerle anlatılır.
f- Koklear İmplant Uygulamasından Sonra Başarı Oranı
Başarı oranını etkileyen daha önceki işitsel tecrübedir. İşitsel
kapasite ve işitme cihazından fayda görmeleri farklı olduğu için koklear
implant sonuçları da farklılık gösterir. Ayrıca, gelişim durumları,
konuşma becerileri ve kültürel özellikleri de farklıdır. Bu değişkenler
işitsel kapasitenin zenginleştirilmesi, implantasyondan beklenen
sonuçlar ve gerekli olan eğitim ortamını etkiler.
g- Koklear İmplantın Maliyeti
Koklear implant aleti ve ameliyatı pahalı bir işlemdir. SSK, Emekli
Sandığı, Bağ-Kur ve Yeşil Kart ile ameliyat, ameliyat sonrası takipler
ve rehabilitasyon ücretleri karşılanmaktadır. Ayrıca, implantın iç ve
dış parçalarının garanti süreleri farklıdır. Bazen çocuklarda yılda bir
kaç kez kablonun değişmesi gerekebilir.
4- LİSANIN KAZANILMASINDAN ÖNCE VE SONRASINDA OLUŞAN İŞİTME KAYIPLARI
Lisanın (anadilinin) belirgin özelliklerini öğrenmeden önce meydana
gelen işitme kayıpları lisan öncesi olarak değerlendirilmektedir.
İşitme kaybı doğuştan mevcut olabileceği gibi ilk 2-3 yaş içerisinde de
meydana gelebilir. Bu hasta grubunda en iyi sonuçlar 4-5 yaşa kadar
yapılacak koklear implant ameliyatı ile elde edilebilir.
Lisanın özelliklerini öğrenirken meydana gelen kayıplar lisan dönemi
olarak değerlendirilir. Bu yaş grubu 2-6 yaş arası olarak kabul
edilebilir. Genellikle koklear implant ameliyatı ile daha iyi sonuçlar
alınır.
6 yaşından sonra çocuk ve yetişkinlerde meydana gelen işitme kayıpları
lisan sonrası olarak değerlendirilir. Burada konuşulan lisanın
özellikleri öğrenildikten sonra kayıp oluştuğu için koklear implant ile
en iyi sonuçlar bu gruptan alınmaktadır.
5- İŞİTME KAYBININ ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE ETKİSİ
İşitmenin; konuşma ve lisan gelişimini, iletişim ve öğrenmeyi olumsuz
etkilediği araştırmacılar tarafından belirtilmiştir. Ancak, işitme
kaybının diğer gelişim alanları (zihinsel, motor ve sosyal) üzerine olan
etkileri çoğu zaman göz ardı edilmekte ya da yeterince
anlaşılamamaktadır. İşitme kayıplı çocuk hem duyusal bozukluk hem de bu
bozukluğun iletişim ve öğrenme üzerine olan olumsuz etkileri ile yaşar.
Bu etkileri azaltmak için tıbbi, iletişim, eğitim, psikolojik ve sosyal
alanlarda uzman kişilere en erken dönemde başvurulmalıdır.
A- Çocuğun İşitme Kaybı Derecesine Göre Konuşmayı Anlama Becerisi
İşitme kayıplı çocuklarda, işitme kaybı derecesi 16-25 dB ve üstünde
olduğu zaman konuşmayı anlamada sıkıntı yaşanmaya başlanır. İşitme kaybı
derecelerine göre konuşmayı anlamada yaşanılan sıkıntılar aşağıda
belirtilmiştir.
-
15 dB’lik işitme kaybı olan bir öğrenci gürültülü bir sınıfta
öğretmen ile arasındaki mesafe 1.5 m’ den fazla ise konuşma
seslerinin %10’nunu anlamaz.
-
30 dB’lik işitme kaybı olan konuşma seslerinin %25-40‘nı anlamaz.
Okulda yaşanan anlama problemi öğretmen ile çocuğun arasındaki
mesafeye, sınıftaki gürültü miktarına ve işitme kaybının hangi
frekanslarda ve derecede olduğuna bağlı olarak değişir.
-
40 dB’lik işitme kaybı olan işitme cihazı kullanmadan sınıf içi
konuşmaların % 50-75’ini anlamaz.
-
İşitme cihazsız 50 dB işitme kaybın olan çocuklar konuşmaların
%80-100’ünü anlamaz. Çocuk kendi sesini duyarak kontrol etme
becerisinden de yoksun olduğu için sesinin kalitesi ve konuşması da
bozulmuştur.
-
Orta ileri derecede (56-70 dB) kaybı olan çocuklar ancak kısıtlı
bir kelime hazinesi kullanıldığında ve 2-2.5 metre uzaklıktan yüz
yüze konuşulduğunda konuşmaların bir bölümünü anlayabilir.
-
İleri (71-90 dB) ve çok ileri derecede (91 dB veya daha fazla)
işitme kaybı olanlar işitme cihazı olmadan konuşma seslerini
duyamazlar. En yüksek güce sahip olan bir işitme cihaz
kullandıklarında konuşma ve çevresel sesleri sadece fark
edebilirler.
-
İşitme kaybı doğuştan ya da lisanı kazanmadan önceki dönemde (0-4
yaş arasında) meydana gelmişse çocuk konuşmayı anlamaz ve
kendiliğinden konuşamaz.
B- Tek Taraflı İşitme Kaybı Olan Çocukların Konuşmayı Anlama Becerileri
Tek taraflı işitme kaybı bir kulağın normal sınırlarda işitmeye sahip
olması ve diğerinde en az hafif derecede (26-40 dB) işitme kaybının
bulunması anlamına gelir. Bu çocuklar seslerin ne taraftan geldiğini
anlamakta güçlük çekerler. Özellikle, ortamda gürültü varsa konuşmayı
anlama bozulur. Grup içi konuşmaların büyük bir bölümünü anlamazlar. Bu
çocuklar konuşmayı anlamak için çok fazla güç sarf etmek zorunda
olduklarından çoğunlukla sınıfta dikkat dağınıklığı ve kaygılı bir tutum
içinde olurlar. Bu nedenle davranış problemleri görülebilir.
Çocuklardaki işitme kayıplarının derecelerine göre sınıflaması, işitme
kayıplarının nedenleri ve karşılaşılabilecek güçlükler Tablo 1‘de
gösterilmiştir;
İşitme kaybının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri dört ana başlık
altında toplanır;
·
Alıcı ve ifade edici iletişim becerilerinin gelişmelerinde gecikmelere
yol açar (iletişim, konuşma ve lisan)
·
Lisan bozukluğu öğrenme güçlüğüne yol açar. Okul eğitiminde başarısızlık
ile sonuçlanır.
·
İletişimde çekilen güçlükler sosyal izolasyon ve kendine olan güvende
eksikliğe yola açar.
·
Meslek seçimini olumsuz yönde etkiler.
Bu dört problem çocukların yaşantısını doğrudan etkiler. İşitme kayıplı
çocuklar pek çok yönde bireysel farklılık gösterirler. Bununla birlikte,
iletişim, motor, zihin, sosyal ve duygusal gelişim yönünden özellikleri
genel olarak aşağıdaki şekilde özetlenebilir;
1- İletişim ve Dil Gelişimi
Tüm çocuklarda olduğu gibi, işitme engelli çocuklar da çevrelerindeki
kişi ve nesnelerle ilgilidirler. Doğumdan itibaren çevreyle ilgilenmeye,
nesneleri tanımaya başlarlar.
Normal işiten çocuklarla aralarındaki fark, sesleri algılayarak veya
ifade ederek kurdukları iletişimdedir. Normal işiten bir çocuk, bir
oyuncak veya bir olay ile ilgilenirken anne veya babasının ifadelerini
anlayarak uygun tepkiler verebilir ancak işitme engeli olan çocukların
anne-babası ise onunla iletişim kurabilmek için önce çocukla göz kontağı
kurmak zorundadır.
İşitme engelli çocuklar diğer normal işiten yaşıtları gibi kendiliğinden
sözel iletişim kurma davranışına girmekte zorluk çekerler. Buna bağlı
olarak dil gelişimleri de normal işitenlere oranla farklılık gösterir;
Tablo 1. Çocuklarda işitme kaybı derecesine göre görülen problemler.
|
İşitme kaybının derecesi |
İşitme Kaybı Nedeni |
Konuşma ve Lisanda Yaşanan Sorunlar
|
Eğitim Ortamında Yaşanan Sorunlar |
Uygulanan Terapi Yöntemleri |
|
Çok Hafif Derece İşitme Kaybı
(16- 25 dB)
|
Seröz otit, yır-tılmış kulak zarı, sensöri-nöral işitme
kaybı. |
Mesafeli veya zayıf konuşmayı anlamada problem vardır. |
İşitsel öğrenme güçlüğü konuşmada bozukluklara neden olur. |
Sınıf içinde tercihli oturma düzeni sağlanmalıdır. |
|
Hafif Derece
İşitme Kaybı
(26 – 40 dB)
|
Seröz otit, yırtılmış kulak zarı, sensöri nöral işitme
kaybı, timpano
skleroz . |
Karşılıklı konuşmada zorluk. Kısıtlı kelime hazinesi,
konuşma
Bozukluğu. |
Sınıf içi tartışmaların %50'sini kaçırır. İşitsel öğrenme
bozukluğu vardır. |
Özel eğitim gerekebilir. İşitme cihazı, uygun sınıf ortamı,
dudaktan okuma ve konuşma terapisi gerekir. |
|
Orta Derece
İşitme Kaybı
(41- 65 dB)
|
Sık tekrarlayan orta kulak enfeksiyonu, orta kulakta
anormallik, sensörinöral işitme kaybı. |
Konuşmanın anlaşılabilmesi için ses şiddetinin yüksek olması
gerekir. Yetersiz lisan ve anlama becerisi vardır. |
Öğrenme bozukluğu. Grup tartışmalarınnda sıkıntı. İşitsel
yorumlama bozukluğu. Kısıtlı kelime hazinesi vardır. |
Özel eğitim veya özel sınıf. Konuşma ve lisan desteği.
İşitme cihazı + dudaktan okuma ve konuşma terapisi gerekir. |
|
İleri Derece
İşitme Kaybı (66 - 95 dB)
|
Sensöri nöral kayıp, orta kulak enfeksiyonu |
Sadece şiddetli sesi duyar. Çevre sesleri-nin tanınması ve
konuşma, lisanda sıkıntı. Eğer, işitme kaybı 1 yaşından önce
oluşmuş ise, konuşma ve lisan kendiliğinden gelişmez. |
Eğitime başlanmasında gecikme, belirgin öğrenme güçlüğü,
kısıtlı kelime hazinesi vardır. |
Tam gün özel eğitim. İşitme cihazı kullanma, dudaktan okuma
ve konuşma terapisi. işitsel eğitim ve danışmanlık gerekir. |
|
Çok İleri Derece
İşitme Kaybı
(95 dB ve üstü)
|
Sensöri nöral veya mikst (karışık) tip işitme kaybı |
İşitmeden çok gör-meyi kullanır. Konuşma ve lisan bozukluğu.
Eğer, işitme kaybı 1 yaşından önce oluşmuş ise, konuşma ve
lisan kendiliğinden gelişmez. |
Konuşmayı anlamamaya bağlı olarak öğrenme bozukluğu vardır. |
Özel eğitim, işitme cihazı, sözel-işaret eğitimi ve
danışmanlık gerekir. |
a- Kelime Hazinesi
-
Kelime hazinesi normal işitenlere göre daha yavaş gelişir.
-
İşitme kayıplı çocuklar somut kelimeleri (kedi, hopla, beş, kırmızı
gibi) soyut anlam taşıyanlara (önce, eşit, kıskanmak gibi) göre daha
kolay öğrenirler. Genellikle kelimelerdeki takıları atlarlar.
-
Normal işitenlerle işitme engelli çocukların kelime hazineleri
açısından aralarında bulunan fark yaş ilerledikçe açılır. İşitme
kayıplı çocuklar normal işiten yaşıtlarını özel eğitim almadan
yakalayamazlar.
-
İşitme kayıplı çocuklar aynı kelimeye ait birden fazla anlamı
yorumlamakta güçlük çekerler.
b- Cümle Yapısı
-
Normal işiten çocuklara göre daha kısa ve basit cümleleri
anlayabilir ve ifade ederler.
-
Konuşma ve yazılı lisana ait karmaşık cümleleri (etken ve edilgen
cümle yapıları gibi) anlamakta güçlük çekerler.
-
İşitme kayıplı çocuklar genellikle kelimelerin sonlarında bulunan
[-ler,
-lar, -nin, -den]
gibi ekleri duymadıkları için ifadeleri yanlış anlar ve zaman, çoğul
takılarını kullanmazlar.
2- Motor Gelişim
İkinci bir özürü olmayan işitme kayıplı çocuklar, temel motor gelişim
aşamalarına normal işiten çocuklarla aynı hız ve sırada erişmektedirler.
Oturma, emekleme, yardımsız yürüme, ayakta durma ve yürüme gibi motor
beceriler bu aşamalardır. Tekrarlayan fiziksel aktiviteleri de
(tekmeleme, esneme hareketleri gibi) normal işitenlerle aynı gelişim
döneminde yapabilirler. Ancak, işitme kaybının nedenine ve derecesine
de bağlı olarak denge ve genel koordinasyonla ilgili becerilerde daha
yetersiz oldukları gözlenmektedir. Bu yetersizlik işitme cihazı
kullanarak ve seslere adaptasyon sağlandıktan sonra azalır.
3- Zihinsel Gelişim
Çocuklar öğrenme ile ilgili deneyimlerini çevrelerini keşfederek ve
diğer kişilerle iletişim kurarak sağlarlar. İşitme engelli çocuklar bu
bilgileri edinirken sesli uyaranlarda yeterince faydalanamazlar. Görme,
dokunma, tat alma ve koklama ile bu duyunun eksikliğini gidermek zorunda
kalırlar. Özellikle seslerin ait oldukları nesne, kişi ve olayları ve
bunların ilişkilerini algılamada güçlük çekerler. Buna bağlı olarak
düşünme, karar verme, yorumlama, sebep-sonuç ilişkilerini
değerlendirmede yetersiz oldukları gözlenmektedir. Buna bağlı olarak
okul başarısı da zayıflar. Aşağıda işitme kaybı derecelerine göre
çocukların okul başarısı ile ilgili bilgiler verilmiştir;
Okul yaşantısının tüm alanları, özellikle okuma ve matematik becerileri
etkilenmiştir.
1.
Hafif ve orta derecede işitme kaybı olanlar eğitim almadıkları takdirde
ilköğretim dördüncü sınıfa kadar diğer yaşıtlarına oranla vasat bir
performans gösterirler.
2.
İleri ve çok ileri derecede işitme kaybı olanlar özel eğitim desteği
olmadan ilköğretim üçüncü veya dördüncü sınıftan sonra başarı
gösteremezler.
3.
Normal işiten ve işitme engelli çocuklar arasındaki farklılık sınıf
seviyesi arttıkça açılır.
4- Sosyal Duygusal Gelişim
Çocukların sağlıklı bir benlik algısı kazanarak gelişimlerini
sürdürebilmeleri için olumlu ilişkiler kurabilmeye dolayısıyla güvenli
ve duyarlı bir çevreye ihtiyaçları vardır. İşitme engelli çocuklar
işitme becerisini kullanamadığı için ailesi, arkadaşları ve yakın
çevresinde dahi güven eksikliği ve buna bağlı olarak da hırçınlık, içe
dönüklük, kızgınlık gibi davranışlar sergilerler.
İleri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar özellikle diğer
işitme engelli çocuklar ile iletişim olanakları kısıtlı ise ya da
tamamen onlardan ayrı bir eğitim süreci içinde ise okulda yalnızlık,
arkadaşsızlık ve mutsuzluk gibi duygular yaşarlar.
Hafif veya orta derecede işitme kaybı bulunan çocuklarda ise, ileri ve
çok ileri derecede işitme kaybı bulunanlara oranla daha fazla sosyal
problemler gözlenmektedir. Bu çocuklar konuşma sesini duyabilir ancak,
işitme kaybının konuşma frekanslarının farklı bölgelerinde farklı
derecelerde olması nedeni ile kelimelerin ve cümlelerin ancak bir
kısmını işitebilirler. Bu nedenle bu çocuklar çoğunlukla duyduklarını
anlamakta sıkıntı çekerler. Cümleler duyulabilmekte ancak anlaşılması
bozulmaktadır. Ayrıca, ortamdaki gürültü ve çocuk ile konuşan kişi
arasındaki mesafe arttıkça çocuğun konuşma seslerini anlaması gittikçe
güçleşir. Konuşmayı anlamada yaşanan güçlükler nedeniyle aile ve sınıf
ortamında uyumsuzluk ortaya çıkar.
6- İŞİTME ENGELLİLERİN EĞİTİMİ ve İLETİŞİM YÖNTEMLERİ
A- İşitme Kaybı Derecesine Göre Çocuğun Özel Eğitim İhtiyacı
·
Eğitim ihtiyacı orta derecede işitme kaybı (26-40 dB) ile başlar.
·
Çok hafif ve hafif derecede işitme kaybı olan çocuklara ev ve sınıf
ortamlarında gerekli düzenlemeler yapılarak (sınıfta ön sırada oturma,
duvarların ve yerlerin sesi geçirici özellikler taşıması, sesin
yankılanmasını en az seviyeye getirme) rahat dinleme koşulları konusunda
danışmanlık verilmelidir .
B- İşitme Kaybı Derecesine Göre Uygulanan Eğitim Programları
Çocukların işitme kaybı dereceleri arttıkça kullanılan iletişim
modelleri ve eğitim teknikleri farklılık gösterir.
-
Orta derecede kaybı olan bir çocuk işittiğini anlama, kelime
hazinesi ve lisan gelişimi, konuşma bozukluğu terapisi ve/veya okuma
becerilerini destekleyici eğitim almalıdır. Okul öğretmeninin de
programa dahil edilmesi gereklidir.
-
İleri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuk, tüm lisan
alanlarında ve okul yaşantısında özel eğitim programlarına ihtiyaç
duyar. İşitme cihazının erken dönemde kullanılmaya başlanması
özellikle bu kayba sahip olan çocukların işiterek ve konuşarak
(işitsel–sözel yöntem) normal lisan gelişimini yakalamayı amaçlayan
programları takip etmeleri mümkün olmaktadır. Ancak, işitme kaybı
80-90 dB‘e yaklaştıkça işitsel-sözel yönteme işaret lisanı
yönteminin de eklenmesi (total iletişim) gerekebilir.
C- İşitme Kaybının Teşhisine Ailenin Verdiği Tepkiler
Çocuğunuzun işitme kaybı olduğunu öğrendiğiniz zaman karmaşık duygular
yaşayabilirsiniz. Üzülebilir, korkabilir, suçluluk hissedebilir ya da en
azından sadece işitme kaybı olduğu için daha rahat hissedebilirsiniz. Bu
duyguları yaşamanız son derece normaldir.
Bir çok anne ve baba, çocuğunun işitme engelli olmasından dolayı uzun
süre üzüntü ve çaresizlik yaşar. Önemli olan, çocuğunuza ve size hizmet
verebilecek olan uzmanların varlığından haberdar olmanız ve bir an önce
bu uzmanlarla iletişim kurarak, çocuğunuzun eğitimi ve gelişimi için
gereken desteği almak için harekete geçmenizdir.
Uzmanlar tarafından verilen erken eğitim, çocuğunuzun dinleme
becerilerini geliştirecek, sizinle daha rahat iletişim kurmasını
sağlayacaktır. Eğitimi süresince çocuğunuzda kaydedilecek gelişme, sizin
de yaşadığınız olumsuz duyguları ve stresi azaltacaktır.
Unutmamanız gereken nokta, uzmanların, çocuğunuz ve sizin için
çalıştıklarıdır. Çocuğunuzun işitme engeline bağlı her türlü
probleminizde size yardımcı olacak kişiler de yine bu uzmanlar
olacaktır. Uzmanlar sizi dinleyecek, destek olacak ve çözüm yolları
üreteceklerdir.
D- Anne-Baba ve Çocuk İletişimi
Çocuğunuz ile iletişim kurarken, bazen beklediğiniz
tepkileri alamamanız normaldir. Çocuğunuzun bazı durumlarda size
bakmaması, ses çıkarmaması ya da buna benzer tepkileri vermemesi
beklenen bir durumdur. Önemli olan, bu durumların sizin çocuğunuzla olan
iletişiminizi azaltmamasıdır. Çocuğunuz ilk dönemlerde, her ne kadar
beklediğiniz tepkileri veremese de, sizinle iletişime açıktır.
Çocuğunuzla iletişim kurmaktan vazgeçmeyin. Göz kontağı kurun, ona
dokunun ve dikkatini kendinize yönlendirmeye çalışın. Çocuğunuz size
bakarken ona gülümseyin, yanağına dokunun, onun ilgisini çekmeye
çalışın. Yüzünüzle yapacağınız komik ifadeler onun ilgisini çekecek ve
size tepki vermesini sağlayacaktır.
Çocuğunuz ile iletişim kurmakta güçlük yaşarsanız, aşağıda maddeler
halinde belirtilen şekillerde, çocuğunuzla iletişim kurmayı deneyin.
Çocukların anne ve babalarıyla iletişime açık olduklarını unutmayın.
Uygun şekilde yaklaştığınız zaman, çocuğunuz beklediğiniz şekilde
sizinle iletişime geçmeye çalışacaktır:
1)
Çocuğun dikkatini çekmek için el ve ayaklarına dokunun, okşayın,
gıdıklayın, hareket ettirin.
2)
Göz temasını kurana kadar bekleyip, ondan sonra tepki verin.
3)
Çocuğun yüzünü, annenin yüzünü görebileceği bir pozisyonda tutun.
4)
Çocuğun görsel alanı içinde ya da bebeğin ilgilendiği nesneye yönelik
konuşun.
5)
Pozitif ve ilginç yüz ifadeleri yapın.
6)
Çocuğun ilgilenebileceği nesnelere dikkatini çekin.
7)
Uzun ve karmaşık cümleler yerine, kısa ve basit mesajlar içeren ifadeler
kullanın.
8)
Bir nesneyi göstermeden önce ve gösterdikten sonra nesnenin adını ifade
edin.
Çocuğunuzla iletişim kurarken dikkat etmeniz gereken en
önemli nokta; çocuğunuz size bakarken onunla konuşmanızdır. Çocuğunuz
başka bir kişiye ya da nesneye bakarken onunla konuşmanız, çocuğunuzun
dikkatini çekmeyebilir. Çocuğunuz size yönelene kadar bekleyin ve göz
kontağı kurduktan sonra iletişime geçin. Bu çok etkili bir yöntemdir.
Özellikle çocuğunuzun konuşmaya başladığı dönemlerde, belirli kelimeleri
öğrenmesi için de oldukça faydalı olacaktır. Bu şekilde iletişim
kurarken 3 temel adım izleyebilirsiniz:
1)
Çocuğunuzun göz hizasını takip edin,
2)
İletişime geçmeden önce çocuğunuzun size baktığından emin olun,
3)
Çocuğunuzun ilgili olduğu olay veya nesneye yönelik konuşarak tepki
verin.
E- İşitme Kayıplı Çocuğun Eğitim Değerlendirmesi
İşitme kaybının teşhisi kesinleştikten sonra çocuğunuz için uygun
değerlendirme ve katılım programları hazırlanmalıdır (Şekil 14). İşitme
engelli çocuklar farklı işitme derecelerinden dolayı farklı programlara
ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden farklı alanlardan uzmanlar bir araya gelerek
program hazırlar.
·
Özel Eğitim Uzmanı
·
Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi
·
Dil ve konuşma uzmanı
·
Çocuk odyoloğu
·
Psikolog
Bu uzmanların değerlendirmesi 4 alanda odaklanır:
1)
Çocuğunuzun tüm gelişim alanları
2)
Çocuğunuzun dil becerileri ve iletişimsel davranışları
3)
Aile-Çocuk iletişimi ve etkileşimi
4)
Aile özellikleri
F- İşitme Kayıplı Çocuğun Bulunduğu Ortamın Düzenlenmesi
Çocuğunuzun içinde bulunduğu ortamda bazı özel düzenlemelerin yapılması,
onun gelişimi için oldukça faydalı olacaktır. Bu sebeple öncelikle,
çocuğunuzun bulunduğu ortamda, resimler, baskılar, posterler, kitaplar,
çizimler, fotoğraflar gibi malzemeler olmalıdır. Çocuğunuza
sağlayacağınız bu zengin çevre, onun oyun aracılığıyla çok daha rahat,
hızlı ve kalıcı bir şekilde öğrenmesini sağlayacaktır.
Çocuğunuzun etrafında bulunan yetişkinlerin onunla sık ve uygun şekilde
iletişim kurması, çocuğunuzun onları örnek alarak benzer şekilde
iletişim kurmaya çalışmasını sağlayacaktır. Unutmamalısınız ki,
çocuklarınız gelişimleri süresince, çevrelerindeki yetişkinlerin
davranışlarını kendilerine örnek alırlar. Sizler ne kadar uygun iletişim
davranışları gösterirseniz, çocuğunuz da o derece uygun iletişim
davranışları sergileyecektir.
G- İşitme Kayıplı Çocuğun Dinleme Becerisini Geliştirmek İçin Temel
Kurallar
-
Sesleri fark ettiğiniz anda onun da fark etmesini sağlayın.
-
Gözlerinizi iyice açarak kulağınıza dokunun ve ‘‘Sesi duydun mu?’’
sorusunu yöneltin.
-
Ses ve ses kaynağını eşleştirin (örn: köpek ve hav hav sesi)
-
Sese karşı herhangi bir tepki verdiğinde onu ödüllendirin.
-
Çocuğunuz için eğlenceli olacak dinleme alışkanlıkları geliştirin.
H- İşitme Kaybı Olan Çocuğun Konuşma Gelişimini Desteklemek İçin
Öneriler
1. Çocuğunuzun dikkatini çekmek için;
-
Çocuğunuzun boy seviyesine inerek yüzünüze bakmasını, dudak
hareketlerinizi ve mimiklerinizi takip etmenizi sağlayın.
-
Normal bir ses tonu ile konuşun. Dudaklarınızı abartmayın.
-
Sesiniz ve konuşma şekliniz eğlendirici olsun.
-
Çocuğunuzun her zaman aktif katılımı sağlayın. Unutmayın ki lisan
yaşanırken öğrenilir.
2. Anne ve babanın konuşmalarında uyması gerekli kurallar;
-
Yaşadığınız an ve bulunduğunuz mekan hakkında konuşun.
-
Çocuk merkezli konuşun, onun ilgisini çeken konuları saptayın.
-
Basit ve kısa cümleler kullanın.
-
Açık konuşun.
-
Çocuğunuza yönelik konuşun.
-
Her şeyin adını kullanın.
-
Çocuğunuzun duygularını ve düşüncelerini tahmin ederek ona ifade
edin.
-
Çocuğunuzun yanıtlaması için fırsat verin.
-
Anlaşılıncaya kadar mesajı tekrarlayın.
-
Konuşurken kullanacağınız tek kelimeyi cümleye dönüştürün (cümle
içinde kullanın).
3- Anne ve babanın işitme kayıplı çocuğu ile konuşurken dikkat etmesi
gereken konular;
-
Çocuğunuzu konuşması için cesaretlendirin, ona şans tanıyın. İyi bir
dinleyici olmayı deneyin.
-
Konuştuğu zaman ona karşılık verin.
-
Söyleyemediği kelime ya da ifadeleri tamamlayın.
-
Kelimeleri tekrarlayarak cümle içinde kullanın.
-
Yeni kelimeler kullanarak kelime hazinesini geliştirin.
-
Yanlış ifadeler kullandığında bunu tekrarlayarak düzeltin
-
Çocuğunuz bir fikrini ifade ettiğinde daha fazla bilgi ekleyerek
düşüncesini geliştirin.
I- İşitme Engelli Çocukların Eğitiminde Okul Seçimi
Bu çocuklar için okul seçimi yapılırken takvim yaşı ve konuşma ve lisan
yaşı arasındaki farklılık göz önünde bulundurulur. Önemli olan çocuğun
takvim yaşının okul çağı seviyesine gelmesi değil, lisan ve konuşma
yaşının okul yaşantısını sürdürebilecek durumda olmasıdır. Bu nedenle,
okul seçimi yapılırken çocuğun zihinsel, duygusal, lisan ve konuşma
gelişimi değerlendirilir. Ayrıca, ailenin eğitime katılımı ve desteği de
okul seçimini etkiler. Bu kriterlere uygun olan çocuklar, özel eğitim ve
danışmanlık programlarında ve normal işiten çocukların eğitim aldıkları
okullarda eğitim yaşantılarını sürdürebilirler.
J- Tek Taraflı İşitme Kaybı Olan Çocuğun Eğitimi
Bu çocuklar sınıfta tercihli oturtulmalıdır. Öğrenme güçlüklerinin en
aza indirgenmesi ve sesin geldiği yönü bulma problemlerinden kaynaklanan
işitsel algı bozuklukları için danışmanlık almaları yeterli olur.
K- İşitme Kaybı Olan Çocukların Eğitiminde Kullanılan Yöntemler
İşitme kayıplı çocukların eğitiminde uygulanan yöntemler
işaret desteği alan eğitim yöntemleri ve işaret desteği almayan eğitim
yöntemleri olarak iki ayrı grupta toplanır.
1-.
İşaret Destekli Eğitim Yöntemleri:
a.
İşaret Dili
El ile yaratılan ve ulusal veya yerel işaretleri kullanan görsel bir
iletişim sistemidir (Şekil 15). Konuşma dilinden farklı ve kendi gramer
kuralları olan bir dildir. İşaret dilini ana dil olarak öğrenen
çocuklar, daha sonra konuşma dilini ikinci bir dil, yabancı bir dil
olarak algılamakta ve buna bağlı olarak konuşma güçlükleri
çekmektedirler.
İşaret dili kullananlar, konuşmayı anlayabilmek için
görsel uyaranları temel olarak kullanırlar. Bu sebeple, işitme cihazı
kullanıyor olsalar da, dikkatlerini işitmeye değil görmeye verdikleri
için dinlemeyi öğrenememektedirler. Bu dezavantaj tüm işaret desteği
kullanan ve bu yolla görsel algı gerektiren sistemler için gereklidir.
b.
Parmak Alfabesi
Alfabedeki her harf karşılığı parmakların değişik pozisyonlar alması
ile sözcüklerin ve cümlelerin ifade edilmesidir. Çocuklar yazmayı
öğreninceye kadar kullanılması çok sınırlı olan bir yöntemdir.
c.
Tüm (Total) İletişim
Tüm iletişim, dil ediniminde kullanılmakta olan sözel, işitsel, yazılı
ve işarete dayalı tüm yöntemleri kullanmaya dayanan bir eğitim
yöntemidir. Bu yöntemi savunanlar, ileri ve çok ileri derecede işitme
kaybı olan çocukların görme duyusu ile işaretler, dudak okuma, yazı gibi
yöntemler ile desteklenmesi gerektiğini düşünerek, işitme engelli
çocukların eğitiminde tüm yöntemlerin bir arada kullanılması gerektiğini
öne sürmüşlerdir. Çocuğun başarılı olabilmesi için hem anne ve babalar,
hem de öğretmenler işaret dili eğitimi almalı ve bu becerileri etkili
bir şekilde kullanabilmelidir.
2-. İşaret Desteksiz İletişim Yöntemleri:
a.
Doğal Sözel-İşitsel Yöntem
Bu yöntem ile işitme engelli çocuklar işiten çocuklar
gibi ana dillerini kazanabilir ve işiten çocuklardaki dili kazanma
süreçlerini gecikmeli de olsa takip edebilirler. İşitme kaybı olan
çocuklar çevrelerindeki bireylerle anlamlı etkileşim yolu ile dillerini
geliştirebilirler.
Çocuklara sağlanan uygun işitme cihazları çocukların dili belli ölçüde
normal işiten bireyler gibi algılamalarına yardımcı olabiliyorsa, bu
çocuklar yavaş da olsa normal işiten bireyler gibi dili kazanabilir. Bu
yöntem, konuşma dilini doğrudan kalıplarla öğretmek yerine, doğal
yaşantılar içinde işitsel algının geliştirilmesine olanak sağlamaktadır.
İşitme cihazı kullanılması bu yöntemde büyük önem taşımaktadır.
b.
İşitsel Yöntem
Tek duyu (işitme duyusu) kullanılarak iletişimin
öğretildiği yöntemdir. Doğal işitsel-sözel yöntemde olduğu gibi çocuğun
doğal ortamda dili kazanması sağlanır. Bu yöntemde de işitme
cihazlarının önemi büyüktür. Ancak, farklı olduğu nokta, çocuk ile
iletişim sırasında sadece işitme duyusunu geliştirici etkinlikler ve
iletişim yöntemlerinin tercih edilmesidir. Bu yöntemde dudak okuma,
parmak alfabesi gibi yöntemler dinleme becerisinin gelişimini
engellediği düşünüldüğü için kullanılmaz. Çocuk ile iletişimde sadece
işitme duyusu kullanılır.
L- İşitme Kayıplı Çocuğun Sosyal Çevresine Uyumu
Çocuğunuz işitme kaybından dolayı, çevresindeki bazı durumlara uyum
sağlamakta güçlükler yaşayabilir. Arkadaşları gibi rahat duyamadığı ve
iletişim kuramadığı için bazı kuralları öğrenemez. Bu durumlar da,
çocuğunuzun bazı problemler yaşamasına yol açabilir. Anne- baba olarak
çoğunlukla bu durumların farkında olursunuz ve bu yüzden çocuklarınıza
aşırı ilgi ve koruma sağlamaya çalışabilirsiniz. Sağladığınız bu ilgi ve
korumanın aşırı olmamasına özen göstermek sizin elinizdedir. Çocuğunuzun
başarabileceği işlerde bile ona yardımcı olmaya çalışmanız, çocuğunuzun
kendisini yetersiz hissetmesine yol açabilir. Bu yetersizlik hissi de,
çocuğunuzun size bağımlı hale gelmesine sebep olur ve kendi başına bir
iş yapamayan bir çocuk olabilir.
Çocuğunuzun içinde bulunduğu çevreye uyum sağlayabilmesi
için bazı ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması oldukça önemlidir. Bu
ihtiyaçlar 3 başlıkta açıklanabilir:
1) Kişiler Arası İletişim: İşitme engelli bir
çocuğun konuşma becerilerinin yaş düzeyinin altında olması beklenen bir
durumdur. Bu durumun sürekli olmaması ya da mevcut konuşma becerilerinin
gerilememesi için anne-babalara önemli görevler düşmektedir. Çocuğunuzla
mümkün olduğunca sık ve olumlu iletişim kurmaya çalışmanız, çocuğunuzun
hem sizinle, hem de başka yetişkinlerle iletişiminde çok daha rahat
hissetmesini sağlayacak ve sizleri örnek alarak uygun iletişim
becerilerini geliştirmelerine yardımcı olacaktır. Çocuklar 3-6 yaşlar
arasında dili çok hızlı bir şekilde kazanırlar. Çocuğunuzla özellikle bu
yaşlarda kuracağınız iletişim, onun bir çok kelimeyi kavramasına olanak
sağlayacaktır. Çocuğunuzun bu kelimeleri söylemiyor olması bilmediği
anlamına gelmez. Sizin onunla vakit geçirirken kullandığınız bir çok
kelimeyi hafızasına depoladığını unutmayın. Kendini hazır hissettiğinde
çocuğunuz öğrenmiş olduğu kelimeleri kullanmaya ve kendini yavaş yavaş
ifade etmeye başlayacaktır.
2) Duyusal Yoksunluk: Çocuğunuz çevresel seslerin
büyük kısmından uzak kalmaktadır. Bu seslerden uzak kalması, ani ve
yüksek bir ses duyduğunda normalden fazla korkmasına yol açabilir. Bu
korku, onun kendini güvensiz hissetmesine ve size daha bağımlı hale
gelmesine sebep olabilir. Çocuğunuzun belirli çevresel seslere alışkın
olması için öncelikle iyi bir dinleme becerisine sahip olması
gerekmektedir. Bu şekilde çocuğunuz, kendisini bulunduğu çevreye ait
hissedecektir. Bulunduğu ortamdaki taşıtların, insanların, hayvanların,
bazı oyuncak ya da elektrikli ev eşyalarının sesleri vb., çocuğun
bulunduğu çevreye alışmasını sağlar. Kendisini o çevrenin bir parçası
olarak görür ve daha güvenli hisseder. Bu duygular da çocuğunuzun
kişilik gelişiminde önemli role sahiptir.
3) Sosyal Tutumlar: Çocuğunuza nasıl
davrandığınız, onun gelişiminde büyük etkiye sahiptir. Onunla
ilgilenmek, onu korumak, ihtiyaçlarını karşılamak bir çok anne-baba için
rahatlatıcıdır; ancak öyle durumlar vardır ki, çocuğunuzu olumsuz yönde
etkiler. Bu durumlardan en önemlisi, çocuğunuzu bir hasta olarak
görmemenizdir. Teşhis almasından önce ve teşhis aldıktan sonra,
vaktinizin büyük bölümünü hastanede geçiriyor olabilirsiniz. Sürekli
kontrol yapılması gerekebilir, testler alabilir. Unutmamanız gereken en
önemli şey, bu sürecin çocuğunuzun hasta olduğu anlamına gelmediğidir.
Hastane süreci, sadece çocuğunuzun uygun eğitim alabilmesi için gerekli
bir işlemdir. Çocuğunuz hasta değildir ve bu yüzden ona bir hastaymış
gibi aşırı koruyucu ve ilgili yaklaşmamalısınız. Çocuğunuzu aşırı korur,
kollar, yapabileceği işleri yapar, her an yanında olursanız, çocuğunuzun
bağımlı, sorumluluk alamayan bireyler olmasına sebep olabilirsiniz.
M- İşitme Kayıplı Çocuğun Sosyal Çevresiyle Olan İletişimi
Tüm çocuklar okul döneminden önce, yaşıtlarıyla sınırlı bir etkileşim
içinde bulunurlar. Paylaşımları ağırlıklı olarak oyun şeklinde
olmaktadır. Tam olarak iletişim kurmayı, okul yıllarında öğrenirler. Her
çocuk belirli kurallara uymayı öğrenmelidir. Okul dönemine kadar
sürdürdüğü, nispeten bağımsız, yıllarındaki davranış özgürlüklerini bir
kenara bırakmayı ve sosyal kurallara, toplum gereksinimlerine uygun
davranma becerilerini kazanmalıdır. Bu noktada iletişim becerileri önem
kazanır. İşitme kayıplı çocuğun sosyal çevresine uyumu ve iletişimi ile
ilgili yaşadıkları sorunlar ve nedenleri aşağıda açıklanmıştır:
·
İşitme engelli çocuklar için iletişim kurmak başlı başına zor bir
süreçtir. Bu sebeple sözel ifadeleri kullanamadıkları gibi çoğu zaman
uygun yüz ifadesi ve mimikleri de kullanmada başarısız olurlar. Çabaları
genelde başarısızlıkla sonuçlanır. Duygularını davranışsal olarak
belirtseler bile, sebeplerini açıklayamazlar.
·
İletişim kurma çabalarındaki bu güçlükler, işitme engelli çocuklarda
huysuzluk, aksilik nöbetlerine yol açar. Her ne kadar bu tür huysuzluk
nöbetleri tüm çocuklarda görülse de, sıklık ve derece açısından, işitme
engelli çocuklarda daha yoğundur. Bu nöbetler, yere yatma, tepinme,
tekmeleme, çığlık atma, ağlama ve ısırma gibi davranışlarla kendini
gösterebilir.
·
İşitme engelli çocuklar ailede, aile bireyleri arasında, özellikle
kardeş ilişkilerinde yalnız kalabilirler. Anne ve baba koruyucu bir
tutum geliştirirken, kardeşler uygun iletişimsel davranışları
geliştirmeyebilirler. Anne ve babanın aşırı koruyucu tutumunun
sonucunda, işitme engelli çocukta bağımlılık gelişerek, olumlu benlik
kavramı engellenir. Bu durum ise işitme engelli çocuğun diğer insanlarla
iletişim kurmasını daha çok zorlaştırarak toplum tarafından reddedilen
bir birey olarak yetişmesine neden olur ve çıkabileceği zor bir
kısırdöngü içinde kalabilir.
·
İletişimsel becerilerinin gelişmesi için, çocukların her şeyden önce,
yaşıtlarıyla sosyal bir etkileşim içine girmeleri gerekmektedir. Sosyal
etkileşim çocukta olumlu benlik gelişimini sağlayarak, kendini
kabullenme ve başkalarını kabullenme duygularını güçlendirmektedir.
Sosyal etkileşim, temel sosyal ihtiyaçların doyurulması için gereklidir.
Güçlü bir sosyal etkileşimde olumlu benlik gelişiminin yanı sıra,
bağımsız birey olma, paylaşma, işbirliği gibi toplumsal temel öğeler
yerleşir.
·
Normal işiten yaşıtları ile fiziksel yakınlık kurma, sosyal kaynaşma
için yeterli değildir. İşitme engelli çocukların yaşıtlarına karşı,
uygun bir şekilde iletişimi başlatmaya ve devam ettirmeye ihtiyaçları
vardır. Ancak, sosyal iletişim ve etkileşim yeteneklerinden yoksun
oldukları için konuşmayı başlatma ve devam ettirme, paylaşma ve birlikte
oyun oynama gibi becerileri geliştirememektedirler.
·
Dil kapasitesinin düşüklüğü iletişim kurma becerilerini zayıflatır,
iletişim kurmadaki güçlük ise, temel olarak, sosyal becerileri olumsuz
etkiler. Bu olumsuzluklar, saldırganlık ve içine kapanıklık gibi
davranışlarla ortaya çıkabilmektedir.
·
Sosyal uyumun temel bileşenlerinden biri olan sosyal davranışların
gelişimi de işitme kaybından olumsuz yönde etkilenir. Bu olumsuzluk
klinik boyutta, davranış problemleri olarak adlandırılır. İşitme engelli
bireylerde, normal işiten bireylere göre daha sık oranda davranış
bozukluklarına rastlandığını belirtilmektedir.
·
İşitme engelinin sosyal etkileri göz önüne alındığında, sosyal uyum
düzeyinin daha düşük olmasının temel etkenlerinden birisinin de, bireyin
sağlıklı iletişim kuramaması olduğu söylenebilir. İletişim eksikliği,
işitme engelli bireylerin kendilerini zaman içinde toplumdan izole
etmesine sebep olur. Bu izolasyon, bireyin yalnız, utangaç ve içine
kapanık olmasına yol açar. Kendilerini sosyal olarak geliştiremezler ve
sosyal yeterlilik düzeyleri de buna bağlı olarak zayıf olur. İletişim
becerisinin zayıflığı sosyalleşememeyi beraberinde getirir. Bu da, zayıf
ya da tam olarak gelişememiş sosyal becerilerin geri kalmasına yol açar.
·
Kaygı düzeyinin, bireyin hissettiği olumsuz duygu durumlarıyla
bağlantılı olduğu bilinmektedir. Bu durumda, işitme engelli bireylerin
de, iletişim kuramamaktan ve sosyal alanda yetersiz olmalarından
kaynaklanan negatif bir duygu durumu içinde oldukları söylenebilir. Bu
negatif duygu durumu da, kaygı düzeyinin artmasına yol açar.
·
İşitme engelli bireylerin iletişim kuramamaları sonucunda, toplumdan
yavaş yavaş koptukları ve içlerine kapandıkları daha önce belirtilmişti.
İçine kapanıklık, içselleştirme davranışının tanımlaması içine
girmektedir. Duygu ve düşüncelerini çevreyle paylaşmama, sosyal çevreden
uzak kalma, kendini sosyal aktivitelerden çekme, içine kapanık bir
bireyin temel özelliklerini temsil eder. Sosyal çevresiyle iletişim
kurması desteklenmeyen işitme engelli bir çocuğun da, zamanla içine
kapanması kaçınılmazdır. Kendini sosyal ortamlardan çekecek, iletişim
kurmayacak, kendisi istemediği sürece, neler hissettiğini öğrenebilmek
mümkün olmayacaktır.
·
Davranış bozukluğu olarak adlandırılan içine kapanma, aşırı kaygı gibi
davranışlar, çocuğun, diğer çocuklar tarafından tamamen reddedilmesine
yol açmaktadır. İletişim kurabilmede zorluk çeken çocuk, çevresi
tarafından da uzaklaştırılınca, iyice kendine dönmekte, grup ortamına
katıldığı durumlarda ise saldırgan ve öfkeli olmaktadır.
7- ÖZÜRLÜ BİREY VE SPOR EĞİTİMİ
A- Çocukluk Dönemi Ve Spor
Bugün sporun bir eğitim aracı olarak çocuğun her yönden gelişmesinde
büyük rol oynadığı bilinmektedir. Sportif oyunlara bir ekip üyesi olarak
katılma; çocukta yardımlaşma, beraber çalışma, diğer ekip elemanlarına
ve oyun düzenine saygılı olma gibi duyguları geliştirir.
Fiziksel ve sportif aktivitelere ilişkin özel eğitim almadan, Görme ve
işitme engelliler özel cihazlar kullanmadan ve bazı etkinliklerde
düzenlemeler yapılmadığı taktirde sportif organizasyonlara katılması
olanaksızdır.
B- Sportif Aktivitelerin Motor Gelişim İçin Önemi
1- Denge
Denge, statik veya dinamik, hareket sırasında vücudun istenen
pozisyonunu sağlayabilme yeteneğidir. Denge bütün hareketlerin
temelidir.
Görme, dokunma, motor ve işitmenin dengenin korunmasında önemi büyüktür.
Yapılan araştırmalarda, altı yaşındaki çocukların gözleri kapalı iken
tek ayak üzerinde dengelerini sağlayamadıklarını, fakat 7 yaşında
gözleri kapalı dengelerini sağlaya bildiklerini göstermiştir. Sonuç
olarak, denge yaş ile birlikte gelişmektedir.
Denge, yapılan spor branşına özeldir. Denge yeteneklerinin gelişiminde
sportif etkinliklerin önemli rolü vardır. Yaş grubuna veya çocuğun motor
becerilerine uygun farklı etkinlikler kullanılmalı ve tekrarlar
yapılmalıdır.
2- Koordinasyon
Koordinasyon, karmaşık hareketlerin üretilmesinde kasların mükemmel ve
uyumlu işlevleridir. Koordineli davranış, kişinin özel hareketleri hızlı
ve akıcı bir şekilde yapmasını içerir. Bazı becerileri gerçekleştirmek
el-göz veya el-ayak koordinasyonunu gerektirir. Bazı becerilerin
gerçekleştirilmesi için ise, tüm vücut koordinasyonuna ihtiyaç vardır.
Vücut denge sisteminden iç kulak ve beyincik sorumludur. İşitme
Engellilerde işitme kaybının % 90’nı iç kulakta meydana gelen
sorunlardan kaynaklandığı için işitme engelli sporcularda denge problemi
ve buna bağlı olarak koordinasyon eksikliği görülmektedir.
Bu problemi İşitme Engellilerle çalışan Antrenör ve Beden Eğitimi
Öğretmenleri oyun ve antrenman yöntemlerini kullanarak azaltabilir ve
sporcunu uğraş verdiği branşta daha başarılı olmasını sağlayabilir.
KAYNAKLAR
• Ataman, A. Editör, (2003) Özel Gereksinimli Çocuklar ve Özel
Eğitime Giriş . Gündüz yayıncılık
• Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname.
Resmi Gazete,
Sayı: 23011
(Mükerrer), 6 Haziran 1997
• Özsoy, Y., M. Özyürek ve S. Eripek.
Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar: Özel Eğitime
Giriş
(8. Baskı). Ankara: Karatepe Yayınları, 1997.
•
http://www.ozida.gov.tr
|