|
ORTOPEDİK
ENGELLİ ÇOCUKLAR
1- ORTOPEDİK
ÖZÜR
Doğum öncesi,
doğum sırası ve doğum sonrası dönemde herhangi bir nedenle , iskelet
(kemik), kas ve sinir sistemindeki bozukluklar sonucu, bedensel
yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama
uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve
korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine
ihtiyaç duyan kişiye ortopedik özürlü, bu duruma yol açan durumlara ise
ortopedik özür denir.
Her anne baba,
dünyaya getirdiği çocuğun sağlıklı olmasını ister. Aileden gelen
kalıtsal hastalıklar hariç, bir takım ihmaller, tecrübesizlikler, bilgi
eksiklikleri vb gibi nedenlerden kaynaklanan özrün hemen tamamı
önlenebilir yada kontrol altına alınabilir. Çocuğunuzun bedensel
yetersizliğinin onun tüm gelişimini olumsuz etkileyebileceğini
unutmayın. Çocuk eğer emeklemiyor, yürüyemiyor, veya oturamıyorsa
çevresiyle ilgisi buna bağlı olarak sınırlı kalacaktır.
Çocuğunuzun
bedensel yetersizliği onun tüm yaşamını olumsuz yönde etkilememesi için,
en ufak bir şüphede ilgili sağlık merkezine başvurarak erken tanılama ve
müdahale ile hem kendinizin hem de çocuğunuzun ömür boyu sürecek
mutsuzluğunu engelleyebilecektir.
2- ORTOPEDİK
ÖZÜRLERDEN BAZILARI
A-
Doğuştan olan özürler
1- Doğuştan uzuv
eksiklikleri,
2- Doğuştan kalça
çıkığı,
3- Çarpık ayak,
4- Doğuştan kol
felci,
5- Doğuştan
omuriliğin kese şeklinde dışa doğru çıkması (Meningomyelosel),
6- Yapışık parmak,
7 Doğuştan omurga
eğrilikleri,
8- Doğuştan kas
hastalıkları.
• Beyin felci
C- Süreğen kemik
ve eklem iltihapları
D- Romatizmal
hastalıklar
E- Çocuk felci
• Omurga
eğrilikleri
• Travmatik
özürler
1- Uzuv kaybı,
2- Kırık kaynama
yokluğu,
3- Yanlış kaynamış
kırıklar,
• Eklem sertliği,
• Travmaya bağlı
felçler ve kuvvet kayıpları,
• Eklem
kireçlenmesi.
• Kalıtsal
ilerleyici sinir hastalıkları
• Cücelik
A- Doğuştan
Olan Özürler
1- Doğuştan
Uzuv Eksiklikleri
Tanım:
Parmak, el, kol ve bacak
gibi uzuvların doğuştan kısmen yada tamamen oluşmadığı durumlarda ortaya
çıkar. Örneğin dirsekten itibaren bir yoklukta, dirsekten aşağıda uzuv
tamamen yoktur ; buna doğuştan ampute denir
Neden:
Annenin hamileliğin erken
döneminde (ilk üç ay) kullanılması sakıncalı olan ilaçları
kullanmasıdır. Bazı olgular ise kalıtsal olarak ortaya çıkar.
Tanı:
Uzuv yoklukları bebek doğar
doğmaz kolaylıkla tanınır. Uzuv içerisindeki çift kemiklerden birinin
yokluğu ya da az gelişmesi durumunda bazen tanı zor olabilir. El, ayak,
dirsek veya dizde belirgin çarpıklık ve kısalık, kemiklerde eğrilik var
ise bu durumdan şüphelenilmelidir.
Tedavi
:
Erke n yaşlardan itibaren (sıklıkla
yürüme yaşında) protez yapılabilir. Böylece çocuğun protez kullanma
becerisi sağlanmış olur. Çok ileri yaşlarda protez yapılırsa, protezsiz
yürümeyi ya da sakat kolu ile işlerini görmeyi benimseyen çocuk, protezi
kullanmayı reddedebilir. 0-2 yaş döneminde ayak veya eldeki çarpıklıklar
cihaz ile düzeltilecek durumda ise cihaz, değilse ameliyat ile düzelme
sağlanabilir. Bazen kısa olan uzvun ameliyatla uzatılması gerekebilir .
Bu durumda aile en yakın tam teşekküllü hastaneye başvurarak gerekli
yardımı almalıdır.
2- Doğuştan
Kalça Çıkığı
Tanım:
Doğum öncesi, doğumda
yada doğumdan bir müddet sonra kalça ekleminin yetersiz gelişimine bağlı
olarak eklemde ortaya çıkan durumdur. Kız çocuklarda erkek çocuklara
göre çok daha sık görülür.
Neden:
Birçok faktör rol oynar.
Bebeğin kalça eklemindeki yapısal bozukluklar kalça ekleminin kolay
çıkmasına neden olur. Bebeğin anne karnında anormal duruşu (yan ya da
ters duruş) kalça eklemini zorlar.
Tanı:
Bebek doğduğunda bacağındaki
deri çizgilerinin (katlantılarının) simetrik olmadığı göze çarpar, yani
normalde bacaklardaki deri katlantıları aynı seviyelerde ve sayıda
olmalıdır. Çıkık olan taraftaki bacak diğerine göre kısa olabilir. Her
iki bacak yanlara doğru açılmaya çalışıldığında çıkık olan tarafın yana
doğru açılmadığı (hareket kısıtlılığı) görülür. Eğer çıkık iki taraflı
ise her iki kalçanın birbirinden ayrılmasının sınırlı olduğu farkedilir.
Bebek 1 aylıkken
doktor tarafından yapılan kalça ultrasonu ile kesin tanı konabilir. Bu
hastalıkta ne kadar erken tanı konulursa tedavi şansı o kadar artar. İlk
1 ayda tanı konulan bebekler en şanslı bebeklerdir. Bazı hastalarda tanı
çocuk yürüme çağına geldikten ve hatta yürümeye başladıktan sonra
konulmaktadır. Bu bebekler geç yürürler, çıkık tek taraflı ise o tarafta
kısalık vardır ve yürümede aksaklık göze çarpar. Bu bulgular varsa bebek
vakit kaybetmeden tam teşekküllü hastaneye götürülmelidir.
Tedavi:
Tedavi, doktor tarafından
yönlendirilmelidir. Kundaklama kesinlikle yapılmamalıdır. 0-2 aylık
dönemde her iki kalçayı ayrık tutacak şekilde kalın ara bezi yada ticari
olarak satılan yastıklar kullanılmalıdır. 2-12 ay arası bebeklerde
kalçaları uygun pozisyonda tutarak normal gelişimi sağlayan ortezler
verilir. 12 aydan büyük çocuklarda tanı ilk kez konuluyorsa ya da o yaşa
kadar yapılan tedaviler sonuçsuz kalmışsa ameliyat yapılması zorunludur.
3- Çarpık Ayak
Tanım:
Bir ya da her iki ayağın
topuğu ile birlikte içe dönük ve bükük olması şeklinde görülmesidir. İki
tipi vardır: Esnek ve sert şekil bozukluğu (deformite). Esnek olanı
doğumdan bir müddet sonra alçı ve egzersiz uygulamaları ile düzelirken ,
sert olanı ameliyatla düzelir.
Neden:
Şekil bozukluğunun iki
tipi vardır: Nedeni bilinmeyen çarpık ayak ve diğer bazı hastalıklara
(beyin felci, meningomyelosel gibi) bağlı olarak ortaya çıkan çarpık
ayak. Beyin ve omuriliği tutan hastalıklarda ayak çevresindeki kasların
kuvvet dengesizliğine bağlı olarak çarpık ayak ortaya çıkar.
Tanı:
Çoğunlukla bebek doğar doğmaz
ayaktaki şekil bozukluğu fark edilir. Doğuştan kalça çıkığı olan
bebeklerde daha sık görülür. Her iki ayağın tabanlarının birbirine dönük
olduğu , topukların içe dönük ve ayakların da bilekten yere doğru bükük
olduğu görülür.
Tedavi:
Şekil bozukluğu fark
edilir edilmez, yani bebek doğduğunda tedavi de başlar. Düzeltici
hareketler konu ile ilgili uzman kişiler tarafından ebeveynlere
öğretilerek bebeğe yaptırmaları sağlanır. Ebeveynlerin sorumluluğu
fazladır. Genellikle ilk 10-14 gün bu egzersizlerle geçildikten sonra
ortopedi uzmanı tarafından alçı tedavisi başlatılır. Haftalık alçı
uygulamalarıyla ayak tedrici olarak düzeltilir. Tedavinin değişik
aşamalarında ve özellikle çok ciddi bozukluklarda bir ya da birden daha
çok cerrahi müdahale gerekebilir. Tedaviye geç başlanılan hastalarda
(özellikle 6 aydan sonra ) ameliyat mutlaka gereklidir. Ameliyattan
sonra egzersiz, ortez ve uygun ayakkabı ile çocuk erişkin yaşa gelene
kadar düzenli tıbbi takip yapılmalıdır.
4- Doğuştan Kol
Felci
Tanım:
Doğum sırasında kola
giden sinirlerin zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkan felç
tablosudur. Tek taraflıdır. Etkilenen kolda tamamen bir felç tablosu
olabileceği gibi, ağırlıklı olarak elde yada omuz çevresindeki kasların
zayıflığı ile de seyredebilir.
Genellikle görülen
tipinde omuz çevresi tutulur, elde kuvvet normal iken omuz eklemi ve
kolun hareketleri kısıtlı ve zayıftır.
Neden:
Bebeğin kilosunun fazla
olması, anne karnında ters duruşu, doğum eyleminin uzaması gibi
nedenlerden kaynaklanan zor doğumlarda bebek doğurtulurken yapılan
manevralar bebeğin kolunda ve o kola giden sinirlerde gerilmeye neden
olur. Kalıcı sinir hasarı ve felç meydana gelir.
Tanı:
Tanıyı koymak kolaydır. Bebeğin
etkilenen omuz ve kolunu hareket ettiremediği ve kolun içe dönük durduğu
fark edilir. Eğer eldeki felç şiddetli ise , elin bilekten bükük, kolun
içe dönük olduğu ve elini kaldıramadığı görülür. En ağır tipinde ise
kolda ve elde hiç kuvvet yoktur.
Tedavi:
Hafif zedelenmiş
sinirlerin tama yakın iyileşmesi mümkünken bazı çocuklarda hiç iyileşme
olmaz yada kısmi iyileşme olur. İyileşme kendiliğinden olacaksa
genellikle ilk 3 ay içerisinde kolda hareket gözlenir. Hareket
gelişmiyor ise sinir onarımına yönelik ameliyatlar erken dönemde
yapılmalıdır. İleri dönemde (5 yaş ve üzeri) eğer sinir iyileşmez ve kol
veya elde şekil bozukluğu kalırsa bu şekil bozukluklarını düzeltmeye ve
fonksiyon kazandırmaya yönelik (sinir onarımına yönelik değil)
ameliyatlar yapılabilir. Egzersiz tedavisi son derece önemlidir. Aileler
çocukları için gereken egzersizleri öğrenmek üzere, çocuğu takip eden
doktorun yönlendirmesiyle konu ile ilgili çalışan bir fizyoterapiste
başvurmalıdır.
5- Doğuştan
Omuriliğin Kese Şeklinde Dışa Doğru Çıkması (Meningomyelosel )
Tanım:
Bebeğin bel yada sırt
bölgesinde omuriliğin ve omurilik sıvısının dışarıya doğru kese şeklinde
fıtıklaştığı ve hastanın bacaklarında tek yada çift taraflı değişen
derecelerde felçlere neden olan bir hastalıktır. Bazı hastalarda beyin
omurilik sıvısının dolaşımının engellenerek beyin içinde kapalı kalması
sonucu beyinde birikmesi ve buna bağlı başın büyüdüğü (hidrosefali)
görülebilir. Beyin gelişimini ciddi olarak engelleyebilecek bir
durumdur.
Neden:
Bazı hastalarda kalıtsal
olarak ortaya çıktığı gösterilmiştir. Yine hamilelik döneminde yetersiz
B12 vitamini (folik asit) alan annelerin bebeklerinde daha fazla
görülmektedir.
Tanı:
Hastalığın, kan testi ve
ultrason incelemesi ile 16 - 18. gebelik haftalarında fark edilmesi
mümkündür. Amnion sıvısı (rahim içindeki gebelik sıvısı) alınarak
yapılan tetkiklerle de erken tanı konulabilir. Bu durum hamileliğin ilk
üç ayında tespit edilirse ailenin isteği ile gebelik sonlandırılabilir.
Omurilik etkilendiği için omurga, kalça, diz, ayak bileği-ayakta sert
düzelmesi kolay olmayan şekil bozuklukları ve bazı hastalarda idrarını,
dışkısını tutamama durumu ile beraber görülür. Hafif tutulumlarda
(omuriliğin en alt seviyeleri) çocuklar herhangi bir cihaz desteği
olmadan yürüyebilirler. Orta dereceli omurilik hasarında ise çocuk
yardımcı cihazlarla (yürüteç, koltuk değneği, ortez) yürüyebilir. Ayakta
çarpık ayak, dışa dönüklük, ark yüksekliği, dizde tutulan kaslara bağlı
olarak dizi bükememe, “X bacak”, “O bacak”, kalçada çeşitli sertlikler
(kalçanın dışa dönük ya da bükük kalması gibi), kalçanın yarı çıkık yada
çıkıkları, omurgada eğrilikler ile ortaya çıkabilir. Çocuğun
bacaklarındaki duyu kaybı, kuvvet azlığı ya da felç ile beraber ayak,
diz ve kalça şekil bozukluklarının varlığı tanıyı koydurur.
Tedavi:
Doğum sonrası ilk 24
saatte keseye yönelik ameliyat acilen yapılmalıdır. Bağımsız yürümeyi
kazandırmak en önemli amaçlardan biri olmalıdır. Ciddi durumlarda ayakta
dengede durmayı sağlayabilmek ya da yürüyemeyecekse oturma dengesini
sağlamak amaç olmalıdır. Myelomeningosel olan çocukların yaklaşık %40'ı
erişkin çağda yürüyememektedir. Şekil bozukluklarının ilerlemesini
durdurmak ve yürüme yardımı için omurga ya da uzuvlara ortez uygulaması
yapılabilir. ‘Ayak-ayak bileği' ya da ‘ayak-ayak bileği-diz ortezleri',
koltuk değnekleri, yürüteçler tedavide oldukça yardımcıdır. Cerrahi
tedaviden yarar göreceği düşünülen hastalarda ayak-ayak bileği, diz,
kalça ve gövde bozukluklarını düzeltmek için ameliyat yapılabilir.
6- Yapışık
Parmak
Tanım:
Doğuştan el ya da ayak
parmaklarından iki ya da daha fazlasının birbirinden ayrılamama kusuru
nedeniyle bitişik kalması şeklinde ortaya çıkar. Basit tipte sadece cilt
ortak iken, karmaşık tipte kemik de ortaktır.
Neden:
Hastaların % 15-40'ında
ailede başka bireylerde de yapışık parmak bulunur. Dolayısıyla bu şekil
bozukluğunun ortaya çıkmasında kalıtsal geçiş önemli bir yer
tutmaktadır.
Tanı:
Bebek doğduğunda tanıyı koymak
oldukça kolaydır. Röntgen filmi çekilerek basit-karmaşık ayrımı yapılır.
Tedavi:
Cerrahi girişim acil
değildir. Ebeveynler çocuk büyürken ileride yapılacak ameliyatı
kolaylaştırmak için yapışık parmaklara masaj yapmalı, aradaki cildi
germelidirler. Ameliyat, boyları birbirine yakın parmaklarda (2,3,4)
daha geç yapılabilir. Ancak okul çağından önce gerçekleştirilmelidir. 4.
ve 5. parmaklar ile 1. ve 2. parmaklar arasındaki yapışıklıklarda ise
uzun olan parmaklarda (2. ve 4.) zaman içinde şekil bozuklukları
gelişeceğinden ameliyat tercihen 3 yaşından önce yapılmalıdır.
7- Doğuştan Kas
Hastalıkları (Kas Erimesi)
Tanım:
İskelet kaslarının
yapısındaki bozulma ve buna bağlı ilerleyici kas güçsüzlüğü ile
seyreden, doğumdan itibaren ortaya çıkan bir grup hastalıktır. Kas
güçsüzlüğünün yanı sıra eklem sertlikleri, şekil bozuklukları ve
ilerleyici sakatlık meydana gelebilir.
Neden:
Kalıtsal geçişli
hastalıklardır. Akraba evliliklerine bağlı olarak görülme sıklığı artar.
Kaslarda ilerleyici erime söz konusudur.
Tanı:
Bebek doğumda normal görünümde
olabilir. Ancak ilerleyen aylarda ve yıllarda hastalık daha belirgin bir
şekilde ortaya çıkacak ve git gide ağırlaşacaktır. Kas erimesi %30-50'ye
ulaştığında kol ve bacak kaslarındaki zayıflık dikkati çeker. Bu
çocuklar genellikle geç yürürler. Yürüme yaşı genellikle 18 ayı geçer.
Çocuk 3-5 yaşına geldiğinde yürümede hantallık, merdiven çıkmada zorluk,
oturduğu yerden ayağa kalkmada ya da yattığı yerden oturur duruma
geçmede belirgin bir zorlanmasının olduğu hatta , bazen bunları
başaramadığı görülür. En erken boyun, kalça ve omuz kasları tutulur.
Omuz ve kalçadan başlayan kas güçsüzlüğü giderek yayılır. Çocuk zayıf
kasları nedeniyle düşmemek için belini aşırı derecede öne doğru
çıkartarak, her iki yana salına salına (ördek gibi) kalça ve dizler
hafif bükük ve parmak ucunda yürür.
Tedavi:
Önceleri yürüyebilen
çocuk yıllar içinde giderek tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelir.
Hastalık teşhis edildiği andan itibaren çocuk yoğun fizyoterapi programı
ile takip edilmeli ve aile eğitim programına alınmalıdır. Ortopedik
tedavinin amacı, eklem sertliklerini ve şekil bozukluklarını önlemek
gelişen kas ve eklem sertliklerini gerekirse gevşetmek böylece çocuğun
ayakta kalabilme ve yürüyebilmesine yardımcı olmaya çalışmaktır.
Genellikle gevşetme ameliyatlarından sonra ortez uygulaması gerekir.
Ayakta durabilen ve yürüyebilen çocuklarda genellikle skolyoz (omurgada
yanlara doğru olan eğrilik ve beraberinde dönme ile görülen şekil
bozukluğu) gelişmediğinden mümkün olduğu sürece çocuğu ayakta tutabilmek
için elden gelen gayret gösterilir. Skolyoz oluşmaya başladıktan sonra
genellikle hızlı ilerler ve çocuğun oturma dengesini bozacak düzeye
ulaşır, hatta solunum fonksiyonunu bozar.
Aile, çocuğun
omurga dengesini sağlamaya yönelik olarak korse kullanılması gerektiği
konusunda bilinçli olmalıdır. Ayrıca aile düzenli olarak ortezin
kontrolü, röntgen filmlerinin düzenli takibi, çocuğun omurgasındaki
eğriliğin artışının izlenmesi ve eğriliğin diğer sistemlere olan
etkilerinin takibi açısından düzenli kontrollerini aksatmamalıdır.
B- Beyin Felci
(Spastik Felç,
Serebral Palsi)
Tanım:
Doğum öncesi, d oğum
sırası ya da doğum sonrası erken çocukluk çağında (0-7 yaş), beyinde
meydana gelen bir hasara bağlı olarak ortaya çıkan yürüme, hareket ve
duruş bozuklukları ile seyreden bir hastalıktır. Bazı durumlarda zeka
geriliği hastalığa eşlik edebilir.
Neden:
Beyin hasarına yol açan
nedenler üç dönemde etkili olmaktadır: Doğum öncesi dönem, doğum, doğum
sonrası dönem.
Doğum öncesi:
Nedenlerden birisi annenin
hamilelik döneminde geçirdiği kızamıkçık gibi bulaşıcı hastalıklardır.
Diğer nedenler arasında anne rahmindeki kesenin (çocuk eşi, plasentanın)
ana rahminden erken ayrılması, plasenta yetersizliği, annenin zatürre
geçirmesi, annedeki kalp-akciğer hastalığı, kan grubu uyuşmazlığı,
annenin alkol ve ilaç bağımlılığı, şeker hastalığı sayılabilir.
Doğum sırası:
Doğum eyleminin zor olması ve
normalden uzaması da beyin felci riskini arttırabilir. Bunlar bebeğin
beyninin yeterli oksijen almamasına neden olarak etkili olur. Doğum
travması bebekte beyin içi kanamaya neden olabilir. Bebeğin doğumda
anormal geliş pozisyonları (örneğin makat geliş) zor doğuma dolayısıyla
oksijensiz kalmasına neden olabilir. Bu grupta diğer risk faktörleri
arasında ikiz gebelik, erken doğum (prematüre), düşük doğum ağırlığı
sayılabilir.
Doğum sonrası:
Beyin iltihabı, menenjit,
çocuğun yüksek ateşe bağlı havale geçirmesi, beyin travması
(zedelenmesi) doğum sonrası dönemde en sık görülen nedenlerdir.
Travmatik nedenler arasında trafik kazaları, yüksekten düşme ve dövülmüş
çocuklar sayılabilir. Bunlar beyinde kanamaya yol açar. Suda boğulmaktan
kurtarılan çocuklarda da eğer beyin oksijensiz kalmışsa beyin felci
gelişecektir.
Tanı:
Beyin felcinin, beynin tutulan
bölgesi ile ilgili olarak ortaya çıkan dört tipi vardır. Genellikle
spastik tip görülür. Spastik çocuklarda tutulan uzuvlarda hangi kaslar
etkilenmiş ise o kaslarda aşırı kasılma (spastisite) mevcuttur. Örneğin;
bacakların etkilendiği bir spastik çocukta dizler ve kalçalarda bükülme
ve yürürken bükük pozisyondaki dizlerin birbirine çarpması görülebilir.
Beyin felcinde tek
bir uzuvda felç görülebileceği gibi 4 uzuvda birden de görülebilir.
Bunun yanında hemipleji denilen tipinde aynı taraf kol ve bacak
etkilenir. Ayrıca her iki bacağın her iki kola göre daha çok ya da daha
az etkilendiği durumlar da söz konusu olabilir. Spastik tiplerde dirsek,
elbileği ve ellerde de aşırı kas kasılmasına bağlı bükülmeler olabilir.
Skolyoz sıklıkla ortaya çıkar. Bu çocukların gerek eklem gerekse yürüyüş
bozukluklarından tanıyı koymak kolaydır. Bazıları hiçbir zaman
yürüyemez. Spastik tipin dışında titreme, dengesiz ve koordinasyonsuz
yürüme şeklinde seyreden tipler de vardır.
Tedavi:
Beyindeki hasar kalıcıdır
ve tedavi edilmesi mümkün değildir. Beyindeki hasara bağlı olarak
kas-iskelet sistemi bozuklukları ve normal hareket sistemi gelişim
(baş-boyun kontrolü, dönme, oturma, emekleme ve yürüme) geriliği
görülmektedir.
Normal hareket
sistemi gelişimi için teşhis edildiği andan itibaren yoğun ve düzenli
rehabilitasyon programları başlatılmalıdır. Buna paralel olarak aile
eğitimi verilmelidir.
İskelet sistemi
şekil bozuklukları, kısmen egzersiz, ortezler ya da ameliyatlar ile
düzeltilebilir. Tedavinin amacı hastalığın ağırlığına ve hastanın
durumuna göre değişir. Yürüyebilen bir hastadaki şekil bozuklukları
düzeltilerek yürümenin daha iyi olması sağlanmaya çalışılır. Tekerlekli
sandalyeye bağımlı bir kişinin daha iyi oturması, bir yerden diğerine
nakli, hatta mümkünse koltuk değneği yardımıyla yürür hale getirilmesi,
yatağa bağımlı bir kişinin daha dengeli oturması ya da kişisel bakımın
ve hijyenin daha iyi hale getirilmesi amaçlanır.
Cerrahi tedavi en
sıklıkla spastik beyin felci hastalarında uygulanır. Her beyin felci
hastası ameliyat için uygun değildir. Bu nedenle hastalar ortopedi
uzmanı tarafından çok iyi değerlendirilmelidir. Yürüme potansiyeli
olmayan bir hastaya bu amaca yönelik çok sayıda gereksiz ameliyat
yapılmamalıdır. Bazen çocuk küçükken yapılan cerrahi girişimler daha
sonra yapılacak olan ortez uygulaması ve fizik tedaviyi daha etkin
kılabilir. Genellikle önerilen bir cerrahi girişimde birden çok şekil
bozukluğunun aynı anda düzeltilmesidir (kalça, diz, ayak bileği). Ancak
erken yaşlarda yapılan başarılı ameliyatlar çocuk büyüdüğü için ileride
tekrar edilmek durumunda kalabilir.
Bazen de tıbbi
tedavinin seyri sırasında eğer tedaviden beklenilen sonuç alınamazsa
cerrahi müdahale gerekebilir. Gerekli olup olmadığına ve gerekiyorsa
zamanlamasına doğru karar verilmelidir. Ameliyat sonrası rehabilitasyon
en az ameliyatın başarılı olması kadar önemlidir. Tedavi-takip, iskelet
gelişimi tamamlanıncaya kadar sürmelidir.
C- Süregen
Kemik Ve Eklem İltihapları (Kronik Osteomyelit, Septik Artrit)
Tanım:
Bakterilerin yol açtığı
kemik ve eklemlerin iltihabi hastalıklarıdır. Bakteriler kemik ya da
ekleme üç yolla yerleşir:
1-Vücuttaki
iltihabi bir odaktan (diş apsesi gibi),
2-Ortopedik
ameliyatlar sırasında,
3-Açık kırıklardan
sonra.
Önce bakterinin
yerleştiği yerde iltihap sonra apse meydana gelir. Bunu takiben, kemik
ve eklem dokusu bozulmaya başlar. Yetersiz tedavi ile süreğen (kronik)
hale geçer.
Neden:
Bakterilerin bir şekilde
kemik veya ekleme ulaşmaları ve burada çoğalarak iltihaba yol açmaları
ve bu iltihabi olayın tedavi edilemeyerek süreğen hale gelmesi nedendir.
Tanı:
Tutulan eklem ya da kemikte
ağrı, şişlik, kızarıklık ve ısı artışı olabilir. Genellikle tutulan
bölge üzerindeki ciltte içerideki apsenin dışarıya aktığı bir akıntılı
yara bulunur. Hastalık süreğen olduğu için bazen ağrı, bazen de sadece
akıntı olabilir. Süreğen eklem iltihabı eklem kıkırdağını harap ederek
kireçlenmeye, eklemin ağrılı ve hareketlerinin kısıtlı hale gelmesine
yol açar.
Çekilen röntgen
filmleri, kan tahlilleri ve akıntı örneğinin incelenmesi ile tanı
kesinleştirilir.
Tedavi:
Kemik ve eklem
iltihapları, tedavileri oldukça zor olup uzun süren hastalıklardır.
Hastalığın erken döneminde bazen tek başına antibiyotik tedavisi etkili
sonuç verebilirken, kronik kemik ve eklem iltihabında asıl tedavi
cerrahi tedavidir. Apse boşaltılması, ölü kemik ve yumuşak dokuların
temizlenmesi, yine iltihabi materyal içeren kemik ve yumuşak dokuların
çıkartılması gerekir.
Cerrahi tedaviye
antibiyotik tedavisinin de eklenmesi gerekir. Kemikte büyük yer işgal
eden ve tedaviye dirençli apselerde, kemiğin iltihabi materyal içeren
kısmı ameliyatla çıkarılarak kalan sağlam kemiğin zaman içinde tedrici
olarak uzatılıp kalan boşluğun doldurulması gibi büyük ameliyatlar
yapılması gerekebilir.
D- Romatizmal
Hastalıklar (Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit)
Tanım:
Vücuttaki el-ayak
eklemleri gibi küçük eklemler kadar diz, ayak bileği, kalça, omurga
eklemleri gibi büyük eklemleri de tutabilen ve eklemlerin harabiyetine
yol açan bir grup hastalıktır.
Neden:
Bu grup hastalıkların
nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bağışıklık sistemindeki bir
bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir.
Tanı:
Genellikle birden fazla eklemde
ağrı, şişlik, ısı artımı, kızarıklık gibi belirtilerle seyreder. Ağrı
şiddetlidir ve o eklemin hareketlerini sınırlar. Eklemin etrafındaki
kaslarda incelme dikkati çeker. Zamanla eklemler de şekil bozuklukları
ve ciddi sertlikler meydana gelir. Hareket kısıtlılıkları kalıcı hale
gelebilir (donmuş eklem).
Tedavi:
Tedavinin amacı hastanın
ağrısını azaltmak ya da ortadan kaldırmak, eklem fonksiyonunu yeniden
kazandırmak, şekil bozukluklarını önlemek ve hastanın hareket
kabiliyetini artırmaktır. Koruyucu ve şekil bozukluklarını önleyici
fizyoterapi uygulamaları ve ortez yaklaşımları tedavide önemli yer
tutar. Romatizmal hastalıklardaki ameliyat seçenekleri; sinovektomi
(dizin iç zarının çıkartılması), kemik şekil bozukluğunu düzeltmeye
yönelik ameliyatlar, eklemin dondurulması ve eklem protezlerinin
takılmasıdır.
E- Çocuk Felci
(Poliomyelit)
Dünyada ve
ülkemizde yapılan düzenli aşı kampanyaları ile giderek yok edilmeye
başlanmıştır.
Tanım:
Genellikle ateş yada üst
solunum yolu enfeksiyonu ile başlayan kol, bacak ve gövde kaslarında
felçlere, omurgada eğriliklere ve bacakta kısalığa yol açan viral bir
hastalıktır. Genellikle 1-4 yaşları arasında çocuklarda görülür.
Neden:
Polio virüsünün yol
açtığı omurilikteki motor sinir hücrelerinin tahribatı ve buna bağlı
olarak ortaya çıkan uzuv felçleri ile seyreden bir hastalıktır. Sadece
motor sinirler tutulduğu için hastanın uzvunda herhangi bir his kaybı
olmaz, değişen derecelerde kas felci ortaya çıkar
Tanı:
Ateşli hastalığın seyri
sırasında ve sonrasında çocuklarda kol ve bacak hareketlerindeki
kayıpların ortaya çıkması ile tanı konabilir . Hastalığın
şiddetine bağlı olarak sadece bir uzuv etkilenir ve bu genellikle sağ ya
da sol bacaktır. Nadiren hastalık kol tutulumu ile karşımıza çıkar.
Bazen de sırt kaslarının sağ ya da sol grubu etkilenir.
Tutulan uzuvda
omurilikteki hasarın büyüklüğüne bağlı olarak değişen derecelerde felç
meydana gelir. Bu, o uzuvdaki hafif bir güç kaybından o uzuvdaki tam
felce kadar değişir. Sırt kasları tutulduğunda ve bacak kısalığına bağlı
omurga eğriliği (skolyoz) meydana gelmektedir.
Geçirilen ateşli
hastalıktan yaklaşık iki yıl sonra kas felci tablosu tamamen oturur.
Çocuğun tutulan uzvu diğerine göre belirgin şekilde zayıf, incedir.
Tutulan uzuv diğerine göre hafif (1-2) ya da ciddi anlamda (8- 10 cm )
kısa olabilir, istemli hareketler ya hiç yapılamaz ya da oldukça zayıf
olarak yapılabilir. Eğer bir uzuvdaki bazı kas grupları etkilenmeden
sağlam kalmışsa zaman içinde çocuk büyüdükçe eklem sertlikleri ve
kemikte şekil bozukluklarının meydana gelmesi kaçınılmazdır.
Tedavi:
Çocuk felcinin ortopedik
tedavisinde sık yapılan ameliyatlardan birisi kas transferleri
(nakilleri) dir. Yani zayıf olan bir kasın görevinin nakledilen kasa
yüklenmesidir. Güçlü olan komşu bir kas, zayıf olan kasın kemiğe
yapıştığı yere nakledilir. Böylece daha önce yapılamayan bir hareketin
(örneğin ayağın yukarıya kaldırılması) hasta tarafından yapılması mümkün
olur. Kas transferinin diğer yararları; oluşabilecek bozuklukları
önlemesi ve o uzuvdaki kaslar arasındaki dengeyi sağlamasıdır. Kalça,
diz ya da ayak bileğindeki eklem sertliklerinin düzeltilmesi için
gevşetme ameliyatları yapılabilir. Çocuk felcinin tedavisinde
gerektiğinde kemik ameliyatlarına da başvurulmaktadır. Örneğin bir
kemikteki şekil bozukluğunu düzeltici girişim yapılabilir, zayıf ya da
tamamen felç olan kasların kontrol ettiği eklemler ameliyatla
dondurulabilir. Bu işlem sayesinde ilgili eklemlerin dengesi sağlanmış
olur, ayrıca yürüme dengesi iyileşir. Bacağında ya da kolunda ileri
derecede kısalığı olan hastalarda hasta ve doktor açısından zor ve
zahmetli cerrahi girişimler olan kemik uzatma ameliyatları yapılabilir.
Bütün bu yaklaşımlarda ameliyat öncesi ve sonrası rehabilitasyon
şarttır. Hastaların büyük bir kısmında yürüme, ortezler ve yürüme
yardımcıları ile mümkün olmaktadır.
F- Omurga
Eğrilikleri (Skolyoz, Kifoz)
Tanım:
Omurganın yanlara doğru
“S” ya da “C” şeklindeki eğriliklerine skolyoz; arkaya doğru
eğriliklerine kifoz (kamburluk) denir. Skolyoz, kifoza göre daha sık
karşılaşılan bir problemdir.
Neden:
Üç şekilde ortaya çıkar:
§
Doğuştan
§
Nedeni bilinmeyen
§
Nedeni bilinen
a- Doğuştan:
Omurgayı oluşturan kemiklerin
(omurlar) doğuştan olan kusurları nedeniyle, omurgada meydana gelen
eğriliklere doğuştan omurga eğriliği denir. İki tipi vardır: yana doğru
olan “S” ve “C “ şeklindeki eğrilikler (skolyoz), arkaya doğru olan
eğrilikler (kambur: kifoz). Omurgayı meydana getiren omurlardan bir ya
da daha fazlasında doğuştan olan şekilsel bozukluklara bağlı olarak
ortaya çıkar.
b- Nedeni
bilinmeyen: En sık görülen
skolyoz, nedeni bilinmeyen tiptir. Nedeni bilinmeyen skolyoz da çocukta
hangi yaşta ortaya çıkmışsa ona göre adlandırılır: Bebeklik çağı,
çocukluk çağı, gençlik çağı skolyozu.
c- Nedeni
bilinen skolyoz grubunda
omurilik yaralanmaları, çocuk felci, ilerleyici nörolojik (sinir)
hastalıklar, meningomyelosel, beyin felci, doğuştan kas hastalıklarına
bağlı skolyozlar sayılabilir.
Tanı:
Bebeğin omurgasındaki eğrilik
çok bariz olabileceği gibi az sayıda omuru ilgilendiren bir eğrilik söz
konusu ise anlaşılamayabilir. Şüpheli durumlarda röntgen filmi
çektirilmesi tanıyı koydurur. Çocuğun hızlı büyüme dönemlerinde
(ergenlik dönemi) eğrilikler de hızlı artar.
Bu hastaların sırt
ve bel bölgelerindeki şekil bozuklukları dikkat çekicidir ve tanı koymak
kolaydır. Hafif skolyoz olgularında hastaya dizlerini bükmeden gövdesini
öne doğru
eğmesi söylenerek
skolyozun ortaya çıkması sağlanabilir. Şiddetli eğriliklerde akciğer
kapasitesi azalması nedeniyle solunum fonksiyonlarında yetersizlik
ortaya çıkabilir. Kesin tanı çekilen röntgen filmleri ile konur.
Hastalık
ilerleyicidir. Bazı hastalarda bu ilerleme çok yavaş seyirli olup
eğrilikteki artış senede 1-2 derece olabilir. Bu hastalar sadece düzenli
aralıklarla çekilen röntgen filmleri ile kontrol edilirler. Bazı
hastalarda ise eğrilikteki artış hızlı olup fizik tedavi, ortez
uygulaması ve ameliyat gibi çeşitli tedavi yöntemlerine başvurmak
gerekir.
Tedavi:
Yavaş ilerleyen
eğriliklerde ortez ve egzersiz tedavisi, eğriliğin ilerlemesini
yavaşlatmak için kullanılır. Ancak büyük açılı eğriliklerde ve ortez
tedavisi yapılıp sonuç alınamayanlarda ameliyat gereklidir. Ancak
hastalar düzenli olarak takip edilmeli ve hastalığın seyri sırasında
herhangi bir anda cerrahi müdahale gerekebileceği akıldan
çıkartılmamalıdır. İskelet gelişimi tamamlandıktan sonra skolyoz ya da
kifozun da ilerlemesi durduğundan bu hastaların 18 yaşından sonra
eğrilikleri genellikle artmaz ya da az miktarda artar. Bu nedenle
hastalığın 18 yaşına kadar düzenli olarak izlenmesi gerekir. Bu izlemin
sıklığı, hastanın eğriliğinin ciddiyetine ve ilerleme hızına bağlı
olarak 3 ile 12 ay arasında değişir.
G- Travmatik
Özürler
Tanım:
Trafik kazası, iş kazası,
savaş gibi dış etkenlerle meydana gelen yaralanmaların neticesinde
ortaya çıkan özürlere travmatik özürler denir.
1- Uzuv Kaybı (Travmatik
Amputasyon): Travma anında ya
da sonrasında parmak, el, bacak gibi uzuvların kaybedilmesine travmatik
amputasyon denir.
Tedavi:
Uzuv protezleri yapılarak
bireyin kaybettiği uzvunun görevlerini protezi sayesinde kısmen de olsa
yerine getirmesi sağlanır. Örneğin trafik kazası nedeniyle bacağını
kaybeden bir kişi protez bacak ile rahatlıkla yürüyebilir. Hatta iki
taraflı değişik seviyelerden yapılan bacak amputasyonlarından sonra iyi
yapılmış protezlerle koltuk değneksiz yürümek mümkündür.
2- Kırık
Kaynama Yokluğu: Çok parçalı
kırıklar, kemiğin çok tahrip olduğu kırıklar, kırık bölgesinde iltihap
meydana gelmesi, alçı ya da ameliyat ile yapılan tedavinin başarısız
olması nedeniyle kırıkta kaynamama ile sonuçlanan bir durumdur.
Tanı:
Kırık bölgesinde ağrı ve anormal
hareket olur. Eğer kırık, bacak kemiklerinden birinde ise topallama
ortaya çıkar. Kişi bacağına yük veremez. Kesin tanı çekilen röntgen
filmleri ile konulur.
Tedavi:
Kırığı kaynatmaya yönelik
ameliyatlar yapılır.
3-Yanlış
Kaynamış Kırıklar:
Genellikle kırığın
ilk tedavisinin başarılı yapılamaması nedeniyle meydana gelmektedir.
Bazen de ağır bir travma geçiren kişi yoğun bakım ünitesinde uzun süre
kalabilmekte ve bu süre zarfında kırıklarının tedavisine öncelik
verilememesine bağlı olarak kırıklar uygun şekilde kaynamamaktadır.
Tanı:
Etkilenen uzuvda belirgin şekil
bozukluğu vardır. Genellikle bu bozukluk dışarıdan rahatlıkla fark
edilebilecek kadar barizdir. Kemik ve uzvun düzgünlüğü bozulmuştur.
(Örneğin özürlü taraf bacağın aşırı dışa dönük pozisyonda olması gibi).
Bazen de söz konusu uzuvda kısalık olarak karşımıza çıkar.
Tedavi
:
Yanlış kaynamış kırıklar eğer estetik
kusurun ötesinde fonksiyonel bozukluğa da yol açıyorsa ameliyatla
düzeltilmeleri gerekir.
4- Eklem
Sertliği:
Travmatik kırık ya
da çıkıklardan sonra eklem sertliği gelişebilir. Eklem sertliği, kırığa
komşu eklemlerin ya da çıkığın meydana geldiği eklemin hareketlerinin
ileri derecede azalmasıdır. Uzun süreli hareketsizliğe bağlı eklemin
etrafındaki kaslar ve eklemi çevreleyen bağ dokusu kısalır ve hareketi
sınırlar. Bu hareket kısıtlılığı başlangıçta tedavi ile
düzeltilebilirken eğer tedaviye geç başlanırsa kalıcı hale gelir ve
eklem hareket kabiliyetini büyük ölçüde kaybeder.
Tanı
:
Hastanın tutulan eklemini tam olarak
açıp kapayamadığı ya da döndüremediği fark edilir. Bu hareketleri başka
birisi (doktor, hemşire, hasta yakını) yaptırmaya çalıştığında eklemin
tam hareket açıklığına ulaşamadığı tespit edilir.
Tedavi:
Travmadan sonraki erken
dönemde fizik tedavi yöntemleri ve gerekirse ortez uygulamaları ile
eklem sertlikleri önlenmeye çalışılır. Ancak bütün çabalara rağmen bazı
hastalarda eklem sertliği gelişecektir. Uygun olgularda bazı ameliyat
yöntemleri başarılı olabilir.
5- Travmaya
Bağlı Felçler
Tanım:
Beyin, omurilik veya
sinirlerin travmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir felç durumudur.
Kişinin bir uzvunu istemli olarak hiç hareket ettirememesine felç,
kısmen hareket ettirebilmesine kuvvet kaybı denir.
Tanı
:
Beyin ve omurilik düzeyindeki sinir
hasarları daha yaygın, örneğin her iki bacakta (parapleji), tek uzuvda (monopleji),
aynı taraf kol ve bacakta (hemipleji), dört uzuvda birden (quadripleji)
ve ağır felçlere neden olurken sinir düzeyindeki yaralanmalar genellikle
daha hafif, (örneğin hastanın sadece ayak bileğini kaldıramaması gibi)
ve bazen iyileşme şansı olan felçlere neden olurlar. Bu hastalarda kas
gücü kaybının yanı sıra duyu kaybı da meydana gelir.
Neden:
Travmaya yol açan etkenin
sinir dokusuna zarar vermesi ile ortaya çıkar. Bu hasar kabaca üç ayrı
bölgede meydana gelebilir:
- Beyinde (kafa
travması sonrası beyin kanamasında olduğu gibi),
- Omurilikte
(trafik kazası, ateşli silahla yaralanma, yüksekten düşme sonucunda
omurgada kırık oluşması ve kırık parçalarının omuriliğe zarar vermesinde
olduğu gibi),
- Omurilikten
çıkıp ilgili kasa giden sinirde (el bileğinde meydana gelen bıçak
yaralanmasında sinirin kesilmesine bağlı olarak elde güç kaybı oluşması
gibi).
Travma geçirmiş
kişinin etkilenen uzuv bölgesinde duyu kaybı olması ile birlikte güç
kaybı ya da felç tablosunun bulunması tanıyı çok kolaylaştırır. Şüpheli
durumlarda laboratuar testlerine başvurulabilir.
Tedavi:
Özür, beyin ve omurilik
düzeyindeki yaralanmalarda genellikle kalıcıdır. Hastaların
tedavisindeki amaç, mevcut hareket fonksiyonlarını korumak ve
geliştirmek, mümkünse bağımsızlık düzeyini artırmaktır. Bu nedenle
rehabilitasyonun en etkin olduğu hastalık gurubudur. Ortaya çıkan
ortopedik özürler, egzersiz ve ortezlerle hafifletilmeye çalışılır.
Cerrahi tedavi genellikle uygun değildir, ancak özürlerin düzeltilmesine
yönelik ameliyatlar yapılabilir. Örneğin omurga kırığı nedeniyle bir
bacağında kalıcı güç kaybı meydana gelen bir özürlüye yürümesini
kolaylaştırmak için kas nakli yapılabilir.
Öte yandan
bunların dışında kalan uzuvlardaki sinir yaralanmalarında üç olasılık
vardır:
- Felç kalıcıdır.
Ameliyat ile sinirin onarım şansı yoktur.
- Sinir eğer
ameliyatla onarılırsa iyileşme şansı vardır.
- Altı ay-1 yıllık
süre zarfında sinir kendiliğinden tamamen ya da kısmen iyileşir.
Kişi bu gruplardan
hangisinde ise iyileşme potansiyeli değerlendirilerek bu
değerlendirmenin ışığında fizyoterapi, ortez ya da cerrahi tedavi
kullanılır.
H- İlerleyici
Kalıtsal Sinir Hastalıkları (Spinal Muskular Atrofi)
Tanım:
Genellikle altta yatan
genetik bir bozukluk ve bu bozukluğa bağlı olarak ortaya çıkan sinir
dokusu harabiyetidir. Bu hastalıklar sinirleri, omuriliği veya beyni
tutarlar. Sinir harabiyetine bağlı olarak kol ya da bacaklarda kuvvet
kayıpları, ileri evrelerde felçler meydana gelir. Genellikle her iki kol
veya her iki bacak bazen de eller ve kollar birlikte tutulur. Tutulum
uyluk ve kolda bariz olabileceği gibi, bazen de uçlardadır yani ön kol
ve elde ya da dizden aşağıda (bacakta) barizdir. Bebeklik, çocukluk,
ergenlik çağında ya da 20 yaşından sonra hastalık başlayabilir.
Neden:
Nedeni tam olarak
bilinmemektedir. Sinir dokusunda yapısal bir bozukluk vardır. Ailesel
geçiş söz konusudur.
Tanı:
Hastalık bebeklik ya da erken
çocukluk çağlarında el ya da ayaklardaki güçsüzlük ile kendini gösterir.
Güçsüzlük giderek ilerler. Sonuçta el ve ayaklarda şekil bozuklukları
gelişir. En sık görülen şekil bozuklukları; çarpık ayak (ayakların
tabanları birbirine dönük ve bilekten bükük olması), ayak kavis
yüksekliği, pençe ayak (ayak kavis yüksekliği ile birlikte parmakların
bükülmesi), skolyoz (omurganın “S” ya da “C” şeklindeki eğrilikleri) ve
kifoz (kamburluk) dur. Kalça kaslarının zayıflığı söz konusuysa yürüme,
merdiven çıkma çok zor olabilir. Bacaklarda özellikle dizden aşağıda, ön
kol ve ellerde ileri derecede zayıflık meydana gelebilir. Düşük ayak
(ayak ucunun yürürken yerden kaldırılamaması) gelişebilir. Bu kuvvet
kaybı ve felçlere bağlı olarak yürüme güçlükleri, denge bozuklukları
olur. Bazı hastalar birkaç yıl içinde yürüyemez hale gelirler. Bazen el
ya da ayaklarda his kusuru olabilir.
Tedavi:
Bu grup hastalıklarda sık
karşılaşılan problemler olan ayak bozukluklarının öncelikle düzeltilmesi
gerekir. Ayak kavisindeki yükseklik ve parmakların pençeleşmesi
hastalığın erken döneminde alçı ve ortez uygulamaları ile kontrol
edilebilir. Ancak daha sonra şekil bozukluğu devam edeceğinden ayak
tabanında yapılacak bir gevşetme ameliyatı kaçınılmaz olabilir. Bunun
için kas nakli ameliyatlarına da gerektiğinde başvurulmaktadır. Çok
ciddi durumlarda ayak ve topuğu düzeltmek için ortopedik ameliyatlara
gerek duyulabilir.
I- Cücelik
Tanım:
Nadir görülen ortopedik
problemlerden olup biri olup, boyun normal kabul edilen değerlerin
altında kalması ya da boy kısalığı ile birlikte vücut kısımlarının
orantısız olması halidir.
Neden
:
Boy kısalığına yol açan temel neden,
uzun kemiklerin büyüme kıkırdağındaki yapısal bozukluktur. Ailesel
nedenli olarak görülebilir.
Tanı:
Büyüme kıkırdağındaki bozukluk
genellikle doğumdan itibaren mevcut olduğundan bebeklik döneminden
itibaren boy kısalığı ve iskelet sistemindeki diğer anormallikler
kolaylıkla tanınır. Nadiren hafif seyreden durumlarda ergenlik çağından
önce tanı konması mümkün olmayabilir. Bazen kol ve bacaklardaki
kısalıkla karşımıza çıkarken bazen de kol ve bacaklar normal uzunlukta
olup gövde kısalığı ile kendini gösterir. Boy kısalığı ile birlikte
sıklıkla omurga (skolyoz, kifoz), ayak (çarpık ayak), diz (O bacak, X
bacak), kalça (kalça çıkığı) eklemlerinde ciddi şekil bozuklukları da
meydana gelir.
Tedavi:
Bazı ilaçlar (büyüme
hormonu) bu hastalıklarda bir miktar boy uzamasını sağlayabilmektedir.
Bunun haricinde ameliyatla da boy uzatılması mümkündür. Ancak ameliyatla
boy uzatılması hasta için bir takım riskleri olan, sıkıntılı, ağrılı,
uzun süren bir girişimdir. Hastanın belirli bir boy uzamasını sağlamak
için çok sayıda ameliyat yapılması gerekebilir. Bu nedenle böyle bir
ameliyata kişi, ailesi ve doktoru hep birlikte karar vermelidir. Yine de
çoğu zaman normal boy uzunluğunu sağlamak mümkün olmayabilir. Eşlik eden
diğer iskelet sistemi bozuklukları cerrahi olarak düzeltilir. Örneğin;
kalça çıkığına yönelik veya omurgadaki eğriliği düzeltmeye yönelik
ameliyatlar yapılır.
3- ORTOPEDİK
ÖZRÜN ÖNLENMESİ
Bir çok özürlülük
önlenebilir niteliktedir. Özürlülüğün önlenmesindeki en önemli faktör de
toplumun bilgi ve bilinç düzeyinin yükseltilmesidir. Bu nedenle
özürlülükle ilgili; beslenme, gerekli vitamin kullanımı, enfeksiyon
hastalıklarına karşı aşılama gibi koruyucu önlemler konusunda yapılacak
toplumu bilgilendirici kampanyaların büyük önemi bulunmaktadır.
A- Doğum Öncesi
Nedenlerin Önlenmesi
a- Kalıtsal
Hastalıklar: Özellikle
kalıtsal hastalıkları olan akrabalar arasındaki evlilikler sonucu
görülür. Bu nedenle akraba evliliğin yapılmaması ya da genetik
danışmanlık alınması gerekir.
b- Kan
Uyuşmazlığı: Annenin
Rh(-), babanın Rh(+) olması durumunda olur. Mutlaka gebelik takibi
yapılmalıdır.
c- Riskli
Gebelikler :
Anne yaşının 18'den küçük, 35'den
büyük olması, 2 yıldan daha az doğum aralığı, 4'den fazla çocuk sahibi
olma, Şeker-Tansiyon-Kalp-Böbrek-Kan hastalıkları gibi sistemik bir
hastalığa sahip olma ve daha önce düşük doğum yapmış olmak riskli
gebelikler grubuna girmektedir. Özürlü çocuk doğma riski artacağından bu
durumlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bütün bu nedenlerin önlenebilmesi
için aşağıdaki önerilere uyulması son derece önemlidir:
§
Gebelik takibinin düzenli
yapılması,
§
Annenin düzenli
kontrollere gitmesi (Kan grubu tayini, RH Uyuşmazlığının tespiti,
Tetanoz aşısı yaptırma, annenin vitamin ve mineral açısından
desteklenmesi vs.).
§
Özellikle anne adaylarının
bilgilendirileceği 1. basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesi
(sigara-alkol kullanmanın, radyasyon almanın gebelik için risk
oluşturacağı, yakın akraba evliliklerin özür oluşturabileceği konusunda
anne adaylarına ya da ailelere yeteri ölçüde bilgi verilmesi)
§
Gebelik esnasında annenin
gerektiği gibi beslenmesi,
§
Annenin sinirsel
sıkıntılara maruz kalmaması
§
-Hamilelikte ateşli,
iltihabi, veya döküntülü hastalık geçirmemesi,
§
Hamilelik süresince
kanamalar geçirmemesi,
§
Doktora danışmadan ilaç
kullanmama,
§
Kazalara, travmalara maruz
kalmama,
§
Annenin röntgen filmi
çektirmemesi gerekmektedir.
B- Doğum
Sırasındaki Nedenlerin Önlenmesi
Doğumun mutlaka
konunun uzmanları tarafından yaptırılması ve hastane şartlarında
gerçekleştirilmesi son derece önemlidir.
C- Doğum
Sonrasındaki Nedenlerin Önlenmesi
§
Doktor tavsiyesi olmadan
bebeğe sütle geçen ilaç kullanılmaması
§
Bebekte yüksek ateş,
havale görülmesinde ateşin bilinen en basit yöntemlerle düşürülerek en
yakın sağlık kuruluşuna başvurulması
§
Kafa travmaları,
kazalardan çocuğun korunması,
§
Yeni doğan bebekte görülen
sarılıkta zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması,
§
Bebeklik ve çocukluk
dönemi boyunca yapılması gerekli olan aşıların mutlaka zamanında
yaptırılması,
§
Trafik kazaları konusunda
dikkat edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması,
§
Ev kazaları,
Ev ortamının
sakatlığa yol açmayacak şekilde düzenlenmesi,
Evdeki soba, ocak,
fırın ve tüp gazı gibi araçlara korunma yapmadan yakılmaması,
§
İş kazaları,
İş yerinde çalışan
işçilerin sağlığının daha özenle takip edilmesi,
İş kazalarının
azaltılması için çalışanların konu ile ilgili hizmet içi eğitim
almalarının sağlanması,
Makine, alet gibi
teçhizatların düzenli ve periyodik olarak bakımlarının yapıldığından
emin olunması,
§
Spor yaralanmalarının
önlenmesi için önceden sağlık kontrolü ile spora uygunluğun
değerlendirilmesi, uygun giysi, ayakkabı ve ekipmanın kullanılması ve
doğru zeminlerde spor yapılması,
§
Ateşli silahların
kullanılmaması konusunda çocuk ve erişkinlerin eğitimi ve askeri alan
olarak kullanılmış sahalara girilmemesi, açık alanlarda bulunan şüpheli
cisimlerden uzak durulması,
§
Yangın, deprem ve su
baskınlarında korunma ve kurtarma konusunda eğitim alınması.
4- ORTOPEDİK
ÖZRÜN TEDAVİSİNDE EGZERSİZ UYGULAMALARI
Egzersizler, t
edavi amacıyla kullanılacağı zaman akla günlük hayatta kullandığımız
hareketlerin biraz dışında, probleme yönelik özel tasarlanmış hareketler
gelmelidir. Ortopedik özre yol açan problemin tedavisine yönelik
egzersizler; kas, kemik, eklem durumuna, kayıp olan ve var olan
fonksiyonel kapasiteye göre özel olarak tasarlanmalı, kısa ve uzun
vadedeki hedefler belirlenerek hastaya öğretilmeli ve sonuçları
değerlendirilmelidir. Gerektiğinde egzersizler değişikliklere ve
durumlara göre yeniden planlanmalıdır.
Özel olarak
planlanmış egzersizlere ulaşmak için mutlaka doktora ve fizyoterapiste
başvurulmalıdır. Her birey için uygulanacak egzersiz farklıdır.
A- Ortopedik
Probleme Yönelik Olarak Kullanılan Egzersizlerin Amaçları;
§
Var olan bir fonksiyonel
yetersizliğin kalıcı bir özre dönüşmemesi amacıyla önleyici olarak,
oluşmuş ancak henüz esnek bir yapıda olduğu için giderilebilir olan, bir
şekil bozukluğunun kalıcı bir hale gelmesini önlemek için,
§
Ortopedik ameliyatlarla
düzeltilmesi planlanan bir probleme bağlı olarak oluşan kas kuvvet
dengesizliğini gidererek dokuların ameliyata hazırlanması ve ameliyat
sonrası toparlanmanın kolaylaştırılması için,
§
Ortopedik özre rağmen var
olan fonksiyonel kullanım kapasitesinin arttırılması için, var olan
ortopedik özür nedeniyle gelişebilecek ikincil ortopedik sorunların
oluşmasını engellemek için,
§
Kişilerin günlük yaşamda
çevrelerine olan bağımlılıklarının azaltılması yada ortadan kaldırılması
için egzersizlerden yararlanabilmekteyiz.
B- Tedavi Amacı
İle Kullanılan Egzersiz Yöntemleri
1- Normal Eklem
Hareketleri: Eklemlerimizde
normalde var olan, ancak bazı problemlerle kısıtlılıklar gelişebilen
hareketleri, belirli aralıklarla düzenli olarak tekrarlayarak bu
eklemlerin hareket sınırlarını korumaya yönelik olarak yapılan
egzersizlerdir. Bazen bir kol kırığı sonrasında kolun uzun süre alçıda
durması ve ardından korku nedeniyle hareketsiz tutulması dirsek
ekleminin hareketinin kısıtlanmasına yol açar. Burada sözü edilen
hareket abartılı, zorlayıcı, dirençli bir hareket değildir ancak hangi
ekleme ait hareketler yapılıyorsa o eklemin hareket yönü iyi
bilinmelidir ve hareket olabildiğince sınırlı yapılmalıdır.
(resim)
2-
Kuvvetlendirme Hareketleri:
Hareketi sağlayan ve istemli olarak kasılabilen kasların kuvvetlenebilme
ve zayıflayabilme özelliği vardır. Çeşitli hastalık ve problemlerde
kaslar bazen kullanılmamaya, bazen içerisindeki bir maddenin eksikliğine
bazen de beyinden gelen komutların anormalliğine bağlı olarak eklemleri
yeterince destekleyecek ve hareketi sağlayacak kadar kuvvetli bulunmaz.
Böyle durumlarda, zayıflamış olan kasların kuvvetlendirilmesi
fonksiyonun ortaya çıkarılmasına yardım edeceği gibi bazen gövdenin yada
başın dik tutulmasına, anormal kasılmaların yada kuvvetsizliklerin
ortaya çıkaracağı zararlı etkilerin önlenmesine yardım eder.
Kuvvetlendirici hareketler, daha çok eklem hareketinin bir ağırlık yada
dirence karşı yapılmasıyla oluşturulur.
(resim)
3- Germe
Hareketleri: Hareketi
sağlayan kasların yeterli bir şekilde çalışabilmesi için normal
boylarında olmaları gerekir. Bazı ortopedik problemlerde eklemdeki şekil
bozuklukları nedeniyle yada kastan kaynaklanan bir nedenle kasın
kasılabilme özelliğini yitirdiği durumlarda kasın kat ettiği mesafe
kısalır. Bu pozisyonda uzun süre kalınması ile kas zamanla normal boyuna
dönebilme özelliğini yitirir. Kasın gerilmesi bu gibi durumlarda,
özellikle de kas normal boyuna dönebilme özelliğini yitirmeden önce çok
önemlidir. Germe hareketlerinin doğru uygulanmasının yanı sıra kişinin
ağrı toleransına ve gerilen kasın yapısına göre süre ve şiddetinin doğru
olarak ayarlanması da son derece önemlidir
5- ORTEZLER VE
PROTEZLER
A- Protez:
Doğuştan ya da sonradan olan
herhangi bir nedenle bir uzvun tam veya kısmi kaybında, o uzvun
fonksiyonlarını yerine getirmek ve görsel olarak vücut bütünlüğünü
sağlamak üzere atölyelerde hazırlanan parmak, el, kol, bacak şeklindeki
dışarıdan uygulanan takma uzuvlara protez denmektedir. Ayrıca,
eklemlerde içten uygulanan protezler de mevcuttur.
B- Ortez
(Cihaz): Doğuştan veya
sonradan olan bir nedenle bir uzuvdaki fonksiyon kaybı, yetersizlik,
istenmeyen bir pozisyonu veya bir hareketi önlemek, vücut parçalarından
birini desteklemek ya da korumak gerektiğinde kullanılan metal, plastik,
deri ya da kumaş parçalarından üretilen yardımcı desteklere ortez denir.
Ortezlerin
Kullanım Amaçları
1-
Bir kaza yada ameliyat sonrası bazı
vücut parçalarının hareketsiz tutulması (örneğin, trafik kazası sonrası
boyuna bir boyunluk takılarak omuriliğin korunması gibi),
2-
Fonksiyonu yapamayan yada yetersiz olan
uzuvların fonksiyonuna yardım edilmesi (örneğin, kolun kırılmasına bağlı
bir sinir yaralanmasında el bileğini kaldıramayan kişinin el bileğinin
bu hareketine yardım edilmesi gibi),
3-
Oluşmakta olan ya da oluşmuş bir şekil
bozukluğun düzeltilmesi (örneğin, bir kas hastalığı nedeniyle omurgasını
dik tutamadığı için zamanla omurgada oluşan eğriliklerin henüz başlangıç
aşamasındayken düzeltilmesi gibi),
4-
Ortopedik bir soruna ya da kalıcı bir
probleme dönüşebilecek durumların önlenmesi (örneğin, bacağında aşırı
kontrolsüz kasılmaları olan bir kişide ayak bileğini doğru pozisyonda
tutarak bu kasılmaların ayak bileği ekleminde, diğer eklemlerde, gövdede
ve kaslarda oluşturabileceği zararlı etkilerinin önlemesi gibi),
5-
Ağrılı durumlarda ağrının azaltılması ve
giderilmesi (örneğin, romatizmal bir sorun nedeniyle el bilek
hareketleri ağrılı olan kişinin bileğini doğru pozisyonda tutarak ağrıya
yol açan hareketlerin ve ağrının engellenmesi gibi),
6-
Vücuttaki ortopedik özür nedeniyle
kişinin hareketlerini normalden çok fazla enerji harcayarak yapabildiği
durumlarda enerji tüketimini azaltmak (örneğin, çocuk felci nedeniyle
her iki bacağında belirgin kuvvet kayıpları olan kişinin, yürüme
ortezleri ve yürüme yardımcıları ile bir yerden bir yere yardımsız
yürüdüğünden daha az yorularak yürümesini sağlamak gibi).
6- DİĞER
YARDIMCI ARAÇLAR
Tekerlekli
sandalyeler, yürüteçler, koltuk değneği, baston vs. ile bir yerden başka
bir yere harekete yardım etmektedir.
Koltuk değneği ile
hareket sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar arasında koltuk
değneğinin boyunun ayarlanması ve koltuk değneğinin koltuk altına temas
etmemesi önemlidir. Çünkü değneğin koltuk altına teması koltuk altındaki
sinirlerin harabiyetine neden olabilir. Koltuk değneğinin doğru boyu
için; el tutma yerinin kalça eklemi hizasında olması gerekmektedir.
A- Tekerlekli
Sandalyeler: Tekerlekli
sandalye ile hareketlik sağlanırken, çocuk hastalarda tekerlekli
sandalye seçimi sırasında önemli olan konu; hastanın büyüme hızına uyum
sağlama, özgüven gelişiminin desteklenmesi, yaşıtları ile uygun
iletişimin sağlanmasıdır. Çocukların gelişimsel düzeyleri ve yaşlarına
bağlı olarak değişik ihtiyaçları vardır. Fiziksel temas ve elle
dokunmaya gereksinimleri vardır. Bu nedenle kullanılan malzemeler
fiziksel teması engellememelidir.
Tekerlekli
sandalyede oturan bir kişiyi normal bir sandalyeye veya bir koltuğa
taşıma işlemine transfer adı verilmektedir. Bu hareket sırasında
sandalyenin hareket edebileceğini ve çocuğun ise hareketsiz olduğunu
unutmamak gerekir. Bu nedenle sandalyeyi tutabilir veya bir duvara
yaslayabilirsiniz. Tekerlekli sandalyenin yönünün oturulacak yere doğru
olmasına dikkat edilmelidir. Tekerlekli sandalyenin ayaklıklarının
kaldırılmış ve frenlerinin kilitli olmasına da dikkat edilmelidir.
B- Yürüteçler:
Yürüteçler bağımsız yürümenin
sağlanmasında kullanılırlar. Yürüteçlerin çeşitleri vardır. Bazıları
hastanın itmesini kolaylaştıracak şekilde dört tekerleklidir,
bazılarında da yanda iki paralel çubuk vardır ve ön tarafı kapalıdır.
Böylelikle hastanın üç tarafı desteklenmiş olur.
C- Koltuk
Değnekleri ve Bastonlar :
Bağımsız yürüme potansiyeli olan ancak dengenin sağlanması için bir
desteğe gereksinim duyan hastalar için kullanılabilirler. Bastonların ve
koltuk değnekleri pek çok çeşidi vardır ve bu araçlarla yürümenin de
farklı şekilleri vardır. Bu nedenle hasta, aile, fizyoterapisti ve/veya
doktoru ile konuşarak yürümesi için en uygun yolun belirlenmesi ve
hastaya öğretilmesi gerekmektedir.
D- Diğer Yürüme
Araçları: Küçük çocuklar
tekerlekli sandalye yerine yerde hareket eden aletlerle daha çok mutlu
olurlar. Küçük, elle idare edilebilen, çocukların diğer çocuklarla ve
oyuncaklarla oynamalarına olanak veren çeşitli aletler vardır. Çocuğun
midesi üzerinde uzanarak elleri ve ayakları yardımıyla kendini itelemek
suretiyle hareket edebildiği cihazlar vardır. Ebeveynler çocuklarının
sınıfta kullanması için böyle bir cihaz alabilirler. Üç tekerlekli
bisiklete bir çerçeve eklenerek çocuğun sürmesi sağlanabilir. Bu sırada
çocuğun ayakları pedallara bağlanır ve uygun bacak hareketleri gelişene
kadar bisikleti siz sürebilirsiniz.
E- Diğer
Ekipmanlar: Mekanik araçlara
ek olarak günlük hayatta kullanılan masa sandalye gibi nesnelerin
düzeninde yapılacak değişimlerle çocuğa yardımcı olunabilir. Çocuğun
ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde bir düzenleme yapabilmek için
fizyoterapistle veya mesleki terapistle işbirliği yapılabilir.
1- Özel
Oturma Düzenlemeleri
Oturma dengesi
yetersiz olan çocuklar için bazı sandalye düzenlemeleri yapılmalıdır.
Bazı çocuklarda ise özel oturak düzenlemeleri yapılmalıdır. Bazı
durumlarda normal ayakları olan fakat çocuğun düşmesini önleyecek
şekilde yüksek kollukları olan sandalyeler kullanılabilir.
Yüksek arkalıklı
bir sandalye çocuğun başını yukarıda tutmasını ve boynunun
desteklenmesini sağlar. Bazen yastıklarla çocuğun desteklenmesi
yararlıdır.
Çocuğun yerde
oynamasını sağlamak için çeşitli farklı düzenlemelerin yapılması
gerekebilir. Örneğin eski bir sandalyenin sadece ayakları sökülerek
sandalye yere konur ve çocuğun bunun üzerinde oynaması sağlanabilir.
Çocuğu daha fazla desteklemek amacıyla sandalyenin ortasına yükseklik
sağlayarak çocuğun ayaklarını serbestçe oynatabileceği bir oyun tahtası
yerleştirilebilir. Bazı çocuklarda ise rahatça oyun oynayabilmeleri için
bacaklarının yanına kum torbaları konulabilir.
2- Minder ve
Takozlar
Oturmanın veya
ayakta durmanın zor yada yorucu olduğu durumlarda çocuğun altına bir
minder konularak çocuğun ayağını serbestçe oynatabilmesi sağlanır.
Böylelikle çocuk kumla veya suyla rahatça oynayabilir. Bu pozisyon
çocuğun başını kontrol etmesine de yardımcı olur. Bazı küçük çocuklar
vücutlarının üst kısmını bir takoza yaslayarak daha rahat
oynayabilirler. Bu durumda çocuğun kayamaması için bir kemerle
bağlanmaları uygun olabilir.
7- EĞİTİM VE
REHABİLİTASYON
Rehabilitasyon
, kişinin doğuştan veya
sonradan, herhangi bir nedenle oluşan kalıcı veya geçici
yetersizliklerinin ve fonksiyonel olarak iş ve günlük yaşantısındaki
kayıplarının belirlenmesi ve aynı zamanda psikolojik sosyal ve mesleki
açıdan da desteklenerek günlük yaşamda bağımsız ve sosyal rollerini
(evlilik, anne-baba rolü, iş vb.)yerine getirmesini sağlayacak
yaklaşımların bütünüdür. Tıbbi, sosyal, psikolojik, eğitim ve mesleki
alanlar gibi farklı rehabilitasyon uygulamalarını içermektedir.
A- Tıbbi
Rehabilitasyon
Tıbbi
rehabilitasyon süreci içinde asıl amaçlanan, özürlü kişinin fiziksel
kapasitesini arttırarak onun, günlük yaşamda mümkün olabilen maksimum
fonksiyonel bağımsızlığına ulaşmasını sağlamaktır. Bu amaçla hekim
tarafından teşhis konulduktan sonra gerekli tıbbi ve cerrahi tedavi
yanında fiziksel ve psikososyal problemlerin çözümü için uygulanan
rehabilitasyon yaklaşımlarıdır. Özürlü kişilerin rehabilitasyonu bir
ekip çalışmasını gerektirir. Bu ekipte hekim, fizyoterapist, iş uğraşı
terapisti, psikolog, hemşire, beslenme ve diyet uzmanı, çocuk gelişim
uzmanı, özel eğitimci, sosyal hizmet uzmanı, mesleki danışman,
protez-ortez teknikeri yer almaktadır. Özürlü kişi, fizyoterapist
tarafından fiziksel fonksiyonel düzey açısından değerlendirilir ve
fizyoterapi-rehabilitasyon programına alınır.
Özrün eğitim ve
rehabilitasyon yönü sadece özürlüyü değil, aynı zamanda kişinin
ailesini, arkadaşlarını, okulunu ve çevresini de içerir. Aile, okul ve
çevrenin rehabilitasyon programına katılması gerekmektedir. Özür kişinin
yanında beraber yaşadığı aile üyelerini de etkileyeceği için
rehabilitasyon programında aileye çok önemli görevler düşmektedir .
B- İş Uğraşı Tedavisi
İş ve uğraşı
tedavisinde amaç özürlünün günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını
kazandırmaktır. Terapist, kendi işlerini yapmada, beslenme, giyinme,
kendine bakım, tuvaletini yapabilme ve banyo yapabilme, oyun oynamada
veya okul ile ilişkili aktivitelere katılmada zorluk yaşayan özürlüleri
değerlendirir ve tedavi eder; gerektiğinde yardımcı araçları önerir.
Terapi programının bir parçası olarak terapist size çocuğa yardım
edebilmek için ne yapmanız gerektiğini anlatacaktır.
C- Sosyal
Rehabilitasyon
Sosyal
rehabilitasyonda amaç özürlünün sosyal, eğlendirici ve destekleyici
aktivitelere katılımını sağlayarak toplumla bütünleşmesine yardımcı
olmaktır.
D- Mesleki
Rehabilitasyon
Mesleki
rehabilitasyonda amaç, özürlü kişinin mesleğine devam edebilmesini
sağlamak veya eğer devam edemiyor ise varolan fonksiyonlarına uygun yeni
bir iş için eğitimidir. Bu amaca ulaşabilmek için, özürlü kişinin
fonksiyonel ve çalışma kapasitesi değerlendirilir ve hangi iş kolunda
eğitim verileceğine karar verilir. Bunu takiben seçilen iş kolunda
çalışma kapasitesini arttırıcı eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmeti
verilir.
8- ORTOPEDİK
ÖZÜRLÜ ÇOCUĞUN EĞİTİM VE REHABİLİTASYONUNDA AİLENİN ROLÜ
Çocuğunuza
Yardım Edin
Aile çocuğun ilk
ve en önemli eğitimcisidir. Evde ve sınıfta çeşitli yollarla çocuğunuza
yardım edebilirsiniz.
§
Çocuğunuzun öğretmeninin
sizi tanımasını sağlayın. Nasıl yardım edebileceğiniz konusunda
öğretmene gerçekçi bir fikir verin. Çocuğunuza yeteri kadar zaman
ayırın.
§
Çocuğunuzun gelişimi ve
büyümesi üzerinde önemli bir etkiye sahipsiniz. Bunu takip edin ve
çocuğunuzun eğitiminde aktif rol üstlenin.
Bu önerileri
mutlaka yapmaya çalışın.
Çocuğunuza yardım
etme çabasında yalnız değilsiniz. Çocuğunuzun iyi olmasını ve gelişimini
sağlama yönünde çaba gösteren başka insanlarla berabersiniz. Bunlar
rehabilitasyon ekibi üyeleri, öğretmen ve toplumdaki kamu okullarının
kaynakları size bu konuda yardım eli uzatmaktadır.
Çocuğunuzu
hazırlayın
§
Çocuğunuzun rehabilitasyon
eğitimini alacağı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine adaptasyonunu
sağlamak için okula, sınıfa ve eğitimcilerine uyumu için süre
tanınmalıdır .
§
Çocuğunuzun sınıfa
zamanında girmesini sağlayın. Çocuğunuzun sınıftaki davranışlarını
etkileyen ev içindeki günlük olayları öğretmene söyleyin. Bu özel
olaylar mutlu anlar (doğum günü, aile yakınlarından birinin ziyareti
veya yolculuk gibi) veya mutsuz anlar (ölüm, hastalık veya ailenin
düzeninde bozulma olması gibi) olabilir.
§
Tedavide, ilaçlarda veya
hastalığın gidişinde oluşan değişiklikleri de öğretmene bildirin.
Çocuğun
becerilerini arttırın
§
Çocuğunuzun günlük
aktivitelere katılımını artırmak için ek çabalar harcayabilirsiniz.
Gerçekten yapabileceğiniz aktivitelerle ilgili olarak öğretmenle konuşun
ve çocuğunuzun kuvvetini artıracak, problemlerini çözmeye yardım edecek
konularda yardım istemekten çekinmeyin.
Anne-baba
olarak sorumluluğu paylaşın.
§
Küçük çocukların hepsi
farklı deneyimler ve farklı nesnelerle öğrenirler. Yani çocuğunuz da
diğer çocuklar gibi evdeki günlük aktivitelerle olabildiğince fazla
ilgilenmelidir. Sağlıklı bir çocuk için bir köpek beslemek iyi ise,
ortopedik özrü olan çocuk için de bu iyidir. Çocuğun ilgilendiği
herhangi bir aktivite çocuğun kendine güvenini sağlayacak ve gelişimine
yardımcı olacaktır.
Ev
Aktiviteleri
§
Evdeki aktiviteler çocuk
ve aile için olabildiğince eğlenceli olmalıdır. Çocuğunuza ve kendinize
fazla yüklenmeyin. Günlük aktiviteleri nasıl kolaylaştırabileceğinizle
ilgili fizyoterapistinden tavsiye isteyin.
§
Çocuğunuza karşı sevgi ve
yardım duygularıyla yaklaşarak evdeki günlük aktiviteleri beraber
yapmaya çalışın. Evde yaptığınız işlerin hepsi özel ihtiyaçları olan
çocuğunuzun dünyayı daha iyi tanımasına yardımcı olacaktır. Örneğin,
ışıkları açmak için, masayı hazırlamak için veya yatağı düzeltmek için
neler yaptığınızı anlatabilirsiniz. Ev içinde ve ev dışındaki renkleri
göstererek bu renklerin isimlerini söyleyebilirsiniz. Her tabağın yanına
kaşık koymak, kurabiyeleri getirmek veya çamaşır sepetine çamaşırları
koymak gibi basit görevler verebilirsiniz.
§
Çocuğun eğitimine yardımcı
olmak için pahalı oyuncak veya araçlar şart değildir. Tüm evlerde
bulunan çaydanlık, tava, çorap, kaşık ve dergi resimleri gibi araçların
hepsi öğretmek için iyi araçlardır. Çaydanlık veya tavalar ritim
aletleri olarak kullanılabilir. Çoraplar renkleriyle eşleştirilebilir ve
katlanabilir. Resimlere isim verilebilir veya hikaye anlatmak için
kullanılabilirler.
§
Çocuğunuza çok fazla
aktivite verirseniz bu başarısızlık ve karışıklık ile sonuçlanabilir.
Çocuğunuzla birlikte çalıştıkça çocuğunuz için neyin ne kadar yeterli
olduğunu anlarsınız.
Bağımsızlığın Desteklenmesi
§
Bağımsızlık çocukların
kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar ve diğer çocuklarla birlikte
becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Çocukların kendi
kendilerine öğrenmelerini sağlamak çok önemlidir. Bu nedenle çocuğunuzun
kendi yapabildiği bir aktiviteyi asla siz üstlenmeyin. Örneğin;
bacaklarında ortopedik özrü var ve elleri sağlam ise çoraplarını siz
giydirmeyin yada yemeğini siz yedirmeyin.
• Çocuğunuzun
vücut hareketleri birbiriyle uyumsuz ise aktiviteleri yaparken
çocuğunuzun düşmesini veya yaralanmasını önlemek için yardımcı aletleri
kullanın. Çocuğunuzun keşfetme sürecinde nasıl korunabileceği ile ilgili
olarak eğitimcilerden bilgi alabilirsiniz.
Övgü ve
Cesaretlendirme
§
Çocuğunuzun başarılarını
övmeyi unutmayın. Dönmeden oturmaya, kendi başına yemek yiyebilmeye
kadar tüm başarılar gerçek bir ilerlemeyi gösterir ve övgüyü hak eder.
§
Çocuk başarısız olsa veya
hata yapsa bile çocuğu uğraşından dolayı övün. Tekrarlayan övgü çocuğun
çabasını sürdürmesini sağlayacaktır.
§
Ortopedik özürler
öncelikli olarak kişinin fiziksel becerilerini kısıtlayan durumlardır.
Kontrol edilemeyen kas hareketleri veya çocuğun tekerlekli sandalye
kullanması gibi nedenlerle ailesi, çevresi tarafından kolay kabul
görmeyebilir. Bu durum çocuğun toplumla kaynaşmasını engelleyebilir.
Çoğu zaman ailelerinin aşırı koruyucu tutumları ya da toplumun acıma
duygusundan kaynaklanan aşırı koruyuculuğu sonucunda, ortopedik özürlü
çocuklar kendilerini sınırlı bir çevrede ve imkansızlıklar içinde
bulmaktadırlar.
Ortopedik özürlü
bireylere özgü davranış özellikleri olmayıp, onların kişilikleri de
anne-babalarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının, öğretmenlerinin ve
toplumun onları nasıl gördüklerine bağlı olarak gelişmektedir. Zihinsel
yetersizliği olmayan ortopedik özürlü çocuk ve gençlerin sosyal yaşam
becerileri ve sosyal- duygusal gereksinimleri ortopedik özre sahip
olmayan çocuklar ile aynı düzeydedir.
Aile bireyleri ve
toplum tarafından uygun şekilde desteklenen ortopedik özürlü çocuk
giderek bağımsız yaşama hazırlanacak ve gelecekte toplumun aktif ve
üretken bir parçası olacaktır.
9- ORTOPEDİK
ÖZÜRLÜLERDE SPOR
Spor, özürlü
kişiye fiziksel aktivitelere katılım olanağının yanı sıra kişilik
gelişimi ve özgüven duygusunu kazandırarak toplumsal yaşama uyum
göstermesi yönünde büyük kolaylık sağlamaktadır. Spor ve fiziksel
aktiviteler, rehabilite ve tedavi edici etkisi nedeniyle, özürlü
bireylerde fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişim aracı olarak
kullanılmaktadır.
Özürlü bireylerin
sportif etkinliklere katılımı toplumun dikkatini özürlü bireylere
çekerek, olumsuz tutum ve davranışların değişmesinde önemli bir görevi
yerine getirmektedir. Sportif
etkinlikler
yoluyla özürlüler toplum içinde iş birliği, paylaşım ve kişiler arası
ilişkilerin kurallarını öğrenirler.
Yapılan
aktiviteler özürlü bireylerin yaşam kalitesini yükseltir ve sporcu
kimliği ile kendilerini gerçekleştirebilecekleri bir sosyal ortam
yaratır. Tüm bu özellikleri kapsamına alan bir etkinlik olarak spor
özürlülere yaşam boyu önerilmektedir.
Sporun
Özürlüler İçin Önemi;
• Özürlü bireyin
kendi kararlarını verme yeteneğini geliştirerek, bağımsızlık duygusunun
artmasına yardımcı olur.
• Özürlü bireyin
sahip olduğu sosyal çevreyi geliştirir ve iletişim becerilerinin
artmasını sağlar.
• Özürlü bireyin
kendi beceri ve yeteneklerine olan inancını artırarak, özgüven
gelişimine yardımcı olur.
• Özürlü bireyin
sahip olduğu özür nedeniyle yaşadığı psikolojik gerginlik ve bunun
sonucu oluşan sosyal sorunları aşmasında önemli rol oynar.
• Özürlü bireyin
kendini toplumdan soyutlamasını engeller ve hayata bağlanmasına yardımcı
olur.
• Sportif
etkinlikler sonucunda özürlü birey rahatlar, iyi vakit geçirir ve
eğlenir.
• Sporun zihinsel
ve fiziksel kapasitede sağladığı gelişme ile motor, denge, el-göz
koordinasyonunda sağladığı iyileşme özürlünün eğitiminde ve
rehabilitasyonunda olumlu etkiler yapar.
• Özürlü bireyin
aktivitelerde sergilediği performans kişilik gelişimine yardım ederken
toplum tarafından özürlü olmanın ötesinde sporcu olarak kabul görmesini
sağlar.
• Özürlü bireyin
entelektüel kapasitesi ve problem çözme yeteneği artar.
Spor, özürlünün
ailesi tarafından yeteneklerinin farkına varılarak kabul görmesini
sağlar.
Aileler
çocuklarını illerindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine ve Engelliler
Spor Kulüplerine kayıt ettirerek sporcu kimliğiyle çocuklarının
gelişimlerine destek olabilirler. Bu konuda ülkemizde Bedensel
Engelliler Spor Federasyonu, kulüpler ve dernekler aracılığıyla hizmet
vermektedir. Bedensel özürlüler 20 farklı spor dalında spor
yapabilirler. Bedensel Engelliler Spor Federasyonu şu anda 10 branşta
ulusal ve uluslar arası faaliyet göstermektedir.Bu spor branşları
atletizm, atıcılık, basketbol, bilek güreşi, ampute futbol, halter, masa
tenisi, okçuluk, yüzme, tenistir.
10- ÖZEL EĞİTİM
UYGULAMALARI
A- Özel Eğitim
Özel eğitim,
özürlü bireylerin eğitim gereksinimini karşılamak için özel olarak
yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve
yöntemleriyle, bu bireylerin özelliklerine uygun ortamlarda
gerçekleştirilen eğitimdir.
Amacı;
Özel eğitim
gerektiren çocukların Türk Milli Eğitim sistemini düzenleyen genel
esaslar doğrultusunda eğitimlerinin sağlanması, iş ve meslek sahibi
olmaları, toplumla bütünleşmelerini amaçlamaktadır.
B- Temel
İlkeler
§
Özel eğitim, genel
eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.
§
Eğitime erken başlamak
esastır.
§
Özel eğitim gerektiren
çocuk, özel durumuna bakılmaksızın özel eğitim hizmetlerinden
yararlandırılır.
§
Özel eğitim gerektiren
çocukların genel mesleki eğitimleri ile rehabilitasyonlarının kesintisiz
sürdürülmesi esastır.
§
Özel eğitim gerektiren
bireyler için bireysel eğitim planı geliştirilmesi ve eğitim
programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.
§
Ailelerin, özel eğitim
sürecinin her boyutuna aktif olarak katılımlarının sağlanması esastır.
§
Durumları ve özellikleri
uygun olan özel eğitim gerektiren çocukların özürlü olmayan çocukların
eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında kendi akranları
arasında eğitilmeleri için gerekli tedbirler alınır.
§
Özel eğitim gerektiren
çocukların okulöncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim, mesleki eğitim
ve yaygın eğitim hizmetleri Bakanlıkça planlanır, ilgili kuruluşlarca
yürütülür.
C- Özel Eğitim
Kurumları
• Resmi ve özel
ilköğretim ve orta öğretim kurumları
• -Yatılı özel
eğitim okulları
• Gündüzlü özel
eğitim okulları ve sınıfları
• Meslek okulları
ve iş eğitim merkezleri
Ayrıca gerçek ve
tüzel kişiler özel eğitim gerektiren çocukların eğitim-öğretimi için 625
sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunundaki esaslara uygun olarak, özel
okullar, mesleki kurslar veya özel sınıflar açabilmektedirler.
Kurumlara
Yerleştirme
Özel eğitim
gerektiren çocukların eğitsel tanılama ve değerlendirmesi ailenin ikamet
ettiği yere en yakın Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nce incelenir.
İnceleme sonuçlarına göre Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu öğrencinin
yerleştirilme kararını verir.
Ortpedik Özürlüler
okullarında spastik özürlü çocukların eğitimlerine de yer verilmektedir.
Ayrıca Ankara'da
Cerebral Palsili çocukların eğitimlerine yönelik ilköğretim düzeyinde
gündüzlü olarak bir okul 2005-2006 öğretim yılında eğitime
başlayacaktır.
D- Ortopedik
Özürlülere Yönelik Özel Eğitim Kurumları
Ülkemizde
okulöncesi ve ilköğretim düzeyinde ortopedik engelli çocuklara yönelik;
Ankara Samsun, Düzce ve Tokat- Turhal'da olmak üzere toplam dört
ilköğretim okulu; ayrıca Ankara ve Tokat- Turhal'da olmak üzere iki adet
meslek lisesi bulunmaktadır.
E- Eğitim
Programları
Ortopedik
Engelliler ilköğretim okullarında diğer ilköğretim okullarında uygulanan
eğitim programları aynen uygulanmaktadır. Diğer okullardan farklı olarak
ortopedik engelliler ilköğretim okullarında “beden eğitimi ve
rehabilitasyon” dersi verilmektedir. Bu gruptaki çocukların psiko-motor
gelişimleri yönünden “beden eğitimi ve rehabilitasyon” dersi büyük önem
taşımaktadır.
F- Ortopedik
Özürlülerde Kaynaştırma Yoluyla Eğitim
Tüm ortopedik
özürlü bireylerin özellikleri dikkate alındığında, bu bireyler için,
eğitim gereksinimlerinin en üst düzeyde karşılanacağı, normal gelişim
gösteren yaşıtlarıyla bir arada bulunabileceği en az kısıtlayıcı eğitim
ortamı kaynaştırma yoluyla eğitimdir.
Kaynaştırma
Yoluyla Eğitimin Önemi;
Kaynaştırma
programına alınan ortopedik özürlü çocuklar, sosyal yaşam ve eğitim
sürecinde yaşıtları ile birlikte olabilme fırsatını elde ederler.
Özel ihtiyacı olan
ortopedik özürlü çocuğun diğer çocukları örnek alması gelişiminin
desteklenmesi açısından son derece önemlidir.
Normal gelişim
gösteren çocukların, ortopedik özürlü akranlarını tanımalarına, onların
duygularını anlamalarına olanak tanıyarak sosyal-duygusal gelişimlerini
olumlu yönde etkilemektedir.
Ortopedik özürlü
çocuğa sahip olan anne babaların, çocuklarının eğitimi ile ilgilenen
uzmanlar ve öğretmenler ile iletişim içinde bulunması, anne-babalara güç
ve cesaret verir. Böylece, uzmanlardan çocuklarına nasıl yardımda
bulunacakları konusunda yeni teknikler öğrenirler.
G- Evde Eğitim
(Yerinde Eğitim)
Ağır engelinden
dolayı herhangi bir eğitim kurumundan yararlanamayan bireyler için
yerinde eğitime yönelik düzenlemeler başlatılmıştır. Bu konuda gerekli
bilgiler Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden veya İl Milli Eğitim
Müdürlüklerinden elde edilebilir.
Ortopedik
Özürlülerin Mesleki Eğitimi
Mesleki eğitim,
çocukluk döneminden başlayarak, ergenlik döneminin sonuna kadar
şekillenen bir süreçtir. Bu süreç içerisinde bireyler, aldıkları eğitim,
aile ve çevre ile etkileşim sonunda gelecekte hangi mesleğe
yönelecekleri konusunda bir karara varılır. Bu karar doğrultusunda bir
eğitimden geçerler.
Özürlülerin,uygun
bir mesleğe yöneltilmeleri bakımından,hangi eğitim kademesinde olursa
olsunlar, okuldan işe geçişte özür ve özelliklerine uygun bir işe
yerleşebilmeleri ve bu işte en yüksek potansiyele ulaşabilmeleri için
mesleki rehberlik ve mesleğe hazırlanma programlarından geçmeleri
gerekmektedir.
18 yaş üzeri
özürlülerin Mesleki Rehabilitasyon Merkezleri İşkur/Belediyeler
bünyesinde oluşturulan merkezlerde rehabilitasyonları sağlanacaktır.
11- ORTOPEDİK
ÖZÜRLÜLER İÇİN EVE VE ÇEVREYE YÖNELİK MİMARİ DÜZENLEMELER
Ortopedik
özürlülerin sosyal yaşama katılmasında en önemli problemlerden birisini
mimari engeller oluşturmaktadır. Yaşlılar, çocuklar, doğuştan veya
sonradan özürlüler, sağlıklı insanların rahatça hareket edebildiği bir
ortamda yeterince düşünmediğimiz ve üzerinde durmadığımız bazı şehir içi
düzenlemeler nedeni ile ulaşımda güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Özürlü
için bina girişindeki küçük bir yükselti veya görkemli bir merdiven aynı
anlama geleceğinden her ikisi de aşılmaz bir engel teşkil eder. Bu tür
fiziki engeller, ayrıca baston, yürüteç ve tekerlekli sandalye kullanımı
özürlüyü evden çıkmamaya ve sosyal yaşantıdan uzak kalmaya mahkum eder.
Ortopedik
özürlüler için yapılması gereken mimari düzenlemeler şu şekilde
özetlenebilir:
A- Kaldırımlar
Yürüme güçlüğü
çeken ortopedik özürlüler için kaldırımlar yüksek olmamalıdır
(yükseklikleri 6- 15 santimetre ). Kaldırımlar kaygan olmayan zemin
malzemesi ile kaplanmalı, yüzeyi yürüme güçlüğü olan insanların ve
tekerlekli sandalyenin hareketini engellemeyecek şekilde düzgün
olmalıdır. Kaldırım yüzeyini oluşturan malzeme arasındaki derzler küçük
olmalıdır. Kaldırım genişliği en az 2.0 metre olmalıdır. Tekerlekli
sandalye ve yürüteç kullanan insanların yan yana geçebilmeleri için bu
genişlik gereklidir.
B- Rampalar
Bir kısım
insanların caddeden kaldırıma daha rahat geçişleri için de rampa
kullanılır. Kaldırım rampaları özürlü ve yaşlı insanlarla, çocuk arabası
süren annelerin şehirdeki yürüyüşlerinin kesintisiz olmasını sağladığı
için çok önemlidir.
Tercih edilen
rampa eğimi %6 dır. Sabit rampaların düzenlenemediği yerlerde seyyar
rampalar da kullanılabilir. Çünkü dik rampalarda birçok kaza meydana
gelmektedir.
Kural olarak,
binalara girişi sağlayan köprü ve giriş şeridi ile tretuar ve bina
girişi arasında kot farkı olduğu durumlarda ve binalara girişin
merdivenlerle sağlanmasının zorunlu olduğu hallerde,merdivenlerin
yanısıra, özürlülerin de kullanımının sağlanması amacıyla, standardına
uygun rampa yapılması zorunludur.
C- Yaya
Geçitleri ve Yaya Yolları
Bütün geçitler
düzgün ve basit şekillere sahip olmalıdırlar.
D- Binalar
Halka açık bütün
binaların özürlü insanların yaşamlarını sürdürmeye uygun olarak
düzenlenmeleri gerekir.
E- Giriş Katı,
Sahanlık ve Asansöre Ulaşma
Her engelli insan,
sağlam kimselerin yararlandığı girişlere ulaşabilmeli ve bunlardan kendi
olanakları ile bağımsız olarak yararlanmalıdır. Girişler binanın merkezi
bir bölgesinden yapılmalı ve dışardan kolayca algılanmalıdır. Düz
ayak girişler özürlüler açısından son derece uygundur. Eğer bu mümkün
değilse bina girişinde basamak varsa bunların yanına bir rampa
eklenmelidir. Yere konmuş engeller (çiçeklik vb.) kaldırılmalıdır.
Giriş hollerinde
tekerlekli sandalye için yeterli hareket alanı bulunmalıdır.
Merdivenlerin
uygun tasarlanması özürlüler tarafından kullanılmasını kolaylaştırır ve
düşme tehlikesini azaltır. Dönerek çıkılan merdivenler görme ve hareket
özürlü insanlar için tehlikeler oluşturabilirler. Düz kollu, basamakları
kaymayan, başında ve sonunda sahanlıkları olan merdivenler tercih
edilmelidir. Merdivenin her iki tarafına kavrama güçlüğü çeken kişiler
için küpeşte konulması gereklidir. Yürüyen merdivenler özürlüler için
uygun değildir.
Tekerlekli
sandalyenin de geçebilmesi için bir kapının açıklığının en az 85cm
olması gerekir. Mekanlar arasında eşik bulunmaması tercih edilir.
Asansörlerin
yerleri ve tasarımları özürlüler ve yaşlılar için büyük önem taşır.
Tekerlekli sandalyenin girebileceği asansörlerin yapılması gereklidir.
Asansörler ara katlara konulmamalıdır. Yani asansörün kapısına kadar
basamaksız ve eşiksiz ulaşılabilmelidir. Tekerlekli sandalyenin
sığabileceği en küçük asansör kabini 110cm (genişlik)×140cm (derinlik)
boyutlarındadır. Asansörlerdeki kumanda düğmelerinin tekerlekli
sandalyedeki insanın da uzanabileceği yüksekliğe konulması önemlidir.
Halka açık
binalardaki ve tesislerdeki tuvalet gruplarında özürlü kişiler için de
kabin ayrılmalıdır. Tekerlekli sandalyedeki insana uygun bir tuvalet
kabini genel olarak 220cm x 220cm boyutlarındadır. Tuvaletin yan
tarafındaki duvara tutunma barları konmalıdır. Tuvaletin kapısı dışarı
açılmalıdır. Sürgülü kapılar da uygundur.
F- Ortak Garaj
ve Otoparklar
Özürlülerin
kullandıkları araçlar için özel otopark yerleri ayrılmalıdır . Özürlü
için park yerlerinde yeterli alan bırakılmalı (en az 350cm genişlik) ve
bu alan sarı çizgi ile belirtilmelidir. Zemin kesinlikle kaymaz
malzemeden düz ve çakılsız olmalıdır.
G- Evler
Kazaların en aza
indirilmesi için konutlarımızda gerekli düzenleme ve basit donanımlar
sağlanmış olmalıdır. Evin birçok noktasına tutunma kolları konulabilir.
Dolaplar uygun yüksekliklerde düzenlenmelidir. Dik ve dönerek çıkılan
merdivenler tercih edilmemelidir. Evlerdeki kırılıp yaralanmaya yol
açacak geniş cam yüzeyler azaltılmalıdır. Keskin köşeler, kaygan
zeminler ortadan kaldırılmalıdır. Zeminde düşmeye yol açacak küçük
halılar ve kilimler bulunmamalıdır. Tuşlar, düğmeler, mekanizmalar çok
kısa boylu insanların da ulaşabileceği yüksekliklerde olmalıdırlar. Bir
evde, kapı açıklığı 85 santimetreden daha az olmamalıdır.
H- Odalar
Tekerlekli
sandalyenin oda içerisinde rahatça manevra yapabilmesi için yeterli alan
sağlanmalıdır. Elbise dolapları normal kanatlı ya da sürme kapılı
olabilir. Dolap yüksekliği tekerlekli sandalye kullananlar için yerden
112 cm olmalıdır. Elektrik düğmeleri ve kapı kolları ortalama 100 cm
yükseklikte olmalıdır.
Yatak kenarlarına
ve dolap önlerine özürlü ve tekerlekli sandalye düşünülerek yeterli alan
bırakılmalıdır.
I- Banyo ve
Tuvaletler
Banyo ve
tuvaletler özellikle yaşlı ve ortopedik özürlü kişiler için en fazla
problem yaratan mekanlardır.Manevra alanının artması için banyo ve
tuvaletlerin kapısı dışa doğru açılmalı veya bu mümkün değilse raylı
kapılarla değiştirilmelidir. Tuvalet ve banyoda kaymayan zemin tercih
edilmelidir. Emniyet için tutunma barları monte edilmelidir. Tutunma
barları ihtiyaca göre enine, dik olarak veya yana eğimli (/ ) şekilde
yerleştirilebilir. Enine yerleştirilen barların yerden yüksekliği 90 cm
olmalıdır. Tutunma barları elin rahatça kavramasına izin verecek kadar
geniş olmalı ve bar ile duvar arasındaki mesafe 4cm olmalıdır. Özürlüler
için klozet (alafranga tuvalet) daha uygundur. Klozetin her iki yanında
yeterli boşluk olmalıdır. Klozetin yerden yüksekliği 45- 50 cm
olmalıdır. Çok alçak tuvaletlerde tuvalet yükselticileri kullanılabilir.
Lavabo tekerlekli sandalye ile yanaşmak için ayaksız olmalı ve lavabonun
alt tarafı en az 75 cm yükseklikte olmalıdır. Musluklar kavraması
olmayan kişiler için bilek veya kol hareketi ile açılabilir olmalıdır.
Banyoda emniyeti
sağlamak için zemine kaymayan vakumlu paspaslar konmalıdır.
Banyolarda uygun
tasarlanmış duşun bulunması gerekir. Duşun zemini az eğimli (en fazla
%2) veya düz olmalıdır. Tekerlekli sandalyenin kolayca girmesine olanak
sağlamalıdır. Tutamaklar ve oturaklar özürlünün duşa, tuvalete, küvete
veya buralardan tekerlekli sandalyeye geçmesine olanak sağlamalıdır.
Duşun yüksekliği ayarlanabilmelidir. Duş başlığı esnek bir hortumla
bağlı olmalıdır. Yardıma gerek olduğunda haber vermek için bir telefon
bağlantısı bulunursa özürlü için kolaylık sağlar.
Çamaşır ve kurutma
makinesinin yerleri de tekerlekli sandalye kullanan özürlünün rahatça
kullanabilmesine izin vermelidir. Musluklar itmeli, kollu çevirmeli ya
da otomatik kontrollü olmalıdır. Yüksekliği ayarlanabilen bir ayna
bulunmalıdır.
J- Mutfak
Tekerlekli
sandalye kullananlar için mutfağın mimari düzenlemesi oldukça önemlidir
. Tekerlekli sandalye kullanan kişiler için L şekli mutfaklar
daha kolay manevra alanı sağladığı için uygundur. M utfağın aydınlatması
düzgün ve yeterli olmalıdır. Günlük kullanılan aletlere kolay
ulaşılabilmelidir. Tekerlekli sandalye kullanıcılarının fırın, buzdolabı
ve eviyeyi verimli kullanabilmeleri için gerekli düzenleme yapılmalıdır.
Üst dolap ve rafların yerden en fazla 140 cm yükseklikte olması
gereklidir Fırın ve eviye köşelere konmamalı ve aralarında yeterli
açıklık olmalıdır. Mutfak tezgahının köşede olması tekerlekli
sandalyedeki özürlünün çalışmasını kolaylaştırır. Tezgah fırın ile eviye
arasına konmalı ve yeterli genişlikte (en az 50cm) olmalıdır. Tekerlekli
sandalye tezgahın ve eviyenin altına zorluk çekmeden girebilmelidir
(yerden yükseklik en az 70cm). Bu yolla özürlü oturur konumda birçok işi
(yemek pişirme, bulaşık yıkama vb) kendi başına yapabilir.
Yemek yeme ve
pişirme alanları birleştirilerek mutfak işlevleri kolaylaştırılabilir.
Katlanabilir masalar ve döner mutfak elemanları tekerlekli sandalyeden
uzanarak çalışmayı kolaylaştırırlar. Bulaşık makinesinin önünde yeterli
serbest hareket alanı olmalıdır.Elektrik anahtarlarına, sigortalarına,
zillerine, diafonlara ve otomatlara kolay erişilebilmesi için gerekli
düzenlemeler yapılmalıdır. Elektrik düğmeleri ortalama 100 cm
yükseklikte olmalı ve duvar köşelerinden 40 cm uzakta bulunmalıdır.
K- Ulaşım
Metro, otobüs,
tren ve tramvay uygun tasarımlarla özürlüler için çok zor olmayan
düzenlemelerle, özürlü tarafından kullanılabilir ve "ulaşılabilir" hale
getirilebilir. Bunun için istasyonlarda asansörler, özürlü tuvaletleri,
peronda bazı işaretlemeler ve seyyar rampalar ile vagonlarda bazı alan
genişlikleri ve tutunma donanımları gerekmektedir.
Belediye
otobüsünün ortadaki sahanlığında iki tekerlekli sandalye veya iki çocuk
arabası alacak genişlikte bir alan bulunmalıdır. Tekerlekli sandalyenin
otobüse bindirilmesini sağlamak için düşük döşemeli ve basamaksız
otobüsler olmalıdır. Belediye otobüslerinin ulaşılabilir olmasında
durakların tasarımının da büyük önemi vardır.
12- HALKA AÇIK
YERLERDE MİMARİ DÜZENLEMELER
Bu düzenlemeler
resmi daireler, lokantalar, oteller, tiyatro ve sinemalar, eczaneler,
marketler, müzeler, kütüphaneler, stadyumlar, spor salonları ve okullar
gibi halka açık olan yerlerdeki mimari düzenlemeleri içerir. Çalışma,
sosyal ve kültürel alt yapı alanlarında yapılacak tüm yapı, tesis ve
açık alan düzenlemelerinin, özürlülerin de ulaşmasını ve kullanmasını
sağlayacak şekilde Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun
olarak yapılması zorunludur.
Tekerlekli
sandalye kullanan özürlüler ile ilgili uluslararası örgütlerin tüm dünya
için kabul ettikleri standartlar kriterlere göre;
1.
Kaldırım genişliği; İki tekerlekli
sandalye için en az 180 cm . bir tekerlekli sandalye için 120 cm
olmalıdır.
2
. Kaldırım ve rampa eğimi en fazla % 6
olmalıdır.
3.
Tehlikeli yerlerde emniyet barları
olmalıdır.
4
. Yaya geçitleri: Yer seviyesinde
olmalı, kaldırım yüksekliği azaltılmalı.
5.
Kaldırım taşı yüksekliği: Geçiş
seviyesinde ( 3 cm ) ve kesintisiz olmalı
6.
Yaya yolu: Baş ile aynı seviyede olan
çıkıntılar tehlikelidir. Güneşliklerin alt kenar yüksekliği yerden
minimum 200 cm olmalı. Yolu kapatan uyarı panosu, araba, bisiklet
olmamalı. Zemin kaygan olmamalıdır.
7.
Yazı ile yönlendirmeler iyi
okunabilmelidir, genellikle 140- 180 cm yükseklikte aydınlatılmış
yazılar tercih edilir.
8.
Posta kutuları veya çöp kutularının
yüksekliği: en fazla 120- 130 cm . olmalıdır.
9.
Park yerleri: 50 park yerinden 1 tanesi
tekerlekli sandalyeli özürlü için ayrılmış olmalı, sarı renkli pano ile
belirtilmelidir.
10.
Garaj: Bina girişinde olmalı, uzaktan
kumandalı olmalı, elektrik düğmeleri çıkışa yakın olmalı.
11.
Bina ana giriş kapıları: Eşiksiz, 80-
100 cm genişlikte ve yerden otomatik açılışlı olmalı.
12
. İç kapılar: Eşiksiz, ortalama 90 cm
genişlikte olmalı,
13.
Zemin kaplama: Kaygan olmamalı, tutan
halılar olamamalı
14.
Asansör genişliği: 110- 140 cm olmalı.
15
. Asansör kapı genişliği: 80 cm otomatik
olmalı.
16.
Asansör düğmelerinin yerleşimi ve
yüksekliği: Yerden 90- 140 cm yükseklikte ve yatay olmalı, karşı
duvardan 40 cm uzakta yerleşmeli.
17.
Asansörün diğer özellikleri: İçinde 85-
90 cm yükseklikte tutunma barı, telefonu ve açılır-kapanır koltuk
olmalı. Yeterli manevra alanı olmalı.
18
. Yoldan binaya giriş: Caddeden itibaren
basamaksız olmalı, kaldırım en fazla 3 cm olmalı.
19.
Tuvalet: Her 10 tuvaletten biri özürlü
için ayrılmış olmalı, tekerlekli sandalye için uyarlanabilir olmalı.
20.
Binadaki merdiven genişliği + yükseklik:
2 yükseklik+1 genişlik=63 cm olmalı.
21.
Oteller: Odaların % 5'i ya da en az 2
oda tekerlekli sandalye kullananlar için düzenlenmiş olmalı.
22.
Telefon kabinleri: Her 10 telefondan
biri özürlüye ayrılmalı. Kapı genişliği 90 cm , eni 120 cm , boyu 125 cm
, yerden telefonun en üst yüksekliği 130 cm , rehber koyma yeri
yüksekliği 120 cm olmalı.
23.
Bekleme salonu, lokanta ve mağazalar:
Kasalar arası mesafe 90- 100 cm olmalı, uygun manevra alanı olmalı,
lokantalarda uzun geçişler ve dik açılı kulvarlar en az 100 cm
genişlikte olmalı.
24.
Halka yönelik gişeler: Barlar arası
mesafe 90- 100 cm olmalı.
25.
Tren, uçak, otobüs, taksi: İniş ve
binişler için alçak basamaklar ya da rampalar olmalı, en az bir
kompartıman özürlüye ayrılmalı, taksi kapı genişliği uygun transferi
sağlamalı.
26.
Sinema, tiyatro, konferans salonları:
300 koltuktan biri özürlü için ayrılmış olmalı yada arkadan girişli 4
kişilik 100- 120 cm yer ayrılmalı, giriş ve çıkışlar uygun olmalı.
13- OKUL VE
SINIFLARDA DÜZENLEMELER
Ortopedik özre
sahip bir çocuğun eğitim ve öğretimine devam edebilmesi için eğitim
binaları ve sınıfta bazı mimari düzenlemeler yapılması gerekir. Çocuğun
kullandığı araç gereçlerle ilgili bilgi toplayıp sınıftaki bazı araç
gereçleri çocuğun kullanabileceği şekilde değiştirmek gerekebilir. Bu
konuda aile ve okul birlikte çalışarak çözüm yolları geliştirmelidirler.
Bunun için yapılması gerekenler:
§
Özellikle oda
düzenlemelerinizi basit şekilde yapın. Çocuklar kullanmaya alıştıktan
sonra araç gereçleri yavaş yavaş artırın. İyi düzenlenmiş ve tutarlı bir
çevrenin oluşturulması çocuğun kafasının karışmasını önleyecek ve sınıfa
alışmasını kolaylaştıracaktır. Her aktivitenin yapıldığı alanlar açıkça
belirlenmelidir.
§
Sınıfın sıkışık olmamasına
dikkat edin. Sıraların arasında geçişin mümkün olabileceği boşluklar
olmalıdır.
Koltuk değneği,
baston veya yürüteç kullanan çocuklar kolayca yere düşebilirler. Diğer
çocuklar özürlü çocuğun nasıl hareket ettiği ve aleti nasıl kullandığı
konusunda bilgilendirilmelidirler. Ayrıca koltuk değneklerinin yere
sağlam basabilmesi için geniş bir paspas yere serilebilir
KAYNAKLAR
• Ataman, A. Editör,
(2003) Özel Gereksinimli Çocuklar ve Özel Eğitime Giriş . Gündüz
yayıncılık
• Özel Eğitim
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname.
Resmi Gazete,
Sayı: 23011
(Mükerrer), 6 Haziran
1997
• Özsoy, Y., M.
Özyürek ve S. Eripek. Özel
Eğitime Muhtaç Çocuklar: Özel Eğitime
Giriş
(8. Baskı). Ankara:
Karatepe Yayınları, 1997.
•
http://www.ozida.gov.tr
|